2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2023/7138 E. , 2025/14812 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 03/12/2019 tarihinde kolluğa müracaat eden müşteki ...'nun ifadesinde 03/12/2019 günü saat 13:00 sıralarında 20 yaşlarında 2 bayan ile 13 yaşlarında 1 kız çocuğunun iş yerine geldiğini ve 15 dakika mağazada dolandıktan sonra çıktıklarını, onlar gittikten sonra masanın üzerinde bulunan cep telefonunun olmadığını fark ettiğini beyan edip suça sürüklenen çocuk ...'yı fotoğraflardan teşhis etmesi, suça sürüklenen çocukların da ifadelerinde müştekiye ait iş yerine gittiklerini kabul etmeleri, Uyap'ta yapılan sorgulamada suça sürüklenen çocuklar hakkında derdest ve kapalı çok sayıda soruşturma ve dava dosyası olduğunun tespit edilmesi, ssç .....'nın adli sicil kaydında hırsızlık suçundan sabıkasının olması birlikte değerlendirildiğinde müştekiye ait cep telefonunu ssç'lerin çaldığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararının dosya kapsamı ile uyumlu olduğuna, bu itibarla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, müştekinin mahkemede alınan beyanında belirttiği iğne alan kişinin kim olduğunun tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocukların mağazaya girip kıyafet alma bahenesiyle kıyafet denedikleri, herhangi bir şey almadan çıktıları, suça sürüklenen çocukların mağazaya girdikten hemen sonra şikâyetçinin masanın üzerine bıraktığı telefonunun çalındığı, bu süre zarfında başkaca şahsında dükkana girmediği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocukların mahkûmiyetleri yerine beraat kararları verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
İncelenen olayda; Batman Çocuk Mahkemesinin 2020/149 Esas, 2021/36 Karar sayılı ilâmı ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’in olay günü müştekinin dükkanına gelerek cep telefonu çaldıkları iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda TCK’nın 142/2-h maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş, süresinde istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi 2021/1143 Esas, 2021/1387 Karar sayılı ilâmı ile suça sürüklenen çocuklar hakkında kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar vermiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise düzenlediği tebliğnamede Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği beraat kararının onanması gerektiğine ilişkin görüş bildirmiştir. Dairemizin çoğunluğu eylemin mevcut delillere göre sabit olduğu, bu nedenle her iki suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle verilen beraat kararının bozulmasına karar vermiştir. Dosyada tartışılan husus; suça sürüklenen çocuklar yönünden eylemin sübut bulup bulmadığı sorunudur.
Dosya incelendiğinde; olay günü müştekinin ilk kolluk müracaatında işyerine 20 yaşlarında iki bayan ile 13 yaşlarında bir kız çocuğunun geldiğini, işyerinde 15 dakika kadar alışveriş yapacakmış gibi dolaştıklarını, daha sonra herhangi bir şey almadan çıkıp gittiklerini onların çıkmasından sonra masa üstündeki telefonun yerinde olmadığını fark ettiğini, bu üç bayandan yaşı küçük olanın telefonunu çalmış olabileceğinden şüphelendiğini ifade ettiği, mahkeme ifadesinde ise bu üç bayandan ikisinin dükkanda kıyafet denediğini, bir tanesinin bir süre sonra toplu iğne istediğini, masanın üzerinden toplu iğne alması için izin verdiğini, bu üç bayanın çıkmasından sonra cep telefonunun çalındığını fark ettiğini ifade ettiği görülmektedir. Müştekinin bu beyanlarından başka dosyada kesin delil yoktur. Kollukça yapılan araştırmalar sonrasında kamera kayıtlarından olay günü dükkana gelen yaşı küçük suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ...’e ulaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuklar olay günü işyerine alışveriş için girdiklerini, bir şey almadan çıktıklarını ve hırsızlık yapmadıklarını savunmuşlardır. 12 yaşından küçük olan ... hakkında ceza ehliyeti bulunmadığı için ek takipsizlik kararı verilmiştir.
Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında suçu işlediklerine dair tek delil müştekinin kanaat içeren ifadeleridir. Bu ifadelerde ise üçünün birlikte hareket ettiğine, şahısların kendisini oyaladıklarına, perde yaptıklarına ilişkin hiçbir iddiası ve kanaati bulunmamaktadır. Hatta tam tersine kolluk ifadesindeki kanaati hakkında takipsizlik kararı verilen ...’in bu cep telefonunu almış olabileceğine ilişkindir. Hâl böyleyken tek delil olan müştekinin bile üç kardeşin iştirakine ilişkin herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Cep telefonunu herhangi birisinin ya da hakkında takipsizlik kararı verilen yaşı küçük ...’in aldığına ilişkin görgüye dayalı doğrudan bir bilgisi, kamera kaydı ve sonrasında çalınan eşya elde edilmemiştir. Dolayısıyla suça sürüklenen çocukların eylemi birlikte işlediğine ya da içlerinden herhangi birisinin tek başına işlediyse bunun kim olduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, inandırıcı kesin bir kanıt bulunmaksızın suça sürüklenen çocukların atılı suçu işlediklerini kabul ederek beraat kararının kaldırılarak, herhangi yeni bir araştırmaya da ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan mahkûmiyet yönünde bozulmasına karar verilmesi düşüncesine iştirak edilmemiştir.