18. Ceza Dairesi
18. Ceza Dairesi 2015/45055 E. , 2016/18231 K.HAGB DENETIM SÜRESI IÇERISINDE SUÇ IŞLEYEN SANIĞIN AÇIKLANMASINA KARAR VERILEN HÜKÜMDE DE ÖNCELIKLE ZAMANAŞIMI HUSUSU DEĞERLENDIRILMELIDIR.
ÇOCUK KORUMA KANUNU (5395) Madde 23
TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) (765) Madde 258
"İçtihat Metni"Direnme suçundan sanık M. D.'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 258/2-3 ve 55/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça sürüklenen çocuğun 5 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına dair İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 20/04/2006 tarihli ve 2005/1103 esas, 2006/594 sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2006 tarihli ve 2006/81 değişik iş sayılı kararını müteakip, 06/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca denetim süresinin 3 yıl olarak belirlenmesine ilişkin İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 08/01/2007 tarihli ve 2005/1103 esas, 2006/594 sayılı ek kararı sonrasında, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlememesi nedeniyle geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine ilişkin aynı Mahkemenin 12/02/2014 tarihli ve 2005/1103 esas, 2006/594 sayılı ek kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25/11/2015 gün ve 2015/364293 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26/02/2014 tarihli ve 2014/8592 esas, 2014/7972 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 20/04/2006 tarihli ve 2005/1103 esas, 2006/594 tarihli kararını müteakip sanığın deneme süresi içerisinde, İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2010 tarihli ve 2009/486 esas, 2010/67 sayılı kararına ilişkin dosya kapsamında yeni bir suç işlemesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde belirtildiği üzere, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar şeklindeki düzenleme karşısında, önceki hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın düşmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme; 5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 8. fıkrasında; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." 10. fıkrasında; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” 11. fıkrasında; " Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." hükümleri yer almaktadır. İnceleme konusu somut olayda; suça sürüklenen çocuk hakkında 20.04.2006 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24.05.2006 tarihinde itiraz üzerine kesinleştiği, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın Mahkemesince resen ele alındığı, 12.02.2014 tarihli ek kararda, suça sürüklenen çocuğun 3 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği ve bu suçtan kesinleşmiş mahkumiyet aldığı, buna karşın ek karar tarihinde resen yapılan incelemede 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hüküm açısından olağanüstü zamanaşımının dolduğu belirlenerek düşme kararı verildiği görülmektedir. Yukarıda yer verilen safahat bilgilerine göre, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının olağan yasa yolu sürecinin tamamlandığı, İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/486 esas, 2010/67 karar sayılı ilamı incelendiğinde, suça sürüklenen çocuğun 01.10.2006 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan 03.02.2010 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği ve kararın 24.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır, Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı resen ele alan yerel Mahkeme tarafından, 12.02.2014 tarihinde ek kararla zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, yapılan inceleme neticesinde, zamanaşımı hususunun öncelikli olarak değerlendirilmesi zorunluluğunun bulunduğu, yerel Mahkemece yapılan incelemeye göre 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hüküm açısından olağanüstü zamanaşımının dolduğu belirlenerek düşme kararı verildiği anlaşılmakla, yerel Mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden,
CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 28.11.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.