15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2015/4615 E. , 2015/29917 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'in olay günü korna çalma meselesi yüzünden yolda yürüyen iki kişi ile tartıştıkları, kavga üzerine polis memuru olan katılanlar ... ve ...'nın olay yerine geldikleri, sanıkların tartışmayı devam ettirmeleri üzerine katılanların ayırmak için müdahale ettikleri, bu sırada sanığın katılanlara hitaben "sizi kim gönderdi lan, s... gidin buradan, konunun sizinle alakası yok, biz kendi işimizi kendimiz görürüz" dediği, katılanların kimlik istemesi üzerine sanıkların kimliklerini vermek istemedikleri, sanığın katılanlara "s... gidin lan" dediği, daha sonra sanık ve temyiz dışı sanığın araca binerek uzaklaşmak istedikleri, aracın şoför koltuğunda temyiz dışı sanığın, yanında ise sanık ...'ın oturduğu, temyiz dışı sanığın aracı katılan ...'ın üzerine sürdüğü, ancak katılanın kenara geçmemesi nedeniyle olay yerinden ayrılamadıkları, aracın durması üzerine sanığın aracından inerek katılan ...'a hitaben ''gebermek mi istiyorsun lan. Bize silah mı çekiyorsun silah çekeceksen sıkman lazım, gö... yer mi" dediği ve üzerine yürüdüğü, bunun üzerine olay yerine takviye olarak gelen katılan ... tarafından sanığa biber gazı sıkıldığı, sanığın kendisini yere atarak kelepçe takılmasına müsaade etmediği, katılanlara hitaben "sizin hepinize göstereceğim, erkekseniz tek tek gelin" dediği, sonrasında polis aracına konulduğu, bu sırada polis aracına vurarak araca zarar vermeye çalıştığı, böylece sanığın kamu malına zarar vermeye teşebbüs, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1.Sanık ... hakkında kamu malına zarar verme, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 05/06/2013 tarihli kararın sanığa 20/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 02/07/2013 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın ihbar üzerine görevini yapmaya gelen kolluk görevlilerini "sizin hepinize göstereceğim" diyerek katılanlarla tartıştığı ve kendisini etkisiz hale getirmeye çalışan katılanlara direndiği ve "s....r git lan" demek suretiyle hakaret ettiğinin sanık beyanları, katılanlar beyanları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, atılı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının sanık tarafından işlendiğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3.Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın polis aracına bindirilirken araca tekme attığı iddia olunmasına rağmen meydana gelen bir zarar bulunmadığından sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.