Aramaya Dön

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/784
Karar No
K. 2025/725
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/784 Esas
KARAR NO: 2025/725
VEKİLİ: Av. AYŞE NUR ÖZSOY
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 07.08.2016 tarihinde saat 20.00 sularında ... İlçesi ... mevkünden evine dönmek amacıyla plakasını bilmediği ... halk otobüsüne bindiğini ve yolcu olarak seyahat etmekte iken ... otobüsü ... Sok. ... ... durağına yolcu almak ve bırakmak amacıyla yanaştığını, sonrasında otobüsün yolcu alımı bittiğinde orta kapısını kapatmadan ve ani şekilde hareket ettiğini, bu sırada orta kapıya yakın olarak otobüsteki yoğunluk nedeniyle ayakta seyahat etmekte olan müvekkilinin açık bırakılan kapıdan dışarıya doğru savrulduğunu ve otobüsten düşmek suretiyle ciddi şekilde yaralanarak bayıldığını, durakta bekleyen yolcuların 112 acil servisi araması üzerine müvekkilinin ambulans ile ... Devlet Hastanesine kaldırıldığını ve ilk müdahalenin burada yapıldığını, sunulan 07.08.2016 tarihli hasta nakil formu ile müvekkilinin otobüsten düştüğü ve tedavi altına alındığının sabit olduğunu, kaza sonrasında müvekkilinin %22 oranında sürekli malul kaldığının tespit olunduğunu, 07.08.2016 tarihli kaza hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelilerin tespiti ve kamu adına yargılanması için 2021/... sayılı dosya ile soruşturma açıldığını, fakat somut olarak şüphelilerin tespit olunamadığını ve şüpheli şahısların tespiti için iş bu soruşturma dosyasından daimi arama kararı verildiğini, davalı ... hesabına başvuru yapıldığını, talebin reddedildiğini belirterek maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) yaptırılmamış veya plakası tespit edilemeyen araçların motorlu araçların işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya sakat kalmasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı meydana gelen bedeni zararları, söz konusu sigorta mevzuatı çerçevesinde, araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve kaza anında geçerli limitler dahilinde karşılamakta olduğunu, ilgide kayıtlı taleple ile ilgili olarak dosyada bulunan belgelerin incelenmesinde, 07.08.2016 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak kaza gününde herhangi ve hiçbir mercie müracaatta bulunulmadığının görülmüş olduğunu, kazadan 4 yıl sonra 2020 yılında ...Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan müracaatta, 07.08.2016 günü ...'un plakası ve sürücüsü bilinmeyen... Belediyesi'ne ait otobüste yolculuk yaparken şoförün ani kalkış yapması ile yolcu ...'un açık kapıdan düşerek yaralandığı gerekçesi ile şikâyetçi olunduğunun görüldüğünü, bu bilgi dışında kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, ayrıca polis ekiplerince 25.11.2022 tarihinde düzenlenen araştırma tutanağında kazaya dair - tanık bulunmadığı, görüntü kaydının olmadığı tespit edilmediğini, hukukta ispat yüküyle ilgili çeşitli düzenlemeler mevcut olup, genel kuralı düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 6. Maddesine göre, kanunda aksi bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu,

HMK'nın 190/1 maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi heline hak çıkaran tarafa ait olduğu, öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılması gerektiği, haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu'nun 50. Maddesine göre, zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, bu konuda birçok emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, somut olayda ...'un olay tarihinde İstanbul Belediyesine ait otobüs şoförünün ani kalkışı neticesinde yaralandığı iddia edilmişse de ifadesi dışında, kamera kaydı vs. gibi delillerin bulunmaması ve olayın oluş şekli hakkında değerlendirme yapılamaması nedeniyle talebinin karşılanmasının mümkün olamamakta olduğu beyan etmiştir.

Dava trafik kazası nedeni ile sürekli ve geçici iş göremezlik zararının ... hesabından tazmini istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nın 91.maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Hesabı Yönetmeliğinin 9.maddesinde; trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabına başvurulabileceği belirtilmiş, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK'nin 3.maddesinde; motorlu bisikletin, silindir hacmi 50 cc'yi geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 50 km den az olan bisiklet olduğu düzenlenmiş, 2918 Sayılı KTK'nın 103. maddesinde ise; motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı) ... Hesabı, plakası tespit edilmeyen bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. Mahkemece yapılması gereken dava konusu trafik kazası nedeniyle yapılan tedavilere ilişkin tüm evraklar toplanarak, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu almak, tarafların kusur oranları hususunda bilirkişi raporu almak ve tüm belgeler toplandıktan sonra aktüerya raporu almaktır.

Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 23/09/2024 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; ... oğlu 02.01.1950 doğumlu, ...’in 08.08.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait sorunlar, omuz eklemi hareket kısıtlılığı, Şekil 2.10, Şekil 2.11 ve Şekil 2.12’ye (%6+%5=11 göre üst ekstremite özürlülük oranı %11, Tablo 2.3’e göre kişinin özür oranı %7 , Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, kalça eklemi hareket kısıtlılığı, Tablo 3.8 ve Tablo 3.8b’ye göre kişinin özürlülük oranı %3 olduğu, Balthazard formülü ile %(7+3 )=%9.79, Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %10 (yüzdeon) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bilirkişi heyetinin düzenlediği 03/02/2025 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Bu kazanın davacının anlattığı şekilde gerçekleştiğini gösteren dava dosyasında kamera kaydı, tanık beyanı, kaza tespit tutanağı, kaza raporu, olay yeri inceleme ve araştırma tutanakları olmadığında kusur değerlendirmesinin yapılmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte davacının olayın meydana gelişi ile ilgili beyanının yeterli/doğru olup olamadığı Yüce Mahkeme'nin Takdirinde olduğu, eğer davacının olayın meydana geliş şekli anlatımı üzerinden bir kusur değerlendirmesi yapıldığında ise aşağıdaki kusur dağılımı yapıldığı, Trafik kazasına karışan Kimliği Tespit Edilemeyen ... Otobüs Sürücünün bu olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusuru olduğu, Trafik kazasına yaralanan Davacı ...'un kusursuz olduğu, ... Hesabı yönetmeliğinin 9.maddesine göre, davalının sorumlu olabilmesi için kazaya neden olan aracın sigorta ettireninin veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi ve kazanın meydana geldiği tarihte aracın zorunlu trafik sigorta poliçesinin bulunmamasının gerektiği, somut olayda aracın ... tarafından işletildiği belli olup, aracı sigorta ettirmekle mükellef olanında ... Genel Müdürlüğünün olması gerektiği, buna göre de; işbu kaza nedeniyle davalı ... Hesabının sorumlu olup olmayacağı hususundaki hukuki durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğundan ve dosya hesap için tarafıma tevdi edildiğinden kazalının kusursuz olması dikkate alınarak 96100 kusur oranına göre davacı ...'un; Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 10.992,07 TL, Sürekli iş göremezlik dönemine ait %10 maluliyeti ile ilgili maddi zararının 170.808,48 TL olduğu, ATK tarafından kazalının bakıma muhtaç olduğuna dair bir tespit yapılmadığından bakıcı gideri zararı nedeniyle hesap yapma imkanının bulunmadığı, Davacının maddi zararlarının poliçe limitlerini aşmadığı, Dosya münderecatına göre en erken temerrüt tarihinin 11.01.2023 olarak belirlendiği, Dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 12/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; kazaya ilişkin en somut dosyada bulunan hasta nakil formu olduğunu, söz konusu formda olayın otobüsten düşme şeklinde açıklandığının sabit olduğunu, kazaya sebep olan aracın olay yerini terk etmesi ve müvekkilinin de derhal hastaneye sevk edilmesi nedeniyle olay anında kaza tespit tutanağı tutulamadığını, akabinde ise ilgili dönemdeki hastane yönetiminin ihmali nedeniyle polise haber vermemesi ve müvekkilinin hukuki konulardaki bilgisizliği sebebiyle savcılık soruşturmasının yapılmamış olduğunu, olaya ilişkin soruşturmanın ancak şikayeti üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/... sayılı dosyası ile yapıldığını, ancak anılan soruşturmada fail ya da faillerin tespit edilemediğini, 6100 sayılı HMK belirsiz alacak davası ve kısmi dava hükümleri gereğince dava konusuna ilişkin ıslah ve talep arttırım taleplerinin olduğunu, açıklanan nedenlerle; davaya konu alacaklar yönünden talep arttırım talebimizin ve ıslah talebimizin kabulü ile müddeabihin artırılması yolu ile arttırdığımız kısım ile dava dilekçesinde talep ettikleri miktarların birleştirilmesi sonucu; Geçici iş göremezlik tazminat alacağı 10.992,07-TL, Sürekli iş göremezlik tazminat alacağı 170.808,48 TL, Bakıcı ve tedavi gideri alacağın 10,00 TL olmak üzere toplam 181.810,55 TL’nin kaza tarihi olan 07.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Davalı ... Hesabı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 24/07/2025 tarihli dilekçesi ile, davanın ... Müdürlüğü'ne ihbarının talep etmiştir.

İhbar olunan ... İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün Mahkememize sunmuş olduğu 15/08/2025 tarihli davaya karşı cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olduğu iddia edilen trafik kazası ile ilgili olarak davacı tarafın açmış olduğu usul ve yasaya aykırı iş bu davayı kabul etmediklerini, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep ettiklerini, dosyada iddiaya konu kazanın hangi hat ve plakalı araçta meydana geldiğini ispatlayan delil bulunmadığını, husumet itirazları baki kalmak kaydı ile davacının iddia konusu kazanın gerçekleşmesinde kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, davacının maddi zararının tazminini talep etmekte ise de; davacının iddia konusu maluliyeti ile iddia konusu kaza arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davacının gelir durumunu gösteren belgelerin zarar kalemlerine ilişkin makbuz ve faturaların dosyaya sunulması gerektiğini, davaya konu olayla ilgili davacıya SGK tarafından herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, Mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenebilmesi için, trafik kazası sonucu vefat eden, yaralanan yada malul kalan sigortalının kendisine yada geride kalan hak sahiplerine SGK tarafından iş kanunu uyarınca herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığına ve yahut gelir bağlanıp bağlanmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; huzurdaki davada müvekkil taraf sıfatını haiz olmadığından müvekkil kurum aleyhine hüküm tesis edilmemesini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; 07/08/2016 tarihinde davacının seyahat ettiği ... otobüsünden düşmesi neticesinde zarara uğradığı, ... otobüsünün plakasının tespit edilemediği anlaşıldığından davalı ... Hesabının sorumluluğu bulunduğu, her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de 2918 sayılı KTK.nun109/2 maddesinin "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerli olduğundan dava açıldığı 29/11/2023 tarihi itibariyle 8 yıllık ceza zaman aşımının dolmadığı anlaşıldığından zaman aşımı itirazının reddine karar verildiği, davacının iş bu kaza nedeniyle malul kaldığı, mahkememizce tarafların tüm delilleri toplandığı, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alındığı, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağılık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 10 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, bu maluliyet oranına göre dosyanın kusur tespiti ve aktüerya hesabı yapılması amacıyla dosyanın bilirkişilere tevdi edildiği, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre plakası tespit edilemeyen ... otobüsünün %100 oranında oranınında kusurlu olduğunun bildirildiği, davacının gelirine göre yapılan hesaplamanın yapıldığı, davacının bilirkişi raporu doğrultusunda talebini artırdığı, davacı tarafından davalıya başvuruda bulunduğu ancak başvuru tarihinin dosya kapsamında tespit edilememesi nedeniyle başvurunun reddine karar verilen 11/01/2023 tarihinde davalının temerrüt şartlarının oluştuğu, davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davasına bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile 10.992,07-TL geçici iş göremezlik ve 170.808,48-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 181.800,55-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 11/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine;

2.Karar ve ilam harcı 12.418,79-TL nin peşin ve ıslah harcı 3.374,85-TL den düşümü ile kalan 9.043,94-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

4.Davacı tarafından yatırılan 3.644,70-TL peşin, ıslah ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 16.385,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.