15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2015/5449 E. , 2015/23537 K.
"İçtihat Metni"
Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret suçlarından sanık ...’in cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/05/2012 tarihli ve 2011/142 esas, 2012/225 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 05/12/2013 tarih ve 2012/196867 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 16/02/2015 tarih ve 2013/33119 Esas 2015/20624 sayılı kararıyla hükmün Onamasına-Bozulmasına karar verilmiştir. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan Kanun’un 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlara ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine dosya Daireye gönderilmekle, sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümler ile sınırlı olarak yapılan inceleme de;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE, Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarına yönelik Dairemizin 16/02/2015 tarih ve 2013/33119 esas 2015/20624 sayılı bozma kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA,
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın alkol aldıktan sonra başını çarpıp yaralanması üzerine, temyiz kapsamında bulunmayan diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte ... Devlet Hastanesi’ne geldikleri, ...'nin acil servisin kapısına tekme ve kafa atmak suretiyle zarar verdiği, şikayetçi ... ile tartıştıkları, daha sonra hastanenin alt katına yönlendirildikleri, burada da taşkınlık yapmaya devam ettikleri, sanık ...'in kendisini tedavi eden sağlık görevlisi olan katılan ... görev yapmasını engellemek kastıyla darp etmek suretiyle yaraladığı, "sen a.. koyduğumun yerinde bizim hastanede doktor değil miydin" diyerek görevinden bahisle hakaret ettiği olayda; görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.Sanığın katılana yönelik hakaret eyleminin acil odasında gerçekleştirdiğinin kabul olunması karşısında, acil odasının aleni olmadığı gözetilmeden ve aleniyet unsurunun ne surette gerçekleştiği tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Sanık hakkında hakaret suçundan seçimlik yaptırım olan hapis cezası tercih edildiği halde TCK’nın 50/2 maddesi gereğince belirlenen hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
3.Sanığın pansuman odasına girdikten sonra pansuman için gelen sağlık görevlisi olan katılana hakaret edip kafa atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması eyleminin TCK’nın 86/2-3-c maddesinde düzenlenen yaralama suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları oluşmayan TCK’nın 265/1 maddesi gereğince hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hakaret suçu yönünden CMK'nın 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 13/04/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.