15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2012/10082 E. , 2014/4133 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,
TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için,ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Somut olayda; sanığın bulduğu katılan ...’a ait nüfus cüzdanı ile banka cüzdanı ve müşteki ...’a ait nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafları çıkarıp kendi fotoğrafını yapıştırdığı, 27.12.2008 tarihinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış sahte ... kimliği ile ... Havalimanı Şubesine giderek katılanın hesabından sahte nüfus cüzdanı ve banka cüzdanı ile 30 TL çektiği, aynı kimlikle 31.12.2008 tarihinde bu kez daha sonra hesaptan para çekmek amacıyla yine kendi fotoğrafı yapıştırılmış sahte ... kimliği ile hesap açtırmak istediği, yapılan kontrolde sahte nüfus cüzdanı uyarısını anlayarak bankadan çıkıp gittiği, daha sonra 05.01.2009 tarihinde yeniden...Şubesine giderek bu kez yine sahte ... kimliği ve sahte banka cüzdanı ile para çekmek istediğinde banka görevlilerince durum emniyete haber verilerek sanığın yakalanmasının sağlandığı,sanığın yakalanması sonrasında soruşturma aşamasında gerçek ismini gizleyerek abisi olan müşteki ...'ın kimlik bilgilerini vererek hakkındaki yasal işlemlerin bu şekilde yürütülmesini sağlayarak kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemeye çalışarak mağdur ... hakkında Mahkememizin 2009/50 esas sayılı dava dosyasında atılı suçlardan ötürü kamu davası açılmasını sağladığının iddia edildiği somut olayda;
1.Sanık hakkında dolandırıcılık,resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde; Sanık hakkında zincirleme şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken temel ceza olarak tayin edilen hapis cezasından 5237 sayılı TCK'nın 43/1.maddesi gereği ¼ arttırım yapılırken para cezasından arttırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2.Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.06.2012 gün 15/491-219 sayılı kararında belirtiltiği gibi; sanık hakkında müşteki Mehmet'e ait banka cüzdanını sahte olarak düzenleyip kullanma eyleminin teselsül eden resmi belgede sahtecilik suçunda değerlendirildiği halde ayrıca TCK'nın 207/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.