Esas No
E. 2015/7289
Karar No
K. 2015/17050
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

8. Ceza Dairesi         2015/7289 E.  ,  2015/17050 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak geçirme veya el değiştirmesi

HÜKÜM : Sanıkların; banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, bilişim suçu, özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, sahte e-devlet taahhütnamesi düzenlettirmek suçlarından hükümlülük;Telefon hattına ilişkin sahte abonelik sözleşmesi yaptırma suçundan beraat

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Katılan ... adına sahte nüfus cüzdanı düzenlemek, E-devlet şifre taahhütnamesi, Vodafone GSM sözleşmesi tanzim etmek suretiyle kül halinde kabul edilerek resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde, her bir eylemin birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturacağı gözetilmeden zincirleme işlenen tek suç olarak uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, bankadan kredi çekebilmek amacıyla katılan ... adına gerçeğe aykırı olacak şekilde....İnş. San. isimli şirkette satış müdürü olarak çalıştığına dair imzalı, kaşeli belge düzenlemek suretiyle özel belgede sahtecilik suçundan TCK.nun 207/1, 53. maddeleri gereğince açılan dava hakkında her zaman karar verilmesi, katılan ...'a karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçunda, teşebbüs hükümleri uygulanırken gösterilmeyen yasa maddesinin mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür.

1.Katılan ... adına sahte nüfus cüzdanı düzenlemek, E-devlet şifre taahhütnamesi, Vodafone GSM sözleşmesi tanzim etmek suretiyle kül ha linde kabul edilen resmi belgede sahtecilik, kişisel bilgi ve verilerini haksız surette ele geçirmek, dolandırıcılık suçları ile dolandırıcılığa teşebbüs suçu, sahte kredi kartı üret- tirmek ve kullanmak suçlarından yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucun- da oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulama- sına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıkların, sübuta ve fazla ceza tayinine yönelik; katılan TEB ve Finans Bankaları vekillerinin, bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin (ONANMA- SINA),

2.Katılan AVEA şirketi vekilinin özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince:

26.08.2013 tarihli muhafaza altına alma tutanağında da belirtildiği üzere suça konu sahte belgeler düzenlendiği iddia olunan AVEA hattına bağlı telefon numarası ... olduğu halde .... olarak soruşturmanın ve kovuşturmanın yürütüldüğü anlaşılmakla, ilgili şirketten suça konu hat ile ilgili dayanak belgelerinin istenip, gerektiğinde yazı, rakam ve imza incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılan AVEA şirketi vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 13.05.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Sanıklar ... hakkında, banka ve kredi kartının kötüye kullanılması, bilişim suçu, resmi belgede sahtecilik, telefon hattına ilişkin sahte abonelik sözleşmesi yaptırma, dolandırıcılık, sahte e-devlet taahhütnamesi düzenlettirmek suçla- rından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37/1, 204/1, 207/1 (2 kez), 136/1, 158/1-j,2 (3 kez), 245/3, 43/1, 6518 sayılı Yasa ile değişik 5809 sayılı Yasanın 56/3-4, 63/10. maddelerinden cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-j (3 kez), 245/2, 43/1, 245/3, 43/1, 204/1, 43/1, 136/1. madde- lerinden cezalandırılmalarına, Avea hattına ilişkin sahte abonelik sözleşmesi düzen- lettirdikleri iddiası ile TCK.nun 207/1. maddesinden açılan kamu davasında ise beraatine karar verilmiştir. Mahkemenin mahkumiyete ve beraata ilişkin kararları, süresi içerisinde sanıklar savunmanları, katılan ... ile Avea vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Sanıklar hakkında sahte kredi kartı düzenletmek ve sahte düzenlenen kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 245/2 ve 245/3. maddelerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin, sanıkların eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen tek suçu oluş- turması nedeniyle bozulması gerekirken onanmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Dosya kapsamı ve anlatımlardan, sanıkların eylem birliği içerisinde müşteki ...’ın kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle sanıklardan ...’nun fotoğrafını yapıştırmak suretiyle sahte olarak çıkarttırdıkları nüfus cüzdanı ile Türkiye Ekonomi Bankasından (TEB) sahte olarak kredi kartı çıkartıp birçok kez harcama yaptıkları anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrası "Suçun oluşması kastın varlı- ğına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçek- leştirilmesidir." Yine TCK.nun 44. maddesi “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” hükmünü içermektedir. 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suçun maddi unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Ancak bu fıkra hükmüne göre cezaya hükmedilebilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu maddedeki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Yani sahte kart oluşturmak veya üzerinde sahtecilik yapmak bu suçun seçimlik hareketleridir. Sahte kart oluşturmak, gerçek kart üzerinde yapılanlar dışında sahtecilik fiillerini ifade eder. Üçüncü fıkradaki suçun oluşması için ikinci şart ise, sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış kartın kullanılması suretiyle yarar elde edilmiş olmasıdır. Haksız yararın fail yada başka birisine sağlanmasının önemi yoktur. Her iki halde de suç oluşacaktır.

245.maddenin 3. fıkrasında tanımlanan suçun manevi unsuru ise kasttır yani kasten işlenebilen bir suçtur. Üçüncü fıkra açısından kast, suça konu banka veya kredi kartının sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kart olduğunu bilmeyi ve bu kartı yarar sağlamak amacıyla kullanmayı istemeyi gerektirir.

Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi yine bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her zaman sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır. Bu nedenle sahte belge oluşturduktan sonra bu sahte belgeyi kullanan kişi, hem sahte belge düzenlemekten hem de sahte belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz. Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan kişi, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, sadece TCK.nun 245/3 maddesinde öngörülen suçtan dolayı cezalandırılması gereke- cektir. Nitekim TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen cezanın 245/2. maddesinde öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir.

Somut olayda da, Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 2008/11-87 E, 2008/150 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanıkların ele geçirdikleri mağdur ...’a ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle sanıklardan...’nun fotoğrafını yapıştırmak suretiyle sahte olarak çıkarttırdıkları nüfus cüzda- nını kullanarak banka görevlilerince basımını sağladıkları kredi kartı “sahte oluşturulan” kart niteliğinde olup bu kartın kullanılması suretiyle kendilerine haksız yarar sağlamaları eyleminin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmaması ile, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrasında "Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." şeklin- deki düzenleme ve TCK.nun 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların kastının açıkça sahte olarak üretilen kredi kartının kullanılması sonucu yarar sağlama olduğu ve eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden,

TCK.nun 245/3. madde ve fıkrası yanında ayrıca TCK.nun 245/2. madde ve fıkrasından da hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini gerekçesiyle bozulması yerine, yerel mahkemenin mahkumiyete ilişkin kararlarının onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.05.2015

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.