7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda tarafları yazılı mahkememize tevzi edilen dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
Davacılar vekilleri, dava dilekçesinde özetle; davacıların, davalı ... AŞ'nin ortakları olup, davalı...ın, bu şirkette hem pay sahibi hem de yönetim kurulu başkanı olduğunu, ...Şirketinin, şirketler grubunun hakim ortağı olduğunu, 28 Mart 2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sordukları sorularla davalı ..Şirketinin, %88 oranında paydaşı olduğu yeni unvanı ...Şirketi olup eski unvanı...Şirketi olan şirketteki tüm payının 20.07.2022 tarihli yönetim kurulu kararıyla davalı ...'a temlik edildiğinin öğrenildiğini,
TTK'nun 391 ve 393.maddeleri ile davalı......Şirketi ana sözleşmesinin 17.maddesindeki hükümlere aykırılık nedeniyle hisselerin devrine ilişkin alınan yönetim kurulu kararı ve buna bağlı olarak yapılan devir işleminin butlanla malul olduğunu, davalı ...'ın, şirketteki yönetim ve temsil yetkisini istismar etmesi suretiyle hisse devrinin yapıldığını, hissenin davalıya fahiş derecede düşük bir bedelle satıldığını, şirketin hisse devrinden sonrada faal olması nedeniyle davalı tarafından sermaye korunması ilkesinin ihlal edildiğini, bu nedenlerle davalı ...'ın, yetkilisi olduğu......Şirketi vasıtayla......Şirketini zarara uğrattığını, bu suretle temsil yetkisini istismar ederek hisseleri kendisine sattığını, daha sonra unvan değiştirip ticari hayatına devam ettiğini, davalının bundan başkaca yaptığı iş ve işlemlerle......Şirketi ile davacıları zarara uğrattığını bildirmiş, davalı......Şirketinin 20/07/2022 tarih, 9 numaralı yönetim kurulu kararının yokluğunun veya butlanının tespitine, 2.940.000,00 TL itibari değerli .......Şirketinin davalı ...'a devredilen hisselerinin terkini ile ... Yatırım Holding Anonim Şirketi adına tesciline, mümkün olmaması halinde devir işleminden doğmuş zararın belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000,00 TL'lik bölümünün 22.07.2022 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak, davalı......Şirketine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup, somut davada davaların yığılmasının söz konusu olması nedeniyle birbirinden bağımsız olarak 24 davanın açılmasına rağmen her bir dava yönünden ayrı ayrı harçların yatırılması gerektiğinin davalı......Şirketinin tüm davalar yönünden, davalı ... yönünden yokluğun tespiti veya butlanı davası yönünden, davalı......Şirketinin hisselerin terkini ve tazminat davası yönünden pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, küllü halefiyet prensibi nedeniyle davacıların, davaları ikame etmelerinde hukuki yararlarının olmadığını,
TTK'nun 558.maddesi uyarınca, ibraya olumlu oy kullanan davacı... ve ...ın dava hakkının mevcut olmayıp, davacılar ...ve...z'in ise dava haklarının düştüğünü, ayrıca TTK'nun 560.maddesi çerçevesinde düzenlenen 2 yıllık süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların muaza iddiasını ileri sürmemeleri nedeniyle ve şirket ortaklarının, şirket adına dava açabilmelerinin hukuken mümkün olmaması nedeniyle davacıların devredilen hisselerin terkini ile şirket adına tescili istemli davasının aktif husumet yönünden reddinin gerektiğini,
TTK'nun 448(2) maddesi uyarınca davacıların teminat göstermesinin zorunlu olduğu, yönetim kurulu kararının pay devri sözleşmesi mahiyetinde olmayıp, geçersizliğinin tespitine karar verilse dahi pay devri sözleşmesinin geçerli olacağını, esas sözleşmeye aykırılığın sonucunun hiçbir zaman yokluk ve butlan olmayacağını, yönetim kurulu kararları açısından iptal müessesinin öngörülmediğini,
TTK'nun 393.maddesine aykırılığın yaptırımının tazminattan ibaret olup, davacıların iddiasının kabul edilmesi halinde toplantı ve karar nisabı hesabında TTK'nun 393.maddesinde sayılan kişilerin dışında kalan üyelerin esas alınacağının kabulünün gerektiğini, davacıların ...'ın, mirasçısı sıfatı ile şirkete ortak olduklarını, dolayısıyla şirket ortaklığı ile alakalı her türlü haklarının, muris...'ın sahip olduğu haklarla sınırlı olduğunu, davaya konu edilen pay devir sözleşmesinin, bizzat murislerinin yapmış olması nedeniyle murisin bu iddiada bulunamayacak olmasına bağlı olarak murisin sahip olmadığı bir hakkı davacıların kullanmasının mümkün olmadığını, davacıların, şirketin ve paydaşların zararlarının nasıl gerçekleştiği konusunda herhangi bir somut vakıa ve zarar beyanında bulunmadıklarını, iddialarını somutlaştırmaları ve hukuka aykırı fiil ile zararı ispatlamaları yanında davalıların, kusurlarını da ispatlamaları gerektiğini, davacıların akıl karışıklığı yaratmak ve mahkemeyi yanıltmak için vakıaları gerçek duruma aykırı bir şekilde dava dilekçesinde beyan ettiklerini, dava dilekçesinin III.12 ve devamında yer alan iddiaların dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını, davacıların pay devir işlemini uzun süredir bilmelerine rağmen şirket paylarının satışının pazarlığını yapabilmek için kötü niyetli olarak dava açtıklarını bildirmiş, her bir bağımsız dava açısından harçların yatırılmaması halinde davaların açılmamış sayılmasına, davalı .......Şirketi hakkındaki davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkındaki yokluğun veya butlanın tespiti istemli davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı.....Şirketi hakkındaki hisselerin tazminati ve tazminat talepli davaların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacıların mirasçı sıfatıyla ve halefiyet prensibi uyarınca dava açmalarında hukuki yararlarının ve dava haklarının bulunmaması nedeniyle davaların reddine,
TTK'nun 558. maddesi uyarınca, ibraya olumlu oy kullanan davacılar ... ve ...ın dava hakkının mevcut olmaması, davacılar ...ve...z'in dava haklarının düşmüş olması nedeniyle davaların reddine, davacıların hisselerin terkini ve şirket adına tescili davası yönünden aktif husumetlerinin olmaması nedeniyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davaların reddine,
TTK'nun 448/3. maddesi uyarınca davacıların teminat göstermelerine, davaların hak düşürücü ve zamanaşımı ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Mahkememizin... esas sayılı dosyasında görülmekte olan davada, gerek ön inceleme hazırlık ve tensip tutanağı ve gerekse 16.07.2025 tarihli duruşmada, her ne kadar davalı tarafça cevap dilekçesinde birbirinden bağımsız 24 ayrı davanın bulunduğu iddia edilmiş ise de, dava dilekçesindeki anlatım ve sonuç taleplere göre HMK'nun 110(1) maddesi hükmü çerçevesinde, davaların yığılmasının söz konusu olduğu, her ne kadar dava dilekçesinde davaya konu şirket paylarının devrinin iptali ile tescili mümkün değil ise devir işleminden doğan zararının belirsiz alacak hükümleri çerçevesinde davalı şirket yetkilisinden tahsil edilerek şirkete verilmesi talepli dava, terditli bir dava gibi sunulmuş ise de, her iki davanın birbirinden bağımsız, tarafları farklı, ayrı ayrı konu ve sebepler ile sonuç talepleri doğurur nitelikte davalar olduğu göz önünde tutulduğunda, 3 ayrı davanın aynı dava dilekçesi ile açıldığı, davalardan birinin TTK'nun 391.maddesinde düzenlenen şirket yönetim kurulu kararının yokluğunun veya butlanının tespiti, diğerinin.....Şirketinin, davalı ...'a yaptığı hisse devrinin iptali ile payların.....Şirketi adına tescili istemli olup, bir diğer davanın tefrik edilerek bu dosya esasına kaydedilen hisse devri nedeniyle davalı.....Şirketi ile davacı ortakların zarara uğradıkları iddiasıyla belirsiz alacak hükümleri çerçevesinde belirlenecek zararın davalı.....Şirketinin yetkilisi davalı...'dan TTK'nun 553 ve devamı maddesi hükümleri uyarınca, tazmini davası olduğu, her 3 dava yönünden davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunmasına bağlı olarak 3 ayrı davanın olup, 4 davacı tarafından davanın birlikte açılmış olması nedeniyle aynı dava dilekçesi ile çok sayıda davanın birlikte açıldığı, dava sayısının, davalı sayısının da birden çok olması nedeniyle her bir dava yönünden husumet yöneltilen davalı sayısına göre belirlenmesinin mümkün olup, dava dilekçesinde şirket yöneticisinin davasından kaynaklanan davanın, davalı ...'a husumet yöneltilerek açıldığının belirtilmesine rağmen diğer iki dava yönünden hangi davalılara husumet yöneltildiğinin açıkça belirtilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup, tamamlanabilir bir eksiklik niteliğinde olması nedeniyle bu konuda duruşmada davacılar vekillerine süre verildiği, kesin süre sonunda yapılacak açıklamaya göre dava sayısının belirlenebilmesinin mümkün olduğu, tüm davalar yönünden zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmediği, ancak şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle.....Şirketinin, şirket yöneticisi ...'dan tahsili talepli davanın, zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olduğu belirlenmiş, ilgili yasal düzenlemeler gereği zorunlu arabuluculuğa tabi bir davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılması halinde başkaca hiçbir işlem yapmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği hükmü göz önünde tutularak bu kararın verilmesi amacıyla bu davanın, dava dosyasından tefrikine karar verilmiş, tefrik sonucunda, mahkememizin yukarıdaki esasına kayıtlı bu dava dosyasının esasına kaydı yapılmıştır.
TTK'nun 553 ve devamı maddelerinden kaynaklanan şirket yöneticisinin sorumluluğu davalarında, şirketin uğradığı iddia edilen zararın tahsilinin talep edilmesine bağlı olarak davanın, tazminat davası niteliğinde bulunduğu, tazminatın bir miktar parayı içerdiği dikkate alındığında, bu nitelikteki davalar ilgili yasal düzenlemeler gereği zorunlu arabuluculuk yoluna tabidir. 6235 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, eklenmemesi halinde verilecek bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi taktirde dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Davanın,
TTK'nun 553 ve devamı maddelerinden kaynaklanan tazminat davası niteliğinde olup, açıldığı tarih itibariyle TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartına tabidir. Kanun hükmü gereği arabuluculuk anlaşamama son tutanağı aslı veya örneği dava dilekçesine ekli olarak sunulmadığı gibi dava dilekçesi içeriğinde davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğine dair bir açıklamada bulunulmamasının yanında bu konuda 16.07.2025 tarihli duruşmada da zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiği bildirilmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/2023 tarih, 2023/9-995 ve 2023/1251 karar sayılı ilamında zorunlu arabuluculuk yoluna tabi davalarda bu yola başvurmadan açılan davanın kanuni düzenlemeler gereği sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı dikkate alınarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğuna ilişkin düzenleme, 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. fıkrasındaki prosedürün yerine getirilmeksizin dava açılması hakkını veren bir yasal düzenleme değildir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamı göz önünde tutultuğunda; davacı tarafın, dava dilekçesine ekli olarak anlaşamama tutanağını sunmaması yanında dava dilekçesinde dahi davadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğine dair hiçbir açıklama yapmaması karşısında 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. fıkrasında aranan prosedürün yerine getirilerek anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının dava dilekçesine ekli olarak sunulmamış olması nedeniyle davacı tarafın zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartını yerine getirmemiş olduğu, davanın açılmasından sonra bu eksikliğin tamamlanması yoluna gidilmesi halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının, tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmaması nedeniyle bu durumun verilecek hükme etkili bulunmadığı dikkate alınarak,
TTK'nun 5/A 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 ve HMK'nın 114 (2) ve 115 (2) maddeleri uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu dava dosyasına konu davanın, zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olup, bu yola gidilmemesi nedeniyle asıl dava dosyasından tefrikine karar verildiği, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği bu dosyaya konu davaların, davalı tarafa tebligat yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesinin gerektiği, ancak asıl dava dosyasında, tefrik edilen bu dava dosyasındaki davalardan başkaca çok sayıda dava ile birlikte bu davalarında açıldığı, davaların, basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle tüm davalar yönünden davalı taraflara tebligatların yapılıp ön inceleme duruşması yapmaksızın tefrik kararı verildiği dikkate alınarak, davalı taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunmasına bağlı olarak davacı sayısı kadar birbirinden bağımsız davanın bulunduğu, dava dilekçesinde tefrik edilen bu dava yönünden belirsiz alacak hükmü çerçevesinde şimdilik 10.000,00 TL'lik zararın tahsilinin talep edilip, asıl dava dosyasında kalan diğer davalarla birlikte toplam 100.000,00 TL harca esas değer üzerinden peşin nispi harcın yatırıldığı, bu davanın nispi harca tabi olup, 10.000,00 TL üzerinden yatırılan nispi harcın 170,77 TL olup, 4 ayrı davanın varlığı nedeniyle her bir davacı yönünden yatırılmış nispi peşin harcın 42,69 TL olup, geriye kalan harçların her bir davacıdan ayrı ayrı tahsiline, bu davayla ilgili yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, davacılar tarafından tüm davalar için yatırılan gider avansının asıl dava dosyasında bulunması nedeniyle bu dosyaya gider avansı aktarılmadığından bu konuda hüküm kurulmamıştır.
1.6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması prosedürünün yerine getirilmeden ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya onaylı örneği sunulmadan dava açılması nedeniyle, zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru koşulunun usulüne uygun yerine getirilmemiş olması nedeniyle HMK'nun 114(2) ve 115(2) maddeleri uyarınca; davacı ...'ın, davacı ...ın, davacı...'ın ve davacı...z'in davalarının, ayrı ayrı DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince her bir davacı yönünden ayrı ayrı alınması gereken;
a)615,40 TL ret harcından, peşin yatırılan 42,69 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 572,71 TL harcın davacı ...'tan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
b)615,40 TL ret harcından, peşin yatırılan 42,69 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 572,71 TL harcın davacı...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
c)615,40 TL ret harcından, peşin yatırılan 42,69 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 572,71 TL harcın davacı ...dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
d)615,40 TL ret harcından, peşin yatırılan 42,69 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 572,71 TL harcın davacı...z'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Bu dava dosyası ile ilgili yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/07/2025 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)