2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2016/11756 E. , 2016/14297 K.KARARIN YOK HÜKMÜNDE OOLDUĞU
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 142
CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) (647) Geçici Madde 4
"İçtihat Metni"Hırsızlık suçundan sanık Y.E.'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/4, 491/3, 491/son (iki kez), 522 (iki kez), 59/2 (iki kez), 72 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri uyarınca 3.750.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmesine, sanık T. G.'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanun’un 491/4, 491/3 ve 81/2. (iki kez) maddeleri uyarınca iki kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının içtima ettirilerek neticeten 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/10/2003 tarihli ve 2002/1161 esas, 2003/1205 sayılı kararının sanık T. G. tarafından temyiz edilmesine müteakip, hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu ve diğer değişiklikler gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 22/06/2005 tarihli ve 2004/17574 esas, 2005/8857 karar sayılı ilamı kapsamında bozulması üzerine, her iki sanık yönünden yapılan yargılama sonucunda sanık Y. E. yönünden 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/4-son (üç kez), 522 (üç kez) ve 59/2 (üç kez). maddeleri gereğince üç kez 600,00 Türk lirası para cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının ertelenmesine, sanık T. G. yönünden ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b (üç kez) ve 145 (üç kez). maddeleri gereğince üç defa 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2007 tarihli ve 2005/1096 esas, 2007/472 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21.06.2016 gün ve 11336-2015 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2016 gün ve 2016/280105 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1.Sanık Y. E. yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında, sanık hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hükmün, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunlar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabileceği ve genel yargı ile uyarlama yargısının birlikte yürütülemeyeceğinin belirtildiği, somut olayda Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/10/2003 tarihli kararının sanık Y. E. yönünden temyiz edilmeden kesinleştiği, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Kanun belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen sanık Yılmaz Engin hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık T. G. hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen sanık hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesinde,
2.Sanık T. G. yönünden;
Suç tarihinin 27/08/2002 olduğu somut olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.1 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede; Sanık Y. E. hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.10.2003 tarihli ilk hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, diğer sanık T. G. hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün ise sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtaya gönderilen dosyanın, 7. Ceza Dairesinin 22.06.2005 tarih ve 2004/17574 E.,2005/8857 K. sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK ile ilgili lehe hükümlerin uygulanması için uyarlama yapılması hususunda hükmün bozulmasına ve bozmanın sanık Y. E.’e de teşmiline karar verilmesi nedeniyle, bozma sonrası görevsizlik kararı ile dosyayı devralan Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesince, hakkında hüküm kesinleşmiş olan Yılmaz Engin’in tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 24.05.2007 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmakla;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 karar sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Hükümlü Y. E. hakkında kurulan ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın kanun yararına bozma istemine konu edilmesi de olanaklı değildir. Bu nedenlerle Y. E. hakkında yeniden kurulan 24.05.2007 tarihli hükme yönelik konusu bulunmayan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE; 5252 sayılı Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
2- 2 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede; Sanık T. G. yönünden 5237 sayılı TCK'nın 7 ve 5252 Kanun'un 9. maddeleri dikkate alınarak, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun hükümlerinin olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (ANKARA) 18. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 24.05.2007 gün ve 2005/1096 E, 2007/472 K. sayılı kararın 5271 CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 26.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.