Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/152
Karar No
K. 2026/68
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/152 Esas
KARAR NO: 2026/68
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/01/2024
KARAR TARİHİ: 20/01/2026

... 12. Tüketici Mahkemesi 'nin 25/01/2024 tarih, ... Esas -... Karar sayılı Görevsizlik Kararı ile dosya mahkememize tevdi edilmekle, Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu ...Şirketi "..." adresine ait tahakkuk edilen enerji bedellerini ödemediğini, davalı/borçlunun üzerine kayıtlı olan ... nolu tesisattan alınan enerjiye karşılık ödenmesi gerekip de ödenmeyen fatura ekte sunulduğunu, kullanım detayları ve abonelik işlem dosyasının ayrıntılarının gerekli görülmesi halinde müvekkili şirketten istenilmesini talep ettiklerini, davalı/borçlu tarafından enerji bedellerinin tamamının ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, Tüketici Hakem Heyetine başvurmaksızın İİK hükümleri çerçevesinde bakiye alacağı tahsile yönelik hukuki süreç işletildiğini, söz konusu faturaya istinaden; 02/08/2022 son ödeme tarihli 58.610,92-TL tutarındaki enerji bedeline, 1.807,17-TL gecikmiş gün faizi ve 325,29-TL faizin KDVsi dahil 60.743,38-TL'nin tahsili amacıyla Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı ilamsız icra takip yapıldığını ve borçluya ödeme emri gönderildiğini, icra takibine itiraz edilmesi neticesinde ise itirazın iptalini dava yoluyla sağlamak ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmek gerektiğini, borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine dayanak teşkil eden alacağın, borçlunun aboneliğindeki ve borçlunun kullanımında olan tesisata ilişkin olduğu, abonelik sözleşmesinin kendisi ile yapıldığını ve faturaların adına düzenlendiğini, borçlunun itirazı ile icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun Tüketici işlemi olması, itirazlarının iptali ve takibin devamı, ayrıca alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı talebiyle tüketici aleyhine itirazın iptali davası açmadan önce 6502 sayılı TKHK'nın 73/A maddesi gereğince zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, görüşme sonunda anlaşılamaması neticesinde ilgili anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, borçlu borcunun gerçek miktarını elektrik faturası ile bilmekte olup belli ve net olan alacağa itiraz ettiğini, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun kötü niyetli olması şart olarak aranmadığını, borçlunun ödeme emrine iyiniyetli olarak itiraz etmiş olsa bile icra inkar tazminatına karar verilebileceğini, Yargıtay kararlarına göre fatura alacaklarının likit nitelikte olduğunu, müvekkili şirket alacağına zamanında kavuşamadığı için zarara uğradığını, borçlunun itirazının iptaline ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep ettiğini, davalının Merkezi Takip Sisteminin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; davaya konu edilen Merkezi Takip Sisteminin ....E. Sayılı dosyasında takibin 07.09.2022 tarihinde başlatıldığını, kendilerinin borca ve tüm ferilerine 20.09.2022 tarihinde itiraz ettiklerini, huzurdaki davanın ise, itirazdan 1,5 yıl sonra 19.01.2024 tarihinde ikame edildiğini, ancak takibe yapılan itirazın, davacı tarafından çok önce öğrenildiğini, işbu durumun icra dosyası ile sabit olduğunu, buna göre itirazdan sonra 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının alacak istemine dayanak gösterdiği 18/07/2022 tarihli faturanın düzenlenme tarihi itibariyle müvekkili şirket ile davacı şirket arasında enerji satın alım sözleşmesi bulunmadığını, tahakkuk ettirilen enerji tüketim bedelinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket tarafından tüketilmeyen enerji bedellerinin tahsilinin amaçlandığını ve açıkça haksız menfaat elde edilmeye çalışıldığını, sözleşmenin fesih tarihinden sonraki dönemlere ait tüketim iddiaları ile müvekkili şirket aleyhine fatura düzenlediğini ve ödeme emri gönderdiğini, dava dilekçesinde de açıkça fatura bedelinden bahsedilmekle beraber hangi tüketim döneminden kaynaklı faturalandırma yapıldığının belli olmadığını, davacının faturaya konu tüketim iddiasını ispata yarar delil sunmadığını, takibe konu faturanın döneminin ve sebebinin belli olmadığını, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ve Sözleşmenin Sona Ermesi ve Feshi başlıklı 18. Maddenin 2. Fıkrasında açıkça "Sözleşmenin sona erme tarihinden sonraki elektrik tüketimleri, ilgili tüketiciye yansıtılmaz" denilerek sözleşmenin feshedildiği tarihte sözleşmedeki bakiye süreden müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun olmayacağının kararlaştırıldığını, işbu kararlaştırılan husus ise herhangi bir şekilde fesih sebebinin haklı yahut haksız olması halleriyle kısıtlanmadığını, özetle müvekkilinin haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, bir an için haksız olarak feshettiği düşünülse dahi sözleşmenin fesih tarihinden sonraki dönemlere ait enerji bedellerinden sorumluluğunun olmayacağını, işbu sebeplerle tüketim dönemi, miktarı, sebebi belli olmayan gerçek dışı faturayı kabul etmedikleri gibi, sözleşme gereğince sona erme tarihinden sonraki elektrik tüketimlerinden sorumlu olmayacağı gözetilerek davacı şirketin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun taleplerinin reddinin gerektiğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın reddine, davacının kötüniyetli olması sebebi ile %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Tarafların arasındaki uyuşmazlık; dava, elektrik aboneliği kapsamında ödenmeyen fatura bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkememiz dosyasına mali müşavir bilirkişi ... ile Elektrik Mühendisi ... tarafından sunulan 10.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda; " Dava dosyası ve tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, Mart-Nisan-Mayıs 2022 ayları için düzenlenen faturalardaki birim fiyatların, taraflar arasında imzalanan sözleşme/protokol içeriğinde yer alan-mutabık kalınan formülasyona göre gerçekleştirildiği, dolayısıyla, davalı tüketicinin, ilgili faturalara ilişkin itirazının isabetli olmadığı,

Bu kapsamda, davacı kurum tarafından, davalının sözleşmeyi feshi sebebiyle, davalı adına, taraflar arasındaki “TEDARİK PROTOKOLÜ” Madde 4.2’de yer alan ceza-i şartın, tahakkuk edilen “En Yüksek Elektrik Faturası”nın (59.982,82 TL) fesih tazminatı olarak işleme alınması ve asıl alacak bedeli (59.982,82 TL) üzerinden, 1.849,47 TL gecikme bedeli ve 332,90 TL KDV olmak üzere, toplamda 62.165,19 TL’lik bedel (Davacının takip başlattığı toplam bedel 60.743,38 TL) üzerinden yapılan icra takibinin uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Mahkememiz dosyasına mali müşavir bilirkişi ... ile Elektrik Mühendisi ...tarafından sunulan 01.09.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; "Dosya bilgileri kapsamında ve sunulan tüm belge ve veriler çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, Davacı şirket tarafından düzenlenen (normal dönemlik faturalar bakımından) faturaların, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen birim fiyat hesaplamasına göre yapıldığı, aylık PTF ortalaması haricinde olan, saatlik gerçekleşen PTF değerleri ile üretim değerlerinin çarpımı üzerinden aylık genel ortalamanın belirlenerek faturada kullanıldığı ve sunulan faturalarda bu metotla birim fiyatların belirlendiği, Dolayısıyla, faturaların yüksek birim fiyatlı olmasına ilişkin beyanların isabetli olmadığı ve bu nedenle sözleşmenin feshi gerçekleştirilmişse (yani, birim fiyatın yüksek olması değerlendirmesine dayanarak), teknik olarak (yani sayısal veriler bakımından) uygun olmadığı, ancak, tüm takdir, değerlendirme, karar sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Diğer taraftan, en yüksek fatura bedelinden endüktif/kapasitif tüketim miktarı bedeli (1.162,59 TL) ile bu bedelin KDV’si (209,27 TL) tenzil edilerek, 59.982,8 TL’den, 58.610,92 TL üzerinden (asıl alacak bakımından) icra takibi yapıldığı, 1.807,17 TL gecikme bedeli ve 325,29 TL KDV olmak üzere, toplamda 60.743,38 TL’lik bedel (Davacının takip başlattığı toplam bedel 60.743,38 TL) üzerinden yapılan icra takibinin uygun olduğu, Kök raporumuzdaki teknik değerlendirmeleri değiştirecek içerik ve nitelikte, yeni bir bilgibelge olmadığından, teknik olarak, kök rapordaki değerlendirmemizde bir değişiklik olmadığı, sonuç ve kanaatinde olduğumuzu (Nihai karar sayın mahkemenizin takdirlerinde olmak üzere) saygılarımızla arz ederiz." yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Davacı vekili tarafından10.11.2025 tarihli ıslah dilekçelerinde; davanın geldiği aşama itibariyle, davanın itirazın iptali davası olarak değil, doğrudan alacak davası olarak devam ettirilmesinin daha uygun olacağı kanaatine varıldığını, bu nedenle, HMK m.176 ve devamı hükümleri uyarınca, davalarını tamamen ıslah ederek, itirazın iptali davası yerine alacak davasına çevirdiklerini, davalarının konusunun, davalı tarafın haksız feshi nedeniyle düzenlenen 01/08/2022 son ödeme tarihli ve ... seri numaralı faturadan kaynaklanan 58.610,92- TL tutarındaki alacağın ve işbu alacağa son ödeme tarihinden itibaren sözleşme gereği değişen oranlarda işleyecek gecikme faizinin ve işbu faizin KDV'sinin tahsiline yönelik olduğunu, alacak davası zorunlu dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de haklılıklarının sübut bulduğunu bildirerek haklı davalarının tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Merkezi Takip Sisteminin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 58.610,92 TL enerji bedeli ve 1.807,17 TL faiz, 325,29 TL KDV olmak üzere toplam 60.743,38-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, itirazın alacaklıya tebliğe çıkarılmadığı, buna göre davanın İİK 67. Maddesinde yazılı hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen elektrik abonelik sözleşmesi kapsamında davalının elektrik kullanımından kaynaklı borcunun bulunduğunun bu nedenle davaya konu takibin başlatıldığının beyan edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davalının elektrik kullanımından kaynaklı ödenmeyen borcunun bulunmadığının, davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen birim fiyattan fatura düzenlenmediğinin, daha yüksek bedelden fatura düzenlendiğinin bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin beyan edildiği, davacının iddia ettiği gibi davalının borcunun bulunup bulunmadığının tarafların ticari defterlerinin ve delillerinin incelenerek tespit edilmesi ve hesaplama yapılması hususunda bilirkişi heyetinden kök ve itirazların değerlendirildiği ek rapor alındığı, kök raporda davacının talep ettiği faturanın kullanıma ilişkin olmadığının, haksız fesih nedeniyle cezai şarta ilişkin olduğunun belirtildiği, davalı vekilince raporlara itiraz dilekçelerinde davacının dava dilekçesinde ve takip dilekçesinde enerji kullanım bedeli olarak talepte bulunulduğunun, itirazın iptali davası yönünden takiple sıkı sıkıya bağlı kalınacağının, iddia ve savunmanın genişletilemeyeceğinin ve davanın reddi gerektiğinin beyan edildiği, dava dilekçesinde ve takip talebinde davacı tarafça alacağın enerji kullanım bedeline ilişkin olduğunun belirtildiği ancak davacı vekilince sunulan davanın tamamen ıslah edildiği 10/11/2025 tarihli dilekçesi ile davanın ıslah edilerek alacak davasına dönüştürüldüğü ve cezai şart bedeli olarak düzenlenen 01/08/2022 son ödeme tarihli 58.610,92 TL bedelli fatura bedelinin talep edildiği, davacı tarafça davalı ile aralarında düzenlenen abonelik sözleşmesi ile tedarik protokolünün sunulduğu, tedarik protokolünün 4.2 maddesinde "Müşteri, Sözleşmeyi ya da işbu Tedarik Protokolünü, Protokolün sona ermesinden önce, herhangi bir zamanda haklı bir gerekçe olmaksızın feshederse ya da Tedarikçi'nin işbu Protokolü ya da Sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine sebebiyet verirse, Sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirilecek en yüksek elektrik faturası tutarında fesih tazminatını Tedarikçi'ye ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde haksız fesih halinde cezai şartın düzenlendiği, cevap dilekçesinde davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen birim fiyattan fatura düzenlenmediğinin, daha yüksek bedelden fatura düzenlendiğinin bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin beyan edildiği, alınan kök ve ek raporda davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen birim fiyat hesaplamasına göre yapıldığının tespit edildiği, alınan raporların mahkememizce denetime elverişli ve uygun bulunduğu, raporlarda kullanım bedeline ilişkin düzenlenen faturaların taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinden düzenlendiği tespit edilmiş olmakla davalının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığı, davacının protokol kapsamında cezai şart talep edebileceği, alınan raporlar doğrultusunda talep edilen cezai şart bedelinin uygun olduğu, cevap dilekçesinde davalı şirket yetkilisince davacı yetkililerince yapılan telefon görüşmesinde sözleşmenin feshedilmesi halinde cezai şart bedeli alınmayacağının söylendiği beyan edilmiş ise de protokolde açık bir şekilde cezai şart bedeli alınacağının düzenlendiği aksinin somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği, taraflar arasında düzenlenen abonelik sözleşmesinin 9.3 maddesi kapsamında 6183 sayılı Kanunda düzenlenen gecikme faizinin talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile, 58.610,92 TL 'nin 01.08.2022 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunda düzenlenen gecikme faizi ve faizin KDV si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davanın kabulü ile, 58.610,92 TL 'nin 01.08.2022 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunda düzenlenen gecikme faizi ve faizin KDV si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.003,71 TL karar harcından peşin olarak alınan 1.037,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.966,37 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcının 1.037,34 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,

5.Davacı tarafından sarf edilen toplam 8.257,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

7.Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 20/01/2026

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İİK md.67
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog