15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2012/2518 E. , 2014/355 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleblerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Somut olayda;
Katılanın, sanık ...'e 650 TL vererek sanık aracılığı ile otosunu tamir ettirdiği sahsa vermiş olduğu 650 TL tutarındaki senedi alıp kendisine vermesini istemesi üzerine, sanığın parayı ödediğini ve senedi aldığını söyleyerek yırtılmış başka bir senet getirdiği, katılana vermesi gereken 650 TL'lik senetteki rakamların önüne 30 rakamını ekleterek 30 650 TL haline getirip birlikte hareket ettiği sanık ...'ye ciro ederek katılan aleyhine icra takibi yapılmasını sağladığı belirtilen olayda: katılan ve sanıkların ifadeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından sanıkların resmi belgede sahtecilik ve 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçuna teşebbüs eylemini gerçekleştirdikleri yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sırasında suça konu senet ile birlikte 10.000 TL'lik senet üzerinde de inceleme yapılmış ise de bu senet hükme konu edilmeyip yalnızca 30.650 TL'lik senet açısından hüküm kurulduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine, 19.02.2009 tarihli bilirkişi incelemesinin fotokopi üzeride yapılmış olduğunun belirtilmiş olması ve daha önce senet asılları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen iki ayrı kriminal ekpertiz roporu ile aralarında uyum bulunması karşısında tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.