Aramaya Dön

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/827
Karar No
K. 2025/943
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/827 Esas
KARAR NO: 2025/943
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 26/11/2022
KARAR TARİHİ: 23/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı uzun süredir bir ticari iş ilişkisi içerisinde olduğunu, yurtiçi ve yurtdışı gönderiler konusunda davalıdan destek aldığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından 5 adet gönderi kiralık ekipmanların geri iadesi olarak (geçici ihracat) 26 Nisan 2022 tarihinde davalının ... Ön Büro ofisine teslim ettiğini, ancak davalı tarafından yapılan inceleme ile söz konusu 5 adet gönderinin 4 tanesi müvekkili şirketin bilgi ve rızasına aykırı olarak gümrüksüz şekilde ülkeden ayrıldığı öğrendiğini, bu durumun fark edilmesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından davalıya başvurulduğunu ancak davalı, müvekkilinin zararını karşılamak istemediğini, davalıya .... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile başvurulduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile bahse konu 4 adet gönderinin gönderilmesinde müvekkili şirket tarafından eksik beyanda bulunulduğunu ve açıklama kısmına gerekli bilginin yazılmadığı ileri sürülerek taleplerin reddedildiğini, davalı davaya konu 4 adet gönderinin gümrüksüz olarak ülkeden ayrılması hususunda usule ve beyana aykırı davrandığını ve ağır kusurlu olduğunu, davalının işbu ağır kusuru kapsamında müvekkili nezdinde doğan tüm zararların karşılanması gerektiğini, dava kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesi ile muhteviyatı belirlenmek üzere şimdilik 10.000,00TL toplam zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık İstanbul'dan İngiltere'ye ..., ..., ... numaralı konşimentolar tahtında ve İtalya'ya ... numaralı konşimento tahtında yapılan 4 adet yük taşımasından kaynaklandığını, üye ülkeler arasında yapılan uluslararası hava taşımasından doğan uyuşmazlıklara, 01.10.2010 tarihli ve 27716 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Varşova Konvansiyonu’na ek 4 sayılı Montreal Protokolü) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünden bahisle geçici ithalat gönderisinin geçici ithalat olduğunu taşıyıcıya özellikle beyan etmesi gerektiğini, konşimento içeriğinden davacı tarafın sorumlu olduğunu, uyuşmazlık konusu olarak bildirilen ... -... -... ... numaralı 4 adet konşimento incelendiğinde hiçbirinde geçici ithalat gönderisi olduğu yazmadığını, gönderi tanımında belirtmiş olan returning rental equipment kısmı gönderinin ne olduğu ile ilgili olup gönderinin ihraç nedenini göstermediğini, gönderinin tanımından ihraç şeklini tespit etmek mümkün olmadığını, davacı zararlarından müvekkilinin sorumlu olmayıp herhalükarda müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacı zarara kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız davanın reddini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma sözleşmesinden kaynaklı zararın tahsili sitemine ilişkindir.

Somut olayda; Davacı şirket tarafından kiralık ekipmanların geri iadesi olarak (geçici ihracat) 26 Nisan 2022 tarihinde davalının ... Ön Büro ofisine teslim edilen 5 adet gönderinin 4 tanesinin davacı şirketin bilgi ve rızasına aykırı olarak gümrüksüz şekilde ülkeden ayrılması sebebiyle oluşan zararların tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve kısmi dava olarak açılmış olmak kaydıyla 3.000,00TL navlun bedeli, 4.000,00TL gönderi bedeli, 1.000,00TL ardiye bedeli, 1.000,00TL gümrük ceza bedeli, 1.000,00TL kira bedeli olmak üzere toplam 10.000,00TL'nin toplam zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.

Havayolu ile taşıma sözleşmesi, yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmede hareket yeri ve varış yeri aynı olan bir taşıma söz konusu ise iç taşımadan; hareket yeri ve varış yeri farklı iki ülkede olan veya her ikisi de aynı ülkede olmasına rağmen başka bir devletin ülkesinde bir duraklama yerinin kararlaştırılmış olduğu taşıma söz konusu ise uluslararası taşımadan bahsedilecektir.

Ülkemizde havayoluyla yapılan iç taşımalarda TSHK uygulanacak; bu Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesi gereğince ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hâllerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanacaktır. Uluslararası taşımalarda ise doğrudan Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların uygulanması gerekecektir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ise 1929 tarihli Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme ve Eki Protokol ile 4 numaralı Montreal Protokolü (Varşova Konvansiyonu) ve bu Sözleşme ile kurulan sistemin günümüz şartlarına uygun hâle getirilmesi amacıyla hazırlanan 1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’dir (Montreal Konvansiyonu).

Yargılama esnasında taraflarca sunulan beyan dilekçeler ve belgeler göz önünde bulundurulduğunda dosyanın havayolu taşımacılığı alanında uzman bilirkişi ve 1 gümrük ve dış ticaret alanında uzman bilirkişiye tevdi ile rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup bilirkişiler tarafından hazırlanan kök ve ek raporların tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarını karşılar mahiyette olmaması sebebiyle dosyanın havayolu taşımacılığı alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan ve mahkememizce hükme esas alınan kök ve ek raporda özetle;

T. C. Ticaret Bakanlığı ...

Gümrük ve Kaçakçılık ve İstihbarat Müd.nün yazısı ve eklerine göre gümrük işlerini davacı şirketin kendisi tarafından takip edildiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki ihtilafın özünün, davalı ... şirketinin emtianın gümrük işlemlerini yapma yükümlülüğü olup olmadığı, yükümlü değilse taşınmasının yanında ayrıca gümrük işlemlerini davacı adına ve hesabına yapmayı üstlenip üstlenmediği ve/veya gereği gibi yerine getirip getirmediği hususu ile bu işlemlerin gereği gibi yerine getirilmemesinden dolayı bir sorumluluğunun olup olmadığı ve miktarının ne olduğu hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.

Dava uluslararası havayoluyla eşya taşımasına ilişkin olmasına rağmen taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin yukarıdaki (değerlendirme 1) tanımlamadan anlaşılacağı üzere hava taşıma sözleşmesi ve hava taşıma sürecinde emtianın zıya, hasar ve/veya gecikmesinden kaynaklanan bir zararın tazminiyle ilgili değildir. Ayrıca taraf vekillerinin beyanları da gözetilerek davanın veya dava konusu zararın konişmento bilgilerinin yanlış yazılması, davacı tarafından hatalı verilmesi veya davalı tarafından dikkate alınmamasıyla da ilgisi bulunmadığı ifade edilmelidir.

Dava gümrük işlemlerinin gereği gibi yapılıp yapılmaması hususuna dayandığından dolayı davalı ... şirketinin bu işlemleri yapma yükümlülüğü bulunması halinde sorumluluğu Gümrük Mevzuatı ve TBK’nın vekilin özen yükümlülüğüne dair (TBK m.506) hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, bu durumda da davalı ... şirketinin sınırlı sorumluluğunun söz konusu olamayacağı kanaati hasıl olmaktadır.

Yukarıda özetlenen iki adet faturada davacıya gönderilen iki adet taşıma için davalının “ihracat beyannamesi” bedeli talebinde bulunduğu görülmektedir. Buna karşılık davacının gönderen olduğu Türkiye’den yapılan taşımaların hiçbirinde davalı şirketin “ihracat beyannamesi” bedeli veya gümrük hizmetlerini çağrıştıran herhangi bir kalem için bedel talep ettiğine rastlanmamaktadır. “İhracat beyannamesi” bedeli talep edilen faturalar üzerindeki taşımaya ilişkin kayıtlardan da anlaşılacağı üzere bu taşımalar; davacı tarafından gönderilen gönderilere ilişkin değil davacıya yurt dışındaki müşterilerinden gönderilen davacının alıcı/gönderilen olduğu gönderilerdir. Tarihleri nazara alınarak bunların dava konusu geri taşımalara ilişkin olduğu değerlendirilmektedir.

Maillerin incelenmesinde maillerin genellikle iade taşımaya ilişkin olduğu anlaşılmakta ve davalı ...’nin gümrük işlemlerini hatalı yapmasından dolayı geri gelmesi vb. hususlardan söz edilmemektedir. Bu maillerde gümrüğe ilişkin ifadelerin emtiaları Türkiye’den çıkış taşımasına ilişkin değil geri taşımasına ilişkin olduğu değerlendirilmektedir.

T. C. Ticaret Bakanlığı ...

Gümrük ve Kaçakçılık ve İstihbarat Müd.nün yazısına ve eklerine göre de dava konusu gönderilerin Türkiye’den ihracat gümrük işlerini davacı şirketin kendisi tarafından takip edildiği anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak davalı ...’nin emtianın taşınmasını üstlenmekle gümrük işlemlerini yapmayı da üstlenmiş olmadığı, kural olarak gümrük işlemlerini yapmakla yükümlü olmadığı, ancak ayrı bir sözleşme veya sözleşme kaydı ile üstlenmesine engel bir durum olmadığı; ancak somut olayda özellikle davacı tarafından gönderilen gönderiler bakımından davalı ... şirketinin gümrükleme işlemlerini üstlendiğine dair herhangi bir veri bulunmadığı; aksine Gümrük idaresinden gelen yazıya göre dava konusu gönderilerin gümrük işlemlerini davacı şirket tarafından yapıldığını gösterdiği; davalı ... tarafından davacının gönderen olduğu taşıma hizmetlerine ilişkin faturaların hiç birinde gümrük hizmetlerine ilişkin herhangi bir hizmet için talepte bulunulmadığı, ancak davacının gönderilen olduğu iki faturada “ihracat beyannamesi” bedeli talep edildiği ve bu faturaların tarihleri de dikkate alındığında bunların dava konusu emtiaların geri taşınmasına ilişkin hizmetlerin talep edildiği şeklinde değerlendirilmektedir.

Davalı ... şirketinin dava konusu gönderilerin yurt dışına sevki sürecinde gümrük işlemlerini yapmayı üstlendiğine dair bir veri olmamasından dolayı davacı şirketin kendisi veya gümrük müşaviri tarafından hatalı sevk edilen emtiadan dolayı davalı ...’den herhangi bir tazminat talep etmesinin yerinde olmayacağı Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.

İşbu alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında davalının dava konusu gönderilerin yurt dışına sevki sürecinde gümrük işlemlerini yapmayı üstlendiğine dair davacının iddiasını ispatlayamadığı, bu sebeple davalıdan herhangi bir tazminat isteminde bulunamayacağı kanaatine varılmış olup nitekim davacının birden fazla alacak kalemini konu ettiği işbu dava bakımından mevcut oluşmayan, farazi olarak ileride oluşma ihtimali bulunan kalemlere ilişkin de talepte bulunduğu, davacının mevcut durum itibari ile davalının kusurlu eylemi neticesinde zarara uğradığını ispatlayamadığı kanaatine varılmış olup bu kapsamda davasının reddine karar vermek gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 341. Maddesinin "(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davacının kısmi olarak açmış olduğu işbu davasında yargılama esnasında ibraz etmiş oldukları bilirkişi raporuna itiraz mahiyetinde sunulan 07/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde toplam zararının en az 143.628,68 TL olduğunun beyan edilmiş olması sebebiyle istinaf yasa yolu açık olarak karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;

1.Davacının davasının REDDİNE,

2.Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 170,78-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 444,62-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,

4.Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.

6.Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.