5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.01.2023 tarihinde saat 17.35 civarında ---- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı aracın ----- Caddesi'ni takiben ilerlediği esnada ----Cadde kavşağı önlerine geldiğinde trafik ışıklarından dolayı yavaşlamakta olan araçları farkedemeyip fren tedbirinde gecikerek ileride yavaşlamakta olan ----- plakalı araca arkadan çarptığını akabinde çarpmanın etkisi ile ---- plakalı araç ileriye doğru savrularak önünde yavaşlamakta olan müvekkili olan şirket nezdinde sigortalı ---- plakalı araca arkadan çarpmış olup üç araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağı uyarınca ----- plakalı araç sürücüsü ----- KTK.nun 56/1-c Maddesini ihlal ettiğini, diğer iki araç için ise atfı kabil bir kusur bulunmadığı kanaatine varıldığını, müvekkili olan şirkete sigortalı araç sürücüsü kendi istikametinde ilerlerken kusurlu araç sürücüsünün, önde giden aracı yeterli ve güvenli mesafeden takip etmemesi sonucunda kazanın meydana geldiğini ve sigortalı aracın hasara uğradığını, bu nedenle müvekkili olan şirket tarafından 06.03.2023 tarihinde 103,003.48-TL hasar ödemesi gerçekleştirildiğini, tüm bu nedenlerle; davanın kabulünü, davalıların ---- İcra Dairesi’nin ------ esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların iptalini ve takibin devamını, davalıların asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelerini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sair giderlerin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu dosyada sigortalı araç sürücünün beyanının mevcut olmadığını, hasar ile kaza arasında illiyet bağı ispatlanamadığını, 08.01.2023 tarihinde kazaya karışan ---- plakalı aracın, müvekkili olan şirkete 06.01.2023 - 06.01.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ----- numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili olan sigortacı şirketi üçüncü kişilerin uğramış olduğu maddi zararardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, her halükarda araç maddi hasar tazminatı eşdeğer parça tedarikleri doğrultusunda hesaplanması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen miktar fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle; öncelikle davanın usulden reddini, aksi takdirde esastan reddini, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddini, haksız ve mesnetsiz davayı ikame etmiş olan davacının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip tutanağı davalı ----- usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı ---- davaya cevap vermemiştir. DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; -----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- esas, ------ karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememizin ------ esasına kaydedilmiştir.
Dava; 08.01.2023 tarihinde davacı sigorta şirketi nezdinde Kasko poliçesi kaspamında sigortal----- plakalı araç ile davalı sigorta şirketinin ZMMS'lisi olup, davalı ----- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç ve dava dışı kişiye ait----- plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasındaki kusur durumu, kaza sonucunda davacı araçta hasar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı, davacının sigortalısına halef olup olmadığı, halef ise sigortalısına ödediği bedeli davalılardan rücuen talep edip edemeyeceğine ilişkindir.
Davacı tarafından davalılar ve dava dışı ---- aleyhine ----. İcra Dairesi'nin ----- esas sayılı dosyasında 103.003,48 TL asıl alacak ve 5.605,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 108.609,41 TL üzerinden icra takibine geçildiği, davalı ----- vekilinin borca ve ferilerine itiraz ettiği, davalı ----- borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, yetkili icra dairesinin ----- İcra Dairesi olduğunu belirttiği görülmüştür. ---- plakalı araç davacı sigorta şirketi tarafından ------- poliçe numaralı genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile 11.04.2022 tarihi ile 11.04.2023 tarihi arasında sigortalanmıştır. -----plakalı araç davalı ----Şirketi tarafından ------- poliçe numaralı karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile 06.01.2023 tarihi ile 06.01.2023 tarihi arasında sigortalanmıştır. Kaza tarihinde araç başına 120.000,00 TL maddi zarar teminatı bulunmaktadır.
Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigorta Genel Şartlarının teminatın kapsamını belirlenen A.1. maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler sonucunda sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisime çarpması ... gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyetle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararlar bu tür sigortanın teminatı kapsamındadır.
TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
TTK'nın 1472.maddesinde (eski TTK 1301) düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Davanın ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketine ve araç sürücüsüne karşı açılması sebebiyle mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesi: "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklindedir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-I. maddesi: "Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesinde, "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi tanzim eden şirket konumundadır. Sigorta şirketinin sigortalı aracın üçüncü kişilere vereceği zararlardan dolayı poliçe kapsamında ve limitiyle sorumlu olacaktır. Trafik Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine göre sigortanın kapsamı belirlenmiş olup, buna göre sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu temin etmek zorundadır.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir. Bu sebeple araç maliki işleten sıfatıyla zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacı taraf, talebini zarara sebep olan araç sürücüsüne, araç malikine ya da her ikisine karşı ileri sürebilir.
KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı,
TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir.Davalı ---- icra dairesine verdiği borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği için icra dairesinin yetkisi üzerinde değerlendirme yapılması gerekir. Somut davanın araç sürücüsü haricinde davalı ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketine de yöneltilmesi ve davalı sigorta şirketinin adresinin ----- olması, adresin mahkememiz ve ------ İcra Dairesinin yetki alanında olması sebebiyle davacının seçimlik hak kapsamında davalı sigorta şirketinin adresinin bulunduğu yer mahkemesinde icra takibine başlaması ve somut davanın mahkememizde görülmesi yetki kurallarına uygun olduğundan davalı ---- bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Nitekim ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin ----- esas, ---- karar sayılı ilamında; "Ayrıca her ne kadar davalı ------ tarafından süresi içerisinde yetki itirazında bulunularak davaya ------ mahkemelerinde bakılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; görülmekte olan davanın araç maliki dışında sigorta şirketine yöneltilmiş olması ve sigorta şirketinin adresinin de ------ bulunması karşısında HMK'nın 6. ve 7. madde hükümlerine göre davacı tarafın kendisine tanınan seçimlik hakkını kullanarak davalı sigorta şirketinin yerleşim yeri adresinde dava açmasında ve davaya ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılıp sonuçlandırılmış bulunmasında da bir yanılgı bulunmamasına;" şeklinde karar verilmiştir. Dava konusu kaza sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından, kasko sigortalı----- plakalı araç için 06.03.2023 tarihinde 103.003,48 TL ödeme yapılmıştır.
08.01.2023 tarihinde saat 17.35 civarında davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı araç ---- Caddesi'ni takiben ilerlediği esnada -----. Cadde kavşağı önlerine geldiğinde trafik ışıklarından dolayı yavaşlamakta olan araçları fark edemeyip fren tedbirinde gecikerek ileride yavaşlamakta olan sürücü ---- yönetimindeki ----- plakalı araca arkadan çarpmıştır. Akabinde çarpmanın etkisi ile ---- plakalı araç ileriye doğru savrularak önünde yavaşlamakta olan davacı şirket nezdinde sigortalı ve sürücü ----- yönetimindeki ------ plakalı araca arkadan çarpmış olup üç araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.Dava konusu kazadaki kusur durumu ve davacı tarafından sigortalanan araçtaki hasar bedelinin tespiti için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, hazırlanan raporda; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ----- %100 oranında kusurlu olduğu, davacı tarafından sigortalanan ----- plakalı araç sürücüsü ile dava dışı kişiye ait ---plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davacı tarafından sigortalanan ----- plakalı araçta meydana gelen KDV dahil 103.003,48 TL hasar bedelinin uygun olduğu belirtilmiştir.
Kazanın meydana gelme şekli, davacı tarafından sigortalanan araçta meydana gelen hasara ilişkin fotoğraflar, eksper raporu, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olması sebebiyle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ---- %100 oranında kusurlu olduğu, davacı tarafından sigortalanan ----- plakalı araç sürücüsü ile dava dışı kişiye ait ---- plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davacı tarafından sigortalanan -----plakalı araçta KDV dahil 103.003,48 TL hasar meydana geldiği sonucuna varılmış ve davalıların yaptığı itirazın iptaline karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına karar verilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından hesap edilebilecek durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Davacının zarar iddiasının yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, buna göre alacağın likit ve belirli olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1.Davanın kabulüne, ----- İcra Dairesi'nin ------ esas sayılı icra dosyasına davalılarca yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,
2.İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
3.Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 7.419,11-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 1.311,73-TL peşin harçtan ve icra dosyasına yatırılan 543,05-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 5.564,33-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan toplam 1.854,78-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından 427,60-TL başvurma harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.148,00-TL tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 7.636,40-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6.Davalı ----- Şirketi tarafından 60,80-TL vekalet harcı olarak sarf edilen yargılama giderinin davalı ------ Şirketi üzerinde bırakılmasına,
7.Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ----- Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9.Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.