Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2024/750
Karar No
K. 2024/2193
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/750 E.  ,  2024/2193 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2024/750
Karar No: 2024/2193
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
DİĞER DAVALI: ... Valiliği
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/06/2023 tarih ve E:2018/5766, K:2023/3350 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığınca istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: ... olarak görev yapmakta iken çalıştığı kurum kapatılan davacının çalışma izninin iptaline ilişkin işlem ile anılan işlemin dayanağı olan Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/06/2023 tarih ve E:2018/5766, K:2023/3350 sayılı kararıyla; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 1., 4., 8., 9. ve 10. maddeleri, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. ve 2. maddeleri, 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 1., 2., 3., 27., 39., 44. ve 45. maddeleri ile Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 01/08/2016 tarih ve E.8136328 sayılı "667 sayılı KHK ile İlgili Uygulamalar" konulu yazısı, 20/09/2016 tarih ve E.9899240 sayılı "FETÖ/PDY Bağlantılı Kurumlarda Çalışmış Olan Personel" konulu yazısı ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı "667 sayılı KHK kapsamında çalışma izni iptal edilen personel" konulu yazısında yer alan kurallar aktarılarak, 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi neticesinde kabul edilen olağanüstü hal rejimi kapsamında çıkarılan davalı Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 1. maddesinde; 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilerek Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumlarının çalışma izinlerinin iptal edileceği;

2.maddesinde, kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları iptal edilen kurumların mühür ve evrakı teslim etmeleri gerektiği;

3.maddesinde, kapatılan kurumlarda çalışan personelin çalışma izininin iptal edileceği ve bu personele bir daha çalışma izni düzenlenmeyeceği;

4.maddesinde ise, 5237 sayılı Kanun'un "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu düşünülen ancak Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında henüz işlem başlatılmamış özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarının bilgilerinin herhangi bir gecikmeye meydan verilmeksizin Cumhuriyet savcılıklarına ve Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bildirileceği düzenlemelerine yer verildiği,

Görüldüğü üzere, dava konusu Genelge'nin 1., 2. ve 4. maddelerinin 5580 sayılı Kanun kapsamındaki kurumlara ilişkin olduğu; 3. maddesinin ise, 5580 sayılı Kanun kapsamında iken kapatılan (tesis edildiği tarih itibarıyla haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan) kurumlarda görev yapan personele ilişkin olduğunun anlaşıldığı,

Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinin; kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edilmesi ile bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ve bu duruma ilişkin verinin MEBBİS'e işlenmesi şeklinde iki yönünün bulunduğu, Bu durumda, düzenleyici işlemin yukarıda ifade edilen bu iki yönü ve doğurduğu hukuki sonuçların farklı olması nedeniyle "personelin çalışma izninin iptal edilmesi" ile "personele bir daha çalışma izni düzenlenmemesi" durumlarının ayrı ayrı hukuki incelemeye tabi tutulmasına karar verildiği, Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi..." ibaresi yönünden;

Uyuşmazlığın bu kısmının çözümü bakımından 5580 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilen personelin çalışma rejiminin hukuki niteliğinin ortaya konulmasının önem arz ettiği,

Anılan Kanun kapsamında bulunan kurumlarda görev yapabilmek için özel öğretim kurumu ile kurumda görev yapmak isteyen kişi arasında İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesinin imzalanması ve kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin bu izne esas olan belgelerinin eksiksiz olarak kurumun bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edilmesi gerektiği, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan şartları sağladığı yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna ilişkin yetkili makamlardan alınmış belge ile tespit edilen ve diğer nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde valilikçe çalışma izni düzenleneceği, valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağının açık olduğu, Görüldüğü üzere, özel öğretim kurumlarında görev yapan personele hangi kurumda hangi kadro ve/veya pozisyonda görev verilmek isteniyorsa, o çerçevede çalışma izni onayı düzenlendiği; kişilerin, istedikleri kurumda çalışabilmelerine imkan verecek genel bir çalışma izni onayının bulunmadığı,

Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumunda çalışmak isteyen kişilere verilen iznin kişinin çalışmak istediği kuruma münhasıran verilmesi nedeniyle aynı izne dayanılarak başka bir özel öğretim kurumunda çalışmanın mümkün olmadığı, bu hâlde çalışma iznine konu kurumun kapatılması hâlinde çalışma izninin bir fonksiyonunun kalmayacağının tartışmasız olduğu,

Dava konusu Genelge'nin 3. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda (667 sayılı KHK ile bu kurumlar kapatıldığı için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 01/08/2016 tarih ve E.8136328 sayılı "667 sayılı KHK ile İlgili Uygulamalar" konulu yazısı uyarınca kapatılan kurumlar olarak ifade edilmektedir) kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edildiği,

Dava konusu Genelge kapsamındaki personelin çalıştığı kurumların 667 sayılı KHK'nın ekli (II) sayılı listesinde yer verilmek suretiyle veya anılan KHK'nın 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bakan Olur'u ile kapatıldığı görülmekte olup; çalışma izni iptal edilen personelin kurumlarının kapatılması nedeniyle halihazırda kendilerine çalışma onayı düzenlenen kurumlarda fiilen ve hukuken çalışma imkanı bulunmadığından anılan personelin çalışma izinlerinin iptalinin, sadece fiilî durumun tespitini sağladığı,

Bir başka deyişle, davalı idarece kapatılan kurumlarda görev yapan personelin çalışma izinlerinin iptal edileceği yolunda herhangi bir düzenleme yapılmasaydı dahi, yukarıda açıklanan personel çalıştırma rejiminin niteliği gereği, ilgili kişilerin çalışabileceği bir kurum bulunmadığından fiilen çalışamayacaklarının tartışmasız olduğu,

Bu itibarla, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan Genelge kapsamındaki kurumlarda görev yapan personelin çalışma izinlerinin iptal edilmesine ilişkin hüküm, sadece kapatılan kurumlar için düzenlenen çalışma izinlerinin iptali sonucunu doğuracağından, dava konusu düzenlemenin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi yönünden;

Anayasa'nın, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin olarak olağan ve olağanüstü dönemler için iki ayrı hukuki rejim öngördüğü, olağan dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejiminin Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlendiği, olağanüstü dönemde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ya da kullanılmasının durdurulması rejiminin ise Anayasa'nın 15. maddesinde yer aldığı, Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasının mümkün olduğu,

Ancak; bir tedbirin OHAL tedbiri olarak nitelendirilebilmesi ve incelemenin Anayasa'nın OHAL dönemi için öngördüğü denetim rejimi kapsamında yapılabilmesi için olağanüstü durumun var olması ve ilan edilmesi, tedbirin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olması ve olağanüstü hâl süresiyle sınırlı uygulanması şeklindeki koşulların da bulunması gerektiği (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 188-191; AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 11; Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 71-75),

Uyuşmazlığa konu düzenleyici işlemin ilgili hükmü uyarınca, kapsamda bulunan personel hakkında bir daha çalışma izni düzenlenmemesi sonucu doğduğu görülmekte olup; Genelge'nin hukuki sonuçlarının OHAL'in süresini aştığı, dolayısıyla denetimin olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan Anayasa'nın 13. maddesi bağlamında yapılması gerektiğine karar verildiği,

Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı; "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu; "Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinde de, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükümlerine yer verildiği, Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin temel bir ilke olarak benimsendiği,

Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için Anayasa'nın 48. ve 49. maddeleri çerçevesinde, "çalışma özgürlüğü" bağlamında yapılacak sınırlamalara yönelik kuralın ikincil mevzuat hükümleri ile belirlenip belirlenemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği,

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerin ilgili hükümlerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma veya bu hükümlere dayanılarak idari işlem ile kamu hizmetindeki görevine son verme işlemleri; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran "olağanüstü tedbir" niteliğinde olup yargı içtihatlarının da bu yönde olduğu (Danıştay Beşinci Dairesi E:2016/8196, K:2016/4066, 04/10/2016),

Kanunilik ilkesinin, ilgililerin hangi davranış ya da eylemleri neticesinde ne tür bir yaptırıma muhatap olacakları hususunda öngörülebilirlik ve hukukî güvenlik sağladığı, idarî yaptırımların kanuniliğinin, idarenin keyfi olarak davranmasını engellediği gibi hukuk devletinin gereklerinin de yerine getirilmesine hizmet edeceği, çünkü, idarî yaptırımların bireylerin hak ve özgürlüklerine getirebileceği sınırlandırmaların kanunlarla belirlenebileceği, kanuni bir dayanağı olmaksızın idarî işlemle yapılacak bir müdahalenin ise, bireylerin hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına neden olacağı,

Anayasa Mahkemesinin de bireysel başvuru incelemesi yaparken, temel hak ve özgürlüklere ilişkin ihlal iddialarının değerlendirilmesinde, başlıca ölçüt olarak "kanunilik" kriterini benimsediği ve "kanunilik" kriterini sağlamayan müdahaleleri, diğer güvence ölçütleri olan; meşru amaç, ölçülülük ve demokratik toplum düzeni için gereklilik açısından incelemediği,

Belirtmek gerekir ki; Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, hak ve özgürlüklere müdahale edilmesinin ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlı olduğu, TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmamasının hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakacağı (AYM kararları; Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56; Sanasaryan Vakfı, B. No: 2019/6264, 03/11/2022, § 73),

Bununla birlikte; temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup; bu noktada kanunun niteliğinin önem kazandığı, kanunla sınırlama ölçütünün sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade ettiği; böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesine de yardımcı olduğu; bu yönüyle hukuk güvenliği teminatını sağladığı (AYM kararları; Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, § 67; Tamer Mahmutoglu, § 104),

Bu açıklamalar ışığında; 5580 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri dikkate alındığında; koşulların oluşması halinde, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda görev yapan personelin çalışma izninin iptalinin mümkün olduğu, ancak "bir daha özel öğretim kurumlarında çalışma izni verilmemesi" sonucunu doğuracak veya buna imkan verecek bir kuralın bulunmadığı görüldüğünden; dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personele bir daha çalışma izni verilmemesi yolundaki kuralın kanuni dayanağının bulunmadığının anlaşıldığı, Ayrıca, 667 sayılı KHK'da da "5580 sayılı Kanun'a tabi kapatılan kurumlarda görev yapan personele bir daha çalışma izni verilmeyeceği" yolunda herhangi hükmün bulunmadığı, Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 06/01/2022 tarih ve Başvuru No:2018/25011 sayılı kararında da benzer değerlendirmelerin yer aldığı,

Bu itibarla, Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin kanuni dayanağı bulunmadığından iptali gerektiği,

Öte yandan, dava konusu düzenlemede yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin iptaline ilişkin bu kararın, olağanüstü hal kapsamında kurumu kapatıldığından bahisle çalışma izni iptal edilen yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin her biri için doğrudan çalışma izni düzenlenmesi anlamına gelmediği; sadece söz konusu personelin MEBBİS ekranında bulunan "Kurumu 667 sayılı KHK ile kapatıldı." şerhinin kaldırılması sonucunu doğuracağının açık olduğu,

Dolayısıyla, özel öğretim kurumlarında çalışmak isteyen kişilerin çalışma izni talepleri değerlendirilirken, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen şartların sağlanıp sağlamadığı hususunun idarece ayrıca değerlendirileceği ve şartları sağlayan kişilere çalışma izni onayı düzenlenebileceğinin açık olduğu, Dava konusu bireysel işlem yönünden;

Uyuşmazlığa konu somut olayda, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edileceği" yolundaki kural doğrultusunda davacının çalışma izninin iptal edildiğinin görüldüğü,

Dava konusu bireysel işlem ile dayanağı düzenleyici işlem bir bütün olarak irdelendiğinde; dava konusu bireysel işlemin, Genelge'de yer alan çalışma izinlerinin iptal edileceğine ilişkin düzenleme uyarınca tesis edildiği anlaşılmakta olup; işlem tarihinde davacının çalışabileceği kurum da bulunmadığı dikkate alındığında bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,

Dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin iptaline, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi..." ibaresi ile bireysel işlem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, dava konusu Genelge'nin amacının kamu yararının sağlanması olduğu, bu Genelge'den sonra yaşanılan tereddütlerin giderilmesi amacıyla Bakanlıklarınca illere gönderilen 20/09/2016 tarihli yazı ile gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, tüm valiliklere hitaben yazılan 11/10/2016 tarihli yazı ile de, haklarında dava konusu Genelge uyarınca işlem yapılan personelin mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanarak valilikler tarafından komisyon oluşturulması ve bu komisyonlara yapılan başvurular üzerine FETÖ ile irtibatı ve iltisakı olmadığı belirlenen personelin Bakanlıklarına bildirilmesinin öngörüldüğü, 5580 sayılı Kanun'un 4., 8. ve 9. maddeleri, 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi, dava konusu Genelge ve Bakanlıklarının 20/09/2016 tarihli yazısı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın iptale ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığının temyiz isteminin reddine,

2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/06/2023 tarih ve E:2018/5766, K:2023/3350 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 09/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY

X- Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi neticesinde kabul edilen olağanüstü hal rejimi kapsamında çıkarılan Milli Eğitim Bakanlığının 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nde, Bakanlığa bağlı olarak faaliyet göstermekte iken 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar" başlıklı bölümünde yer alan maddelerde düzenlenen suçlar kapsamında FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olduğu tespit edilerek Cumhuriyet savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile öğrenci yurtları hakkında yapılacak işlemler düzenlenmiş olup, anılan Genelge'nin 3. maddesinde, "Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." düzenlemesine yer verilmiştir. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde, Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen KHK'ya ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlar kapatılmış, Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı öngörülmüştür.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 01/08/2016 tarih ve E.8136328 sayılı "667 sayılı KHK ile İlgili Uygulamalar" konulu yazısında; 886 sayılı Makam onayı doğrultusunda, personel çalışma izni onaylarının iptali işlemlerinin MEBBİS özel öğretim kurumları modülünde "667 Sayılı KHK Kapsamında Kurumu Kapatıldı" butonu ile yapılacağı, buton açılmadan önce tesis edilen işlemler için Bakanlıkça gerekli işlemlerin yapılabilmesi için bu personel listelerinin ivedilikle Bakanlığa gönderilmesi gerektiği, Bakanlığın gerekli iş ve işlemleri yapacağı belirtilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 20/09/2016 tarih ve E.9899240 sayılı "FETÖ/PDY Bağlantılı Kurumlarda Çalışmış Olan Personel" konulu yazısında ise; FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı KHK'nın ekli (II) sayılı listesinde yer alan (673 sayılı KHK'nın 1. maddesi gereği bu listeden çıkarılanlar hariç) özel öğretim kurumları ile öğrenci yurtlarından Kararname öncesinde yönetimine kayyum atananlarda, kayyum ataması yapıldığı tarihten önce çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı çerçevesinde 667 sayılı KHK'nın ekli (II) sayılı listesinde yer alan (673 sayılı KHK'nın 1. maddesi gereği bu listeden çıkarılanlar hariç) özel öğretim kurumları ile öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmaksızın 667 sayılı Kararname ile kapatılanlarda Kararname'nin Resmi Gazete'de yayımlandığı 23/07/2016 tarihinde çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personel ile 667 sayılı Karamame'nin 2. maddesinin 3. fıkrası gereğince Bakan onayı ile kapatılan kurumlarda Bakanlık onay tarihi itibarıyla o kurumda çalışmakta olan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin çalışma izin onaylarının iptal edilmesi, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi ve MEBBİS üzerinde de gerekli değişikliklerin yapılması gerektiği, belirtilen tarihlerden önce görev yapmış ve muhtelif nedenlerle görevlerinden ayrılmış olan personelin, MEBBİS Özel Öğretim Kurumları Modülünde yer alan "667 sayılı KHK kapsamında kurumu kapatıldı" butonunun kapsamı dışında olduğu ifade edilmiştir.

Uyuşmazlıkta; 5580 sayılı Kanun kapsamında iken kapatılan (Genelge'nin tesis edildiği tarih itibarıyla haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan) özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinlerinin valiliklerce iptal edildiği ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi için MEBBİS üzerinde "Kurumu 667 sayılı KHK ile kapatıldı." şerhinin konulduğu görülmüştür. Anayasa’nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik hâllerinde veya olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması ve bunlar için Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınması mümkündür.

FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilerek kapatılan (Genelge'nin tesis edildiği tarih itibarıyla haklarında Cumhuriyet savcılıklarınca işlem başlatılan) özel öğretim kurumlarında görev yapan personelin, çalışma izinlerinin iptal edilmesine, bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesine ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgilerin işlenmesine ilişkin dava konusu Genelge'nin 3. maddesi, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların özel öğretim kurumlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Öte yandan, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 09/05/2018 tarih ve 7141 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değişik halinde, "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmüne yer verilmiş olup, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde öngörülen olağanüstü tedbirin kanuni dayanağa da kavuştuğu görülmektedir. Bu durumda, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genelge'nin 3. maddesinde yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin iptali yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.