Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/437
Karar No
K. 2025/899
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/437 Esas
KARAR NO: 2025/899
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/03/2023
KARAR TARİHİ: 23/10/2025

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA:

Davacı vekili 20/03/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; " öncelikle takibin durdurulması için teminatsız olarak, Sayın Mahkeme aksi kanaatteyse uygun görülecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilimin ------Esas Sayılı dosyasında davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile % 20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. " denmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davaya konusu menfi tespit istemi olup, Öncelikle menfi tespit davalarında arabuluculuk zorunlu dava şartıdır.

Davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmadan iş bu davanın açılması mümkün değildir. Yasal mevzuat gereği arabuluculuk yoluna başvurulmadan ve son tutanak dosyaya sunulmadan iş bu davanın görülmesi usulen mümkün değildir.

Davacı tarafın iş bu dava öncesi yaptığı arabuluculuk başvurusu dosyadaki evraklar dahilinde bulunmamaktadır.

Davacı tarafa kesin süre verilerek arabuluculuk son tutanağının sunulmasının istenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ve belirtilen sebeple dava, dava şartı yokluğundan ve usulden ret ile sonuçlanmalı ve Sayın Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmelidir.Bu hususta ----- pek çok emsal kararı da bulunmaktadır. Usul itirazlarımızı yineleyerek esas hakkında da cevap verme zarureti olduğundan beyanlarımızı sunmaktayız.

Müvekkilimizin davacı -------alacağına karşılık hazırlanan bonoya ilişkin olarak takip başlatılmış ve usuli işlemler neticesinde de takip kesinleşmiştir. Müvekkilin davacıya gerek banka kanalı ile gerekse nakit/elden yüklü meblağlar vermiş ve bu tutarlara karşılık davacı tarafça bono verilmiştir. Açılan icra takibi yasal mevzuatın emrettiği kurallar izlenerek, borçlu/davacının resmi adresi/mernis adresine gönderilerek kesinleştirilmiştir. Kaldı ki, bu tebliğin usulsüz olduğu iddiası var ise bunun da yolu bellidir. Davacı bu yolların hiçbirine başvurmamaktadır.Müvekkil ile davacının ticari bir ilişkisi olduğu da tamamen gerçek dışıdır, taraflar arasında hiçbir zaman böyle bir ilişki kurulmamıştır. Müvekkilin tefecilik yaptığı iddiası ise hem saçma hem de iftira niteliğindedir. Müvekkilin bu suçlama ile uzaktan yakından alakası, ilgisi olmadığı, tamamen karşı tarafın Mahkemeyi yanıltma çabasından ibarettir.

Müvekkilin gerek ---- gerekse------resmi kayıtları incelenebilir. Bu yönde tanık anlatımına da başvurulacak olup, gerek resmi belgeler vasıtası ile gerekse tanık anlatımları ile bu iddianın gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığı, davacının bahane üretme /suçlama yapma / dikkati başka yöne çekme çabası olduğu anlaşılacaktır. Bu konuda dava dilekçesinde belirtildiği üzere resmi kayıtların sunulması ya da dava dosyalarının soruşturma dosyalarının sunulmasını beklemekteyiz.Davacı, müvekkil gibi pek çok insandan borç almış, ödememiştir. Davacı yasalara aykırı işlemler yapmış ve gerek ---- gerekse ---- soruşturmalara konu edilmiştir. Davacının ---- hukuki durumu merak konusudur, çünkü kendisinin ---- olduğu ve ---- da dönemediği bilinmektedir. İşadamı olarak gösterilen davacının bu sıfatla uzaktan yakında alakası da yoktur. Davacının, müvekkilden farklı farklı zamanlarda borç aldığına ilişkin yazışmalar olduğu kadar bu meblağların euro karşılığı da gene yazışmalarda dile getirilmektedir. Bu hususla birlikte davacı asilin isim değişikliği yapması da ayrıca merak konusudur. -------- olarak tanınan davacı isim değişikliği yaparak, bilinen pek çok adres adres bilgisi ile süreçlerin uzatılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu yüzden kendi şikayetçi olduğu savcılık dosyasında dahi kendisine ulaşılamamaktadır. Davacının davalı/borçlu/sanık olduğu dosyaların--- sisteminden çekilmesi ile mevcut durumu çok daha net görülecektir. Hatta ve hatta --- adli süreçlerin de davacının profili hakkında bilgi verebileceği kanaatindeyiz.Aşağıda ayrıntısı ile bahsedeceğimiz tapu iptal davalarında ve savcılık dosyalarında da davacının müvekkilden nakit olarak ve elden para aldığına tanıklık eden ve bu tanıklığını da anılan mahkeme dosyalarına beyan eden kişiler bulunmaktadır. Delillerimiz arasında yer alan iş bu hukuk dava dosyaları ve soruşturma dosyalarında, bahsettiğimiz tanık beyanları görülecektir. Sayın Mahkeme dosyasında da aynı tanık deliline dayanılmakta olup tanık isimleri daha sonra dosyaya bildirilecektir.Davacının, müvekkilden belli aralıklar ile borç istediği, paralar aldığı ve bütün olay silsilesinin bu şekilde olduğunu belli eden ----yazışmaları da bulunmaktadır. Bu yazışmalar da dosyaya ibraz edilecektir.Senedin tahrif edildiği iddiası hem gülünç hem de hukuki dayanaktan yoksundur.

Davacı taraf bu iddiaları uzun süredir dile getirmekte olup, bu konuda savcılık makamına imza örneği vermeye dahi gitmemiştir.

Davacı tarafça istanbul anadolu cumhuriyet başsavcılığına yapılan 2020 yılına ait suç duyurusunda kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.Davacı tarafça yapılan ------- sayılı soruşturma dosyasında, müvekkil hem ifade vermiş hem imza örnekleri vermiş ve sürecin takipçisi de olmuştur. Davacı ise kendi suç duyurusuna imza örneği bile vermemiş defalarca çağrılmasına rağmen başvuru da yapmamıştır. Hal böyle iken halen daha senette tahrifat/değişiklik iddiası hem gülünç hem de hukuki temelden yoksun durumdadır.

Davacının iddiasının aksine, borçlu davacı --------- sürekli olarak muvazaalı işlemler yaptığı insanları ve kurumları dolandırmaktan hüküm giydiği görülmekte ve bu yolla haksız kazanç elde etmeye çalışmaktadır. Nitekim davalı --- hakkında daha önce Kapatılan ----- Tarihli ilamı ile Resmi Belgede Sahtecilik, Bankayı Aracı Kılmak Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet hükmü kurulmuş ve bu karar kesinleşerek infaz edilmiştir. Buna ilişkin mahkeme ilamı ve davalıya ait adli sicil kaydının istenmesi ile bu durum rahatlıkla görülecektir.Hakkında dolandırıcılık suçundan hem de nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm verilmiş olan davacının müvekkili dolandırıcılıkla suçlaması ise ayrı bir ironidir ve Sayın Mahkemenin takdirindedir.Davacı, müvekkil gibi başka insanlardan da borç paralar almış, ödememiş bu davranış şeklini alışkanlık ve yaşam biçimi haline getirmiştir.Davacının---- saygın bir iş adamı olduğu bilgisinin gerçeğe tamamen aykırı olduğu daha önce belirtmiştik. ----hem --- ------ düzenli bir geliri ve işi olmayan ve yukarıda belirtilen mahkeme ilamı ile görüldüğü üzere dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir kimsedir.----- da benzer şekilde insanlardan paralar alan davacı ile ilgili gerek ---- gerekse ----- suç duyurusunda bulunulduğu, halen daha soruşturmaların yürütüldüğü bilinmektedir. Bu konuda gene ----tarafından yapılan ----- numaralı soruşturma dosyası bulunmaktadır. Bu dosyada da davacı asile ulaşılmamaktadır. Görüldüğü üzere davacı hemen her konuda Sayın Mahkeme'yi yanıltmaya çalışmaktadır. Gerek resmi konularda gerekse beşeri ilişkilerinde de bu yolu kullanan davacı ile ilgili mal kaçırma iddiası ile açılan tapu iptal davaları görülmektedir. Aşağıda ayrıntısı ile açıklanacağı üzere borcun doğumundan sonra mal kaçırma kastı ile taşınmazlar başka kişilere satılmış kardeşler arası satışlar yapılmıştır.

Belirtilen konu ile alakalı olarak----- tasarrufun iptali davaları görülmekmektedir.Dava dilekçesinde de belirtilen ve ---- ilinde olan taşınmaz ile ilgili olarak, ----taşınmazı -----devretmiş, akabinde -----bu taşınmazı çok çok düşük bedelle ---- kardeşi --- devretmiştir. ---- ayırt etme gücü dahi yerinde değildir.Anılan taşınmaz, borç ilişkisinin ortaya çıkması ve alacağın tahsili için icra takibine konu edilmesinden kısa süre sonra,----- tarihinde, tamamen kötü niyetli olarak ve müvekkilden mal kaçırmak kastıyla, ---- tarafından iş bu sefer kardeşi ------ satılmıştır. Bu işlemde de satış değeri gerçek değerin çok altındadır. Taşınmaz, 5.828,39 m2 yüzölçümüne sahip olup ---------- değerli kaplıcalara çok yakın konumdadır ve bu büyüklükte bir yerin 6.600,00-TL bedeli olması hayatın olağan akışına terstir. Gerek bu durum gerekse yukarıda anlatılan alıcı-satıcı silsilesi dahi devir işlemlerinin görünürde ve muvazaalı işlemler olduğunu kanıtlamaktadır.------arasında süreklilik arz eden ve muvazaalı şekilde satışlar gerçekleştirildiği bilinmektedir. Muvazaalı işlemler yapan bu kişiler alıcı-satıcı silsilesine farklı bir kişi de ekleyerek bu işlemleri gerçekleştirmektedirler. Örneğin,-------- bölüm no'lu taşınmazın yine mal kaçırmak amacıyla önce teyzesinin kızı olan ---- devretmiş, o da taşınmazı ---- devretmiştir. Hal böyle iken bu satışların varlığı doğal olarak dava konusu olmuştur.Bu satış işlemi yanında, anılan taşınmazla aynı apartmanda yer alan,------Bağımsız bölüm, gene davacının akrabası olan ----devredilmiştir. Hatta ve hatta taraflar farklı iki taşınmazı aynı gün aynı kişiye devretmiştir. ---- akrabası ---- tarafından söz konusu taşınmaz ---- devredilmiş, bahsi geçen diğer taşınmaz da aynı gün ---- tarafından yine ----- devredilmiştir. Bu ilişkinin ve tesadüfler silsilesinin takdirini Sayın Mahkeme'ye bırakmaktayız.Tüm bu ayrıntılı açıklamalar, belirtilen işlemler -------- arasındaki ve ilişkiyi ve hileli işlem yapma kastını ortaya koymaktadır. Devamlılık arz eden bu durum doğal olarak dava konusu yapılmıştır ve bu davalar derdest şekilde bekletici mesele yapılan Sayın Mahkeme dosyasını beklemektedir.Öte yandan, bu dosyalarda dinlenen tanık beyanlarında müvekkil ile ------arasında borç ilişkisinin olduğu, davalı ----benzer yöntemler ile başka insanlardan da borç aldığı ve ödemediği kayıt altına alınmıştır.Görüldüğü üzere, davacı tarafın anlattığı olaylar silsilesi tamamen yanıltıcı ve yaşadığımız gerçeklikten farklıdır. Davacının geçmiş sicili, dosyaya sunulacak deliller ve dinlenecek tanık anlatımları ile bu durum çok daha net şekilde ortaya konacaktır. Davacının nihai amacının süreci uzatmak, sürüncemede bırakmak ve müvekkilin alacağını almasının önüne geçmek olduğu da görülecektir.Belirtmiş olduğumuz hususlar dahilinde Sayın Mahkeme'den davanın reddini talep etmek zorunlu hale gelmiştir. " denmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir -------------Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer ---------- Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. ---------Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davacı olan borçlu üzerindedir. Senette bulunan imzanın inkar edilmesi durumunda ise senette bulunan imzanın davacıya ait olduğu hususundaki ispat külfeti ise davalı üzerindedir. Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir.Somut olayda davacı taraf dava konusu senedin tarihlerinin boş bırakıldığını sonradan doldurulduğunu senette tahrifat yapıldığını senet bedelinin ‘53.500 TL’ olmasına karşın ‘83.500 EURO’ olarak düzeltildiğini ileri sürmüş ve davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.TTK.nın 778/2-f. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı miktar, vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur.-------------

Somut olayda, her ne kadar davacı vekilince bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddia edilmiş ise de buna yönelik herhangi bir yazılı belge sunulmadığı senette tahrifat iddiasına ilişkin mahkememizce alınan ---- tarihli bilirkişi raporunda bedel ve para cinsinde tahrifat yapıldığına dair fiziksel bir bulgu mevcut bulunmadığı tespitine yer verildiği rapora karşı davacı tarafça yapılan itiraz ve sunulan uzman mütalaası dikkate alınarak ------ raporunun alındığı ilgili raporda neticeten inceleme konusu senette miktar belirtir bölümlerde tahrifat yapıldığını gösterir bir bulgu saptanmadığı tespitine yer verildiği her ne kadar raporda senedin matbu ‘YTL’ ibarelerinin üzeri çizilerek ‘E’ ‘Euro’ ibarelerine dönüştürülmüş olduğu söz konusu işlemin senedin tanzim esnasında mı sonradan mı değiştirildiği hususunda teknik bir tespite yer verilemediği belirtilmiş ise de senet metninde bedelin yazı ile belirtilen bölümüne rakamla "83.500" yazıldıktan sonra yanına "Euro" ibaresinin yazıldığı, dolayısıyla senet metni ve üst kısımda belirlenen bedellerin aynı olduğu, para biriminin de senet metninde ve üst kısımda açıkça "EURO" olarak belirtildiği, para birimleri arasında herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, senet metninde ve üst kısımda matbu olan YTL ibaresi çizilip Euro yazılmış ise de bu durumun çelişkili olmadığı matbu senetteki YTL ibarelerinin hukuki sonuç doğurmayacağı bu haliyle davacının tahrifat bulunduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.05.07.2023 tarihli ara karar ile İİK 72/3 Maddesi gereği tedbir kararı verildiği ancak fiilen uygulanmadığı görülmekle davacı aleyhine İİK'nın 72/4. Maddesi gereği tazimata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.----------- tarihli ara karar ile İİK 72/3 Maddesi gereği tedbir kararı verildiği ancak fiilen uygulanmadığı görülmekle davacı aleyhine İİK'nın 72/4. Maddesi gereği tazimata hükmedilmesine yer olmadığına,

3.Peşin alınan 11.561,25 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 10.945,85‬ TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,

5.Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

6.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 105.548,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.