18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sigortaladığı ... plakalı aracın duraklama halindeyken davalının sigortacısı olduğu ... plakalı aracın önce ... plakalı araca arkadan çartığı, daha sonra savrulup müvekkili sigortalı araca arkadan çarpması suretiyle 19/01/2022 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı araçta maddi hasar meydana geldiğini, eksper raporunda %100 davalının kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigorta aracın hasarının müvekkili sigorta şirketi giderilerek tahsil edildiğini, dava dışı sigortalı tespit edilen araç hasar bedelinin düşük olduğunu iddia ederek Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, çıkan karar ile 16.013,08 TL hasar tazminatının tahsiline karar verildiğini, dava dışı sigortalının tahkim komisyonu kararı ile icra takibi başlattığını, icra dosyasına ödeme yapıldığını, ödenen hasar bedelinin tahsili için davalı sigortacıya başvurulduğunu, taleplerinin karşılanmadığını, kalan bakiye hasar bedelinin ödenmesi için .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek, davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından teminat limitlerinin tüketildiği ispat edilemediğinden davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun zmms poliçesi limitleri üzerinde kalan kısım ile sınırlı olması gerektiğini, iş bu davanın ikame olmadan önce usulüne uygun şekilde başvuruda bulunmadığını, bu yüzden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 29/01/2025 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 01/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Kusur Yönünden
1.... plaka sayılı aracın davalı sürücüsünün ASLİ ve TAM KUSURLU olduğu,
2.... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsünün atfı kabil bir kusur bulunmadığı,
2.... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsünün atfı kabil bir kusur bulunmadığı,
3.Davaya konu aracın Hasar tutarının 53.672,15 TL. olduğu, Sigorta Mevzuatı Yönünden
4.Davalı şirketten İMM teminatı ile sigortalı olan ... plakalı aracın 96100 kusurlu olması nedeniyle davacı şirketten kasko sigortalı ... plakalı aracın maddi 3.672,15 TL hasar bedelinden dava dışı KZMMS sigorta şirketi tarafından ödenen 28.218.15 TL tenzil edildiğinde bakiye alacağın 25.454,00 TL olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının bakiye zarar talebinin 16.013,08 TL (asıl alacak) olduğu dikkate alındığında bakiye hasar talebinin davalı sigorta şirketinden tanzim edilen Kasko İMM poliçesinin teminat kapsamında olduğu ve davacının TTK 1472. madde gereğince davalıdan rücuen talep edebileceği..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava; davacı sigorta şirketinin kasko sigortasını temin ettiği ... plakalı araca, davalının sigortacısı olduğu ... plakalı araç tarafından zarar verildiği iddiası nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile hak sahibine ödenen bedelin tazmini ve ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte tahsili için açılan .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazların iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısına 21/02/2024 tarihinde ödeme yapmış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde huzurdaki davanın süresinde açılmış olduğu kanaatine varılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 inci maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 inci maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1 inci maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Yargılama esnasında taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş akabinde dosyanın 1 otomotiv- motorlu taşıt sigortaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisi ile 1 trafik kazaları kusur alanında uzman makine mühendisi bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile, bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere dosya arasına celp edilmiş olan tüm evraklar, hasar dosyası, poliçe şartları ve yönetmelik hükümleri de göz önünde bulundurulmak sureti ile davaya konu aracın ( ... plakalı aracın) markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu da irdelenmek suretiyle kaza tarihi itibariyle aracın onarım ve değer kaybı bedelinin tespit edilerek, davacının ödemiş olduğu toplam tazminat bedelinin yapılacak kusur incelemesi uyarınca ne kadarını davalıdan talep edebileceği, davacının davalıya başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda ve davacının takip tarihi itibari ile takip talebinde belirtilen tutar dikkate alınarak alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve 02/05/2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır.
İlgili raporda " S O N U Ç: Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde Hukuki durumun ve delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 19.01.2022 tarihinde meydana gelen işbu dava konusu yaralanmalı ve maddi hasarlı Trafik kazasında; Kusur Yönünden
1.... plaka sayılı aracın davalı sürücüsünün ASLİ ve TAM KUSURLU olduğu,
2.... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsünün atfı kabil bir kusur bulunmadığı,
2.... plaka sayılı aracın dava dışı sürücüsünün atfı kabil bir kusur bulunmadığı,
3.Davaya konu aracın Hasar tutarının 53.672,15 TL. olduğu, Sigorta Mevzuatı Yönünden
4.Davalı şirketten İMM teminatı ile sigortalı olan ... plakalı aracın %100 kusurlu olması nedeniyle davacı şirketten kasko sigortalı ... plakalı aracın maddi 53.672,15 TL hasar bedelinden dava dışı KZMMS sigorta şirketi tarafından ödenen 28.218,15 TL tenzil edildiğinde bakiye alacağın 25.454,00 TL olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının bakiye zarar talebinin 16.013,08 TL (asıl alacak) olduğu dikkate alındığında bakiye hasar talebinin davalı sigorta şirketinden tanzim edilen Kasko İMM poliçesinin teminat kapsamında olduğu ve davacının TTK 1472. madde gereğince davalıdan rücuen talep edebileceği " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Yargılama aşamasında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu içeriği ve müzekkere cevaplarından; davalıya sigortalı aracın KZMMS sigortasının dava dışı Türkiye Sigorta tarafından tanzim edildiği ve dava dışı ZMMS sigortası kapsamında yapılan ödemeler sonucu 50,00-TL poliçe teminat limitinin kaldığı anlaşılmıştır. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından karşılanır. Ancak, meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Yasa koyucu, meydana gelen zarar bakımından trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı için müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk ilkesini benimsemiştir. İhtiyari mali sorumluluk sigortasının tamamlayıcılık vasfı bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, zarar, kazayı yapan aracın zorunlu trafik sigortası kapsamında ve limit içinde ise, bu aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacak, ancak, limit aşımında ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu söz konusu olacaktır. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede ; bilirkişi raporu ile davacının icra takibine konu ettiği rücuya konu alacak miktarı uygun bulunmuş ise de; dava dışı ZMMS sigortacısının poliçe teminat limitinin 50,00-TL kaldığı, davalının İMM teminatı kapsamında iş bu davada taraf olarak yer aldığı bu hali ile davacının rücuya konu ettiği ödeme tutarından 50,00-TL nin öncelikle kazaya karışan aracın dava dışı ZMMS sigortacısından talep edilmesi gerektiği bu miktarın üzerinde kalan zarar miktarı olan 15.963,48-TL yönünden ise davalının sorumlu olduğu anlaşılmış açıklanan nedenlerle bu miktarda asıl alacağın kabulü gerekmiştir. (emsal mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairesi 2019/1381 E., 2020/691 K. Sayılı kararı)
Davacının takip öncesi faiz istemi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının sunmuş olduğu dekont sureti incelendiğinde 21/02/2024 tarihinde ödeme yapılmış olması sebebiyle ödeme tarihi ile takip tarihi olan 10/06/2024 tarihi arasında geçen sürede faiz talebinde bulunabileceği, bu tarihler için yasal faiz oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığında davacının 488,09-TL faiz isteminde bulunabileceğinin anlaşılmakla açıklanan nedenlerle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, alacak likit ve belirlenebilir olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı istemi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.) Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 15.963,48-TL asıl alacak ve takip öncesi işlemiş 488,09 TL faiz olmak üzere toplam 16.451,57-TL üzerinden takip talebinde gösterilen koşullarda devamına, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2.Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,
3.) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.123,81 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 696,21 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
4.) Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 16.451,57 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6.) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 55,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7.) Davacı tarafça yapılan 65,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 488,40 TL ilk masraf (427,60 TL başvurma harcı + 60,80 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 8.553,40 TL yargılama giderinin, davanın kabul red oranına göre hesaplanan 8.524,87 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8.) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
9.) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 12,01 TL'sinin davacıdan, 3.587,99 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2025 Katip ... (e-imzalıdır) Hakim ... (e-imzalıdır)