2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2025/4759 E. , 2025/10230 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi ve irade fesadı nedeniyle feragatin geçersizliği yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı taraflar önce istinaf kanun yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen erkeğin davasının kabulü ile kadının davasının feragat nedeniyle reddine dair hüküm davalı-davacı kadın vekilince "erkeğin kabul edilen boşanma davası ve kusur belirlemesi" yönünden istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı-davacı karşı davacı kadın vekili tarafından "erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi ve irade fesadı nedeniyle birleşen davadan feragatin geçersizliği" ileri sürülerek birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı "irade fesadı nedeniyle davadan feragatin geçersizliği ve birleşen dava" yönünden istinaf yoluna başvurmayan davalı-davacı kadının Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı bu yönden temyiz hakkı da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kadının "irade fesadı nedeniyle davadan feragatin geçersizliği ve birleşen dava" yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının reddedilen yön dışında diğer yönlere ilişkin temyiz itirazları yönünden ise gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflar arasında görülen boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince kaldırma sonrası kararda kadının boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin asıl davasının kabulüyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadının birleşen davasının ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ile erkeğin davası ve fer'îleri yönlerinden temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı-davacı kadın vekili tarafından yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kadının müşterek evden gittiği ve tarafların bir daha beraber yaşamadıkları böylece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmişse de, dosyanın yapılan incelemesi, dinlenen tanıkların beyanı ve toplanan delillerden tarafların kadının Suluova'ya çalışmaya gitmesi yönünde ortak karar aldıkları, kadının evden iş amacıyla ayrılmasında erkeğin rızasının bulunduğu anlaşılmış olup bu kusurun davalı-davacı kadına yüklenilmesi isabetsiz bulunmuştur. Kadının birliğin sarsılmasına sebebiyet verecek başkaca bir kusurlu davranışının varlığı da kanıtlanamamıştır. O halde somut olayda her iki tarafın da boşanmaya sebebiyet verecek bir kusuru ispatlanamamış, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsuru gerçekleşmemiştir. Bu durumda, erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma davasının reddi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu asıl davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı-davacı kadın vekilinin "irade fesadı nedeniyle davadan feragatin geçersizliği ve birleşen dava" yönünden temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere erkeğin kabul edilen boşanma davası ve kusur belirlemesi yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen boşanma davası ve kusur belirlemesi yönünden kadın yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.