2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2016/34 E. , 2016/1584 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın 26/11/2013 tarihli dilekçesi ile eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 42. maddesinin 1. fıkrasında, "süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir" şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün temyizi aşamasında ileri sürülen eski hale getirme istemi hakkında dairemizce karar verilmesi gerekip, öncelikle eski hale getirme istemi hakkında karar verilmesi gerektiğinden, mahkemenin eski hale getirme isteminin reddine dair 02/12/2013 günlü ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğin, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 20. maddesinde; "13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir." ve Tebligat Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29. maddesinde " 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda, sanık ...'nın yokluğunda verilen hükmün sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı ve 01/10/2013 tarihinde "aynı konutta oturan annesi ... imzasına tebliğ" şerhi ile tebliğ edildiği ancak muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığının tebliğ evrakı üzerinde belirtilmediği, bu nedenle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu ve sanığın öğrenmeyle verdiği 26/11/2013 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b ve 143 maddeleri gereğince hükmolunan 4 yıl 8 ay hapis cezasından aynı Kanun'un 31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılırken 3 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına hükmolunması gerekirken, hesap hatası sonucu 2 yıl 13 ay 10 gün hapis cezasına hükmolunması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak sanık ... hakkında bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanması ile hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK'nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin sanık ve suça sürüklenen çocuktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 08/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.