15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/13668 E. , 2014/2647 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... ve müdafiinin yokluğunda verilen 18.06.2012 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanık ve müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle, sanık müdafiince yapılan 28.09.2012 tarihli temyiz inceleme başvurusunun öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkların, küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismar suçundan haklarında yürütülen soruşturma kapsamında mağdur olan polis memurları tarafından Batman adliyesine götürüldükleri, burada yapılan sorguları neticesinde tutuklandıkları, akabinde kolluk güçleri tarafından Batman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmek üzere adliye bahçesine çıkarıldıkları, temyiz dışı ...'nin adliye bahçesinde ailesini görmesi üzerine taşkınlık yapmaya başladığı, bu sırada sanık ...'in mağdur polis memuru ...'ün silahını almaya çalıştığı, mağdur ... ve ...'ın sanık ...'i etkisiz hale getirmeye çalıştıkları esnada sanık ...'in mağdur ...'ın kılıfında bulunan silahı çekerek aldığı ve havaya doğru ateş ettiği, bu sırada sanık ...'nin elindeki kelepçeleri kırarak adliye oto parkına doğru kaçtığı, sanık ...'in ise elindeki silahla adliye binasına doğru koştuğu ve havaya birkaç el ateş ettiği, daha sonra mağdur ... ve ...'a dönerek elindeki silahla ateş ettiği fakat isabet ettiremediği, sanık ...'in adliye binasına doğru kaçarken mağdur olan polis memurlarını yaklaşmamaları konusunda tehdit ederek sinkaflı şekilde sövdüğünün iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, korku kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek, kamu malına zarar verme ve hükümlü veya tutuklunun kaçması suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık ... hakkında TCK'nın 58. Maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1.Sanık ... hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ve korku kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek, sanık ... hakkında kamu malına zarar verme ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii ve sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, bir başka suçtan Batman Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmasına karar verildikten sonra, kolluk güçlerince cezaevine sevki sırasında cebir ve şiddet kullanarak mağdur polis memurlarının elinden kaçarak adliye binasına girmesi, daha sonra ikna edilmesi sonucu görevlilere teslim olmasıyla neticelenen eylemde, sanığın kolluk güçlerinin hakimiyet alanından çıkmadan adliye binası içinde ikna edilerek teslim olduğunun anlaşılması karşısında, hükümlü veya tutuklunun kaçması eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesi tatbik edilmeyerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.2.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.