4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2013/22218 E. , 2014/28484 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın sabıka kaydında yer alan erteli ve açıklanması geri bırakılan hükümlerle ilgili mahkemelerine ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak,
01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 saydı Kanunun 5. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK’nın 50/6. maddesinde yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde; infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ve ayrıca yerine getirilmeyen yaptırımın hapse dönüştürülmesi halinde cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesinin sadece seçenek tedbirler yönünden mümkün bulunduğu gözetilmeden, hapisten çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde,
TCK’nın 50/6. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının tamamen infaz edileceğinin sanığa ihtar edilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hüküm fıkrasından “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içinde, hükmedilen seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmeye başlanmaması veya ödenmeye başlanıp da devam edilmemesi halinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinin (10). fıkrası hükmü gözetilerek,
TCK'nın 50/6. maddesi uyarınca, mahkememizce kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği ve bu kararın derhal infaz edileceğinin sanığa ihtarına, (İHTARAT YAPILAMADI)” ibaresinin çıkarılması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 13/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.