11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2014/6947 E. , 2016/5454 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Hükümde gösterilmemiş ise de, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasında yazılı hak yoksunluğunun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak, 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder”. Aynı maddenin onuncu fıkrası ise; "denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." hükmünü içermekte olup, bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletileceğine dair, 5271 sayılı CMK'nın 325. maddesinin 5560 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişik 2. fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde dahi yargılama giderlerine hükmedileceği ancak hükmün yargılama giderlerine ilişkin bölümünün de mahkumiyet hükmüne bağlı olarak geri bırakılma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak hükmün açıklanması ve kesinleşmesinden sonra yargılama giderlerinin tahsil edilebileceğinin kabul edilmesi gerekir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine rağmen CMK'nun 325. maddesinin 2. fıkrasına yanlış anlam verilerek sanıktan yargılama giderlerinin tahsil edilmesi ise geri bırakılan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmasına neden olur ki, bunun da CMK'nun 231. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine açıkça aykırılık teşkil edeceği gözetilmeden, 30.07.2009 tarihli karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, sanığın neden olduğu 729,67 TL yargılama giderinin kendisinden alınmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin tahsili için harç tahsil müzekkeresi de düzenlendiği halde hükmün açıklanmasına karar verilirken sanığın aynı yargılama giderlerinden bir kez daha sorumlu tutulmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkartılıp yerine “Sanığın sarfına neden olduğu 36,00 TL davetiye ve 5,95 TL posta gideri olmak üzere toplam 41,95 TL yargılama giderinin CMK'nun 325/1. maddesi gereğince sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,” cümlesi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.