1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/02/2016 tarihinde, davacı ...’in Kayseri Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi 23. Caddede faaliyet gösteren ... adlı işyerinde davalı şirketçe sigortalanmış bulunan ... plaka sayılı kamyonetin kasasında iken, ... adlı sürücünün aracı çalıştırarak hareket ettirmesi neticesinde yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza neticesinde davacının sağ el dört parmağının kangren olduğunu ve kesilmek durumunda kaldığını, davacının uzun süreli tedavi gerektirecek şekilde yaralandığını, bir süre Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, bir süre Kayseri Şehir Hastanesi'nde ve bir süre de Konya Hospital Hastanesi'nde tedavi altına alındığını ve maddi manevi zarara uğradığını, Kayseri Şehir Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu’un 24/12/2018 tarihli raporuna göre davacının %42 oranında maluliyeti olduğunu, bu maluliyetin zaman içerisinde azalma ihtimali olmamakla birlikte ilerleyen süreçte artma ihtimalinin de bulunduğunu, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olarak davalı ...
Sigorta A.Ş.'nin davacının maddi zararlarından sorumlu olduğunu, davacının yüksek oranda malul kalmasından ve dava konusu kazadan dolayı hem sağlık kuruluşlarına sürekli olarak vakit ve para harcamak zorunda kaldığını, hem de hukuki prosedürleri ile uğraşmak zorunda kalmasından dolayı ciddi anlamda maddi zarara uğradığını, davalı Sigorta Şirketi’nin başvuruya karşılık herhangi bir tazminat ödemesi yapmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maluliyet durumuna düşen davacının poliçe gereği hak sahibi olduğu şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (25,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 25,00 TL hastane vs. masraflar için) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davadan önce KTK'nun 97.maddesine göre yaptığı başvuru sırasında eksik evrak sunduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı aracın Organize Sanayi Bölgesi 23.Caddede faaliyet gösteren ... adlı işyerinde bulunduğunu, 22/02/2016 tarihinde davacı tarafın mezkur kamyonetin kasasında iken ... adlı sürücünün aracı çalıştırarak hareket ettirmesi neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...’in kaza sebebi ile yaralandığını, davacı yanın talebine ilişkin kazanın teminat kapsamında yer almadığını, dava dilekçesinde davacı yanında belirtmiş olduğu gibi kaza "davacı taraf mezkur kamyonetin kasasında iken ... adlı sürücünün aracı çalıştırarak hareket ettirmesi neticesinde" meydana geldiğini, kusur oranlarının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasını, davalı şirketin geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri yol masrafının sorumluluk kapsamında bulunmadığını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek, davalı şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, bu kapsamda tazminat hesabı da uzmanlık gerektirdiğinden aktüer hesabı yaptırılmasını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. ... Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak ... plakalı aracın kaza tarihi olan 22/02/2016 tarihli kaza tarihinden bugüne kadar tüm kayıtları celp edilmiştir. ... Sigorta A.Ş.
Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... plaka sayılı aracın 22/02/2016 tarihinde karıştığı kaza nedeni ile açılan hasar dosyası celp edilmiş, ... plakalı aracın 11/06/2015 başlangıç ve 11/06/2016 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür. Kayseri Şehir Hastanesi'ne, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne, Konya Hospital Hastanesi'ne müzekkere yazılarak davacının 22/02/2016 tarihinde trafik kazası nedeniyle yaralanmasından dolayı bu hastanelerde gördüğü tedavilere ilişkin tedavi evrakları ve tedavi cd'leri celp edilmiştir.
SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının 22/02/2016 tarihinde trafik kazası geçirmesi nedeniyle yaralanmasından dolayı SGK tarafından davacıya rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabıyla, trafik kazası sebebiyle davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, gelir veya maaş bağlanmadığı anlaşılmıştır. Davacının nüfus kayıt tablosu örneğinin uyap sisteminden çıkarılarak dosya arasına alınmıştır. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası celp edilmiştir. Dava dosyası Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur rapor alınmış, 06/01/2022 tarihli raporda özetle; -Sürücü ...'in %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu, -Yolcu ...'in %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğun bildirir yönde kanaat raporu sunulmuştur. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görüldü.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına davacının sevki yapılarak maluliyet hususunda rapor alınmış, 16/06/2022 tarihli raporda özetle; iki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya özür oranının ve/veya (yüzdeotuziki) olduğu, SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı hususunda ek bilgi, belge (makbuz, fatura, dekont, ayrıntılı hastane hasta hizmeti, fiyat, tutar dökümü, ilave ücreti gösterir belge vb.) sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususun değerlendirilebileceği yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı tarafların ayrı ayrı beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Mahkememizin 01/03/2022 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...'nın beyanı alınmıştır. Mahkememizin 26/04/2022 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...'nın beyanı alınmıştır. Mahkememizin 06/02/2024 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...'in beyanı alınmıştır. Makine mühendisi bilirkişiden kusur hususunda rapor alınmış, 11/03/2023 tarihli raporda özetle: -Kaza olayı tek taraflı ve yaralanmalı bir trafik kazası olduğu, -Raporun 2. maddesinde yer alan hükümlerde belirtildiği üzere Kazadaki KÖK NEDEN olarak; araç sürücüsü ...' in Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanun kapsamında çıkarılan ve raporda detaylıca bahsedilen ilgili maddelerindeki hallerini ihlal ettiği, çalışma ortamının özellikleri ve yapılan işin gereklerine uygun önlemleri ve gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince almamış ve araç üzerinde yapılan çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği konusunda aktif ve yeterli bir iş organizasyonunu sağlayamamış olması olduğu, araç sürücüsü ... bahsi geçen iş yerine geldiğinde aracını uygun şekilde park etmemiş, araç üzerinde bulunan PVC malzemelerin devrilmesini önlemek için sabitlememiş, malzeme sabitlemek için kullandığı ipin sarkık ve dağınıklığını toplamamış, kapı girişinde sıkışıklık verdiğini ifade ettiği kamyoneti ileri doğru almak isterken çevre kontrolünü yeterince yapmamış, araç üzerinde ve etrafında birilerinin olup olmadığını kontrol etmemiş ve araç çevresinde yeterli gözetim ve denetim görevini yapmadan aracı çalıştırıp sürmek istediği, bu nedenle araç sürücüsü ...'in meydana gelen olayda TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU, -Raporun 3. maddesinde yer alan hükümlerde belirtildiği üzere; Kazazede ...’in yaşı itibari ile araç üzerinde bulunurken meydana gelebilecek tehlikeleri öngörebilecek, anlayabilecek ve kavrayabilecek bilgide ve sezgide olmadığı sebebi ile söz konusu kazanın yaşanmasında bir ihmalinin olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı sigorta şirketinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Dosyamız arasında Kayseri Şehir Hastanesi'nin raporuna göre davacının maluliyetinin %42 olarak belirtildiği, yine ERÜ'den alınan raporda ise maluliyetin %32 olarak belirtildiği, anlaşılmakla raporlar arasında çelişki bulunması nedeniyle dosyanın İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesi Üst kuruluna sevki ile, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek geçici ve sürekli iş göremezliğin belirlenmesine karar verilmiş, 28/03/2023 tarihli İstanbul ATK maluliyet raporunda özetle;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %48 (yüzdekırksekiz) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 2 (iki) aya kadar uzayabileceği yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Rapordan bir suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekili ile davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan aktüerya konusunda bilirkişi raporu alınmış,
26/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1.Durum: Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı kanaatinde olması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25.00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 5.231.811,64 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu,
2.Durum Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinde olması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25.00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 1.307.952,91 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi, davalı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Mahkememizin 03/10/2024 tarihli ara kararı ile dosyamızdan alınan kusur raporları arasında çelişki olması nedeni ile dava dosyasının talimat yolu ile Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek,
HMK’nun 266. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile Karayolları Fen Heyeti Üyelerinden oluşan 27/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
1.Davacı ...'in meydana gelen olayda %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu,
2.Davalı şirkete sigortalı ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in, olayda %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin beyan dilekçesi sundukları görülmüştür. Mahkememizin 10/09/2025 tarihli ara kararı ile yılın değişmiş olması sebebiyle güncel asgari ücret değerleri üzerinden hesaplama yapılmak üzere dosyanın ek rapor aldırılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, 08/10/2025 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda özetle;
1.Durum Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı kanaatinde olunması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25,00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 6.728.532,42 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu,
2.Durum Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinde olması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25,00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 1.682.133,11 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur.
Davacı vekilinin 01/12/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, ıslaha karşı davalı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava trafik kazasından kaynaklanan geçici ve kalıcı iş göremezlik ile bakıcı gideri zararı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç malikine karşı açılmıştır. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava dosyasında yargılama tek hakim tarafından basit yargılama usulüne göre yürütülerek sonlandırılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; 22/02/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kusurun kimde olduğu, kusur oranının ne olduğu, söz konusu kaza nedeni ile davacının davalıdan talep edebileceği geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderinin olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu, davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davacının davadan önce KTK 'nun 97. maddesi uyarınca davalıya başvurup başvurmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edildi. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan araçların davalı sigorta şirketleri nezdinde zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan eldeki davada davacının, davalı sigorta şirketlerine başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı, dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Zaman aşımı def'inin değerlendirmesinde;
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda bu davanın13/03/2023 tarihinde açıldığı, kazanın ise 20/07/2019 tarihinde olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, söz konusu iş bu davada taksirle yaralama söz konusu olduğu için 8 yıllık zaman aşımına tabi olması karşısında anılan sürenin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Kusur durumunun değerlendirmesinde; Dava dosyası Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kusur rapor alınmış, 06/01/2022 tarihli raporda özetle; -Sürücü ...'in %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu, -Yolcu ...'in %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğun bildirir yönde kanaat raporu sunulmuştur. Makine mühendisi bilirkişiden kusur hususunda rapor alınmış, 11/03/2023 tarihli raporda özetle: -Kaza olayı tek taraflı ve yaralanmalı bir trafik kazası olduğu, -Raporun 2. maddesinde yer alan hükümlerde belirtildiği üzere Kazadaki KÖK NEDEN olarak; araç sürücüsü ...' in Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanun kapsamında çıkarılan ve raporda detaylıca bahsedilen ilgili maddelerindeki hallerini ihlal ettiği, çalışma ortamının özellikleri ve yapılan işin gereklerine uygun önlemleri ve gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince almamış ve araç üzerinde yapılan çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği konusunda aktif ve yeterli bir iş organizasyonunu sağlayamamış olması olduğu, araç sürücüsü ... bahsi geçen iş yerine geldiğinde aracını uygun şekilde park etmemiş, araç üzerinde bulunan PVC malzemelerin devrilmesini önlemek için sabitlememiş, malzeme sabitlemek için kullandığı ipin sarkık ve dağınıklığını toplamamış, kapı girişinde sıkışıklık verdiğini ifade ettiği kamyoneti ileri doğru almak isterken çevre kontrolünü yeterince yapmamış, araç üzerinde ve etrafında birilerinin olup olmadığını kontrol etmemiş ve araç çevresinde yeterli gözetim ve denetim görevini yapmadan aracı çalıştırıp sürmek istediği, bu nedenle araç sürücüsü ...' in meydana gelen olayda TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU, -Raporun 3. maddesinde yer alan hükümlerde belirtildiği üzere; Kazazede ...’ in yaşı itibari ile araç üzerinde bulunurken meydana gelebilecek tehlikeleri öngörebilecek, anlayabilecek ve kavrayabilecek bilgide ve sezgide olmadığı sebebi ile söz konusu kazanın yaşanmasında bir ihmalinin olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 03/10/2024 tarihli ara kararı ile dosyamızdan alınan kusur raporları arasında çelişki olması nedeni ile dava dosyasının talimat yolu ile Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek,
HMK’nun 266. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile Karayolları Fen Heyeti Üyelerinden oluşan 27/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
1.Davacı ...'in meydana gelen olayda %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu,
2.Davalı şirkete sigortalı ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in, olayda %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, tanık anlatımları, ve diğer deliller ve olayla uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y.
2015.S.
582.Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Dosya kapsamında bulunan kusur raporuna göre davacının kamyonetin üzerinde olduğu belirtildiği, ayrıca davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığında davacının müterafik kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri zararına ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesinde kasdi veya ihmali kusurlu bir eylemle haksız fiile maruz kalınması halinde kusurlu hizmet ve eylemin hukuki sorumluluğu; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Haksız fiil nedeniyle varsa uğranılan zararın ve kusurun ispatına ilişkin TBK'nun 50. maddesi uyarınca; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklinde düzenlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin maddi tazminat hususunda TBK'nun 51. maddesindeki düzenlemeye göre "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler..." şeklinde düzenlenmiştir.
Haksız fiil nedeniyle (kasdi veya ihmali kusur sorumluluğu sebebiyle) bedensel zarar gerçekleşmiş ise 6098 TBK'nun 54. maddesi uyarınca tazminat konusu olabilecek hususlar; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." dır.
Geçici iş göremezlik zararının, kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkânı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşmesi süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebileceği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiştir. Bu nedenle çalışma çağında olmayan kişilerin geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağından, bu kapsamda tazminat talep edilemez.
Sürekli iş göremezlik zararı, bedensel bütünlüğü ihlal edilen kişinin organ yitimi veya organ zayıflaması suretiyle çalışma gücünün sürekli olarak, kısmen veya tamamen kaybına ilişkin zarardır (Akın, 2022:15). Sürekli tam iş göremezlik halinde kişi beden gücünü tamamen yitirmektedir. Zarar gören kişi bu sebeple çalışamamakta ve hayatı boyunca kazanç elde edememektedir (Özyurt, 2017:15).
Çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; daimi iş gücü kaybı ya da sürekli işgöremezlik zararları olarak da ifade bulmaktadır. Bu kayıplar tedavi sürecinin sonunda tam şifa bulamamış olan zarar görenin, nispeten iyileşmiş de olsa çalışma gücünde belirli bir eksilmeyi ortaya çıkaracak nitelikte zarar görenin ruh sağlığında veya bedeninde meydana gelen eksilmelerden kaynaklanmaktadır. Sürekli iş göremezlik kısmi ve tam iş göremezlik olarak gerçekleşebilir. Örnek verecek olursak umumi felç, iki gözün de kör olması, her iki elin de kaybı ve benzeri haller tam sürekli iş göremezlik halleridir. Bu tip ağır haller dışındaki sürekli iş göremezlik halleri de kısmi iş göremezlik olarak ifade edilmektedir. 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1.Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2.Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3.Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1.Bakıcı giderleri
2.Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3.Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Bu halde bakıcı gideri, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına davacının sevki yapılarak maluliyet hususunda rapor alınmış, 16/06/2022 tarihli raporda özetle; iki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya özür oranının ve/veya (yüzdeotuziki) olduğu, SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı hususunda ek bilgi, belge (makbuz, fatura, dekont, ayrıntılı hastane hasta hizmeti, fiyat, tutar dökümü, ilave ücreti gösterir belge vb.) sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususun değerlendirilebileceği yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur.
Dosyamız arasında Kayseri Şehir Hastanesi'nin raporuna göre davacının maluliyetinin %42 olarak belirtildiği, yine ERÜ'den alınan raporda ise maluliyetin %32 olarak belirtildiği, anlaşılmakla raporlar arasında çelişki bulunması nedeniyle dosyanın İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesi Üst kuruluna sevki ile, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek geçici ve sürekli iş göremezliğin belirlenmesine karar verilmiş, 28/03/2023 tarihli İstanbul ATK maluliyet raporunda özetle;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %48 (yüzdekırksekiz) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 2 (iki) aya kadar uzayabileceği yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Bu rapor, dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve bu rapor mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Tüm deliller toplandıktan sonra aktüerya hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mahkememizin 10/09/2025 tarihli ara kararı ile yılın değişmiş olması sebebiyle güncel asgari ücret değerleri üzerinden hesaplama yapılmak üzere dosyanın ek rapor aldırılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, 08/10/2025 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda özetle;
1.Durum Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı kanaatinde olunması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25,00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 6.728.532,42 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu,
2.Durum Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında kusurlu olduğu kanaatinde olması halinde davacının davaya konu kaza sonrasında;
1.Tedavi giderleri zararlarının hesaplanamadığı (Tulep 25,00 TL),
2.Geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 25,00 TL),
3.Sürekli iş göremezlik zararının 1.682.133,11 TL (Talep 50,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 310.000,00 TL) aştığı, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı). Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu dikkate alınarak davalıların aksine itirazlarına itibar edilmemiştir. Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Ancak Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olacaktır. Somut olayda kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumluluk limiti 310.000,00-TL olup tespit edilen zararlardan bu miktarda sorumlu tutulmuştur. Temerrüt tarihi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davalı sigorta şirketleri kazaya neden olan araçların ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Faize ilişkin değerlendirmede; Dava dilekçesinde hükmedilecek maddi tazminata yasal faiz işletilmesi talep edilmiş, kazaya karışan bu aracın trafik kaydında kamyonet olduğu, anlaşıldığından avans faize hükmedilmesi gerekmiştir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere ve davacı ile davalı sigorta arasında düzenlenen protokole göre kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda Karayolları Fen Heyeti kusur raporu, 28/03/2023 tarihli İstanbul ATK maluliyet raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile, 248.000,00-TL (%20 müterafik kusur indirimi uygulanarak) sürekli iş göremezlik zararının ZMMS poliçesi sakatlık/ölüm teminatı giderinden karşılanmak ve ZMMS poliçesi teminat limitleri ile sınırlı sorumlu olmak üzere temerrüt tarihi olan 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı gideri zararı ve geçici iş göremezlik zararı isteminin reddine, gerektiği yönünde vicdani kanaat ve görüşe varılmıştır. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
1.Davanın kısmen kabulü ile, 248.000,00-TL (%20 müterafik kusur indirimi uygulanarak) sürekli iş göremezlik zararının ZMMS poliçesi sakatlık/ölüm teminatı giderinden karşılanmak ve ZMMS poliçesi teminat limitleri ile sınırlı sorumlu olmak üzere temerrüt tarihi olan 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Davacının bakıcı gideri zararı ve geçici iş göremezlik zararı isteminin reddine,
3.Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 16.940,88-TL karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL peşin dava harcı ile 1.058,47-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.117,77-TL'nın mahsubu ile bakiye 15.823,11-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5.Davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç, 1.058,47-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.177,07-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan, Ankara ATK rapor ücreti 4.575,30-TL, bilirkişi ücreti 13.200,00-TL, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 1.557,70-TL olmak üzere toplam 19.333,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8.Davacının sürekli iş göremezlik talebi yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
9.Davacının ret ile sonuçlanan bakıcı gideri zararı ve geçici iş göremezlik zararı talebi yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
10.6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11.Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı ve vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)