19. Ceza Dairesi
19. Ceza Dairesi 2016/14646 E. , 2017/5323 K.
"İçtihat Metni"5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na aykırılık suçundan sanık ...'nin, anılan Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2015 tarihli ve 2015/201 esas, 2015/434 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2016 tarihli ve 2016/22 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 07/11/2016 gün ve 10202 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/11/2016 gün ve KYB. 2016 / 388969 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararı ile itiraz merciinin sadece şekli olarak değil, hem maddi olay, hem de hukuki yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, itiraz merciince işin esası hakkında da inceleme yaparak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların var olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazların itiraz merciince incelenmesi sırasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerekecektir. Aksi halde, yani itiraz merciinin işin esası yönünden iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre inceleme yapıp yükletilen suçun sübut bulup bulmadığına ilişkin vereceği kararın CMK’nın 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olacağı gözetildiğinde itiraz mercii Yargıtay’dan daha geniş yetki kullanmış olacaktır. Yine yerel mahkemelerce verilen kararların temyiz edilmesi halinde, Yargıtay tarafından temyiz incelemesi yapılarak verilecek hükme göre kararın kesinleşmesi mümkün iken, açıklanması geri bırakılan hükme yönelik itirazı inceleyen itiraz merciinin suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle vereceği kesin nitelikteki beraat kararı temyiz denetiminden geçmeksizin kesinleşebilecektir ki bu hususun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, itiraz merciinin sadece itirazın ''reddine'' veya ''kabulüne'' şeklinde karar vermek ile yetinmesi yeterlidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.