7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2015/16751 E. , 2015/19346 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı işçi işverence yapılan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ahlaka aykırı eylemleri nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı iş veren tarafından fesih nedeni konusunda herhangi bir kayıt ve belgenin ibraz edilmediği, dinlenen taraf tanık beyanlarına göre davacının beraber çalıştığı astlarına, özellikle bayan çalışanlarıyla cinsel içerikli konuşmalar yaptığı, ahlaka uygun olmayan davranışlarda bulunduğu, çalışma saatleri içersinde, çalışma arkadaşlarıyla özel konular konuşarak çalışmalarına engel olduğu, çalışma düzenini bozduğu, amiri pozisyonunda olan kişilerin eşleri hakkında gayri ahlaki beyanlarda bulunduğu, alışverişe gelen müşteriler ve alt kadroda çalışan bayan personeller hakkında gayri ahlaki beyanlarda bulunduğu, astlarını da bu tür davranışlara yönlendirdiği hususunun davalı iş veren tarafından yasal deliller ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. 4857 sayılı İş Kanununun 25inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usûlî hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Usulün hakkın özünün önüne geçemeyeceği gözetilerek tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda, davalı işveren davacının davranışlarına yönelik bir kısım işçilerin şikayet dilekçesi verdiğinden bahsetmişse de dosyaya sunmamıştır. Ancak bu şikayetler nedeniyle davacıdan savunma talep edilmiştir. Davacı savunmasında hiç bir kadına karşı ahlak dışı hareketi olmadığını belirterek bazı olayları kabul etmemiş bazılarını ise bazı işçilerle 1 yıl öncesinde konuştuğunu ancak neden şimdi gündeme geldiğini anlayamadığını beyan etmiştir.
Mahkemece davalı şirketin bildirdiği tanıklardan sadece ikisi dinlenmiş, dört kadın tanık dinlenmemiştir. Fesih bildiriminde fesih sebebi olarak açıklanan hususlar davacının kadınlara yönelik ahlak dışı hareketleri ve sözleri olarak belirtildiğinden davalının tüm tanıkları dinlenmeli, gerekirse yüzleştirme yapılarak ve diğer davalı tanıklarının işverene verdiği şikayet dilekçesi de getirtilip hangi şartlar altında bu dilekçeyi verdiği ve duruşmadaki beyanındaki varsa çelişkiler giderilmelidir. Eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.