11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2016/4294 E. , 2016/5578 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıklar ..., ..., ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan:Beraat Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçundan: Beraat Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan: Beraat Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan: Mahkumiyet
Gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin 21.06.2006 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
09.06.2008 günlü iddianameyle açılan davada, sanık ...'ye yüklenen suçlardan kamu davasına katılma hakkı bulunan ve duruşmada cezalandırılmalarını talep eden şikayetçi vekiline şikayetçi adına davaya katılmayı isteyip istemediği sorulmamış ise de; şikayetçi vekilinin duruşmalara gelerek davayı takip etmesi ve sanığın cezalandırılmasını isteyerek hükmü temyiz etmesi hususları dikkate alındığında davayı takip etme ve katılma arzusunda olduğu değerlendirilmekle, katılan sıfatını alabilecek olan şikayetçi vekilinin 5271 sayılı CMK'nun 260/1. maddesi gereğince yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğu kabul edilip aynı Yasanın 237/2. maddesi uyarınca ...'ün davaya katılan ve Av. ...'nin vekili olarak davaya kabullerine karar verilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü; I) Sanıklar ..., ..., ... hakkında “nitelikli dolandırıcılık”, sanık ... hakkında “nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik” suçlarından verilen beraat kararlarına karşı katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II) Sanık ... hakkında “özel belgede sahtecilik” suçundan kurulan beraat hükmüne karşı katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun 5237 sayılı TCK'nun 207/1. maddesindeki cezasının miktarı itibariyle tabi olduğu aynı Yasanın 66/1-e maddelerinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 28.09.2007 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
III) Sanık ... hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafiinin temyiz itirazlarına gelince;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Somut olayda; sanık ...'ın, katılan ...'ü ... ilinde arsa üzerine yatırım yapması konusunda ikna ettiği, katılanın yapılacak işlemler için sanık adına değişik tarihlerde vekaletname ve para gönderdiği, sanığın da katılan adına arsa alım satımı yapıp, kooperatife üye olduğu ancak, gönderilen paralar kadar yatırım yapılmadığının iddia edilmesi, mahkeme tarafından mahallinde keşif yapılarak mevcut tespit edilen değere göre usulsüzlük olmadığı yönünde bilirkişi raporu hazırlanması, ancak mahkemece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/55-2008/424 E.K. sayılı dosyasının davacısının katılan ..., davalısının sanık ..., sanık ... ve .... Şti., dava konusunun alacak olması, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve gerekçesinde; davalı ... Şti ile diğer davalı ...'nin gönderilen paralarla herhangi bir ilgileri bulunmadığı ve davalı ... ile muvazaalı şekilde davacıyı zararlandırma yönünde eylemde bulunduklarına dair herhangi bir delil de ibraz edilemediğinden bu davalılar hakkındaki davanın reddedildiği belirtilip, Yargıtay 13 H.D.'nin 2010/4027-2010/5166 sayılı kararı ile onanması ve mahkeme tarafından bu karara üstünlük tanındığının kabul edilmesi karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.04.1980 gün ve 1980/9-110-166 E.K. sayılı kararında açıklandığı üzere, ceza hakiminin hukuk hakimine nazaran delil toplama serbestisinin daha geniş olduğu, mahkemenin irat ve ikame edilen delilleri duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaate göre takdir edeceği, ceza hakiminin gerçeğe güvenli biçimde ulaşabilmesi için olayla ilgili tüm delillerle, arasına zorunlu olmadıkça bir aracı girmeksizin doğrudan doğruya ilişki kurması gerektiği, hukuk mahkemelerinden verilen kesinleşmiş bir hükmün kural olarak ceza davasına etkili olmadığı, ceza mahkemesince karar verilirken sadece hukuk mahkemesi tarafından verilen tespit kararına dayanılmasının savunmayı kısıtlayacağı, ceza davasındaki delil sistemine ve cezadaki sorumluluk esaslarına ters düşeceği cihetle; mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ile hükme esas alınan hukuk mahkemesince yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler belirlenip giderilmeden, yaptırılan işlerin bedellerinin sanığın hesabına yatırılan paraları karşılayıp karşılamadığı, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve atılı suçun unsurları ile zincirleme suç hükümlerinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılmadan eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.