Esas No
E. 2017/3349
Karar No
K. 2017/5414
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2017/3349 E.  ,  2017/5414 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi

Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/11/2016 tarihli ve 2016/85569 soruşturma, 2016/50375 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/01/2017 tarihli ve 2017/333 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında,

Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre, somut olayda şüphelinin sevk ve idaresinde bulunan araç ile seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmekte olan mağdura çarparak yaralanmasına neden olduğu, müştekinin olay nedeniyle şikayetçi olduğu, 27/10/2016 tarihinde düzenlenen trafik bilirkişisi raporuna göre meydana gelen olay nedeniyle araç sürücüsünün herhangi bir kural ihlali yapmadığının tespit edildiği, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca, söz konusu rapora göre şüphelinin kusurunun bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402, esas, 2013/19286 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinde dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlı olacağı, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu, bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte,bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması ve soruşturmanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği gözetilemeden, yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü, yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 09.04.2017 gün ve 94660652-105-35-2552-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2017 gün ve 2017/24332 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay tarihinde, şüphelinin sevk ve idaresindeki ticari taksi ile meskun mahalde, gece vakti, saat 19.50 sıralarında, aydınlatmalı tek yönlü ve üç şeritli, viyadük altı olan yolda seyir halinde iken, sol taraftan yola giren zihinsel özürlü yayaya çarpması neticesinde, yayanın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, tarafların şikayetçi olduğu olayda; kaza tespit tutanağında olay yerindeki azami hız limitinin 70 km olarak gösterildiği, ekli krokide şüphelinin çarptıktan 3 metre sonra durduğunun gösterilmesi karşısında, hız limitinin mahal sınırlar içinde kaldığı, olay yeri resimlerinden yayanın geçtiği yolun karşısının bariyerlerle çevrili olduğu, dosya içindeki şüpheliye kusur yüklemeyen kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunun oluşa uygun olduğu, bu nedenle iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddine yönelik İzmir 5.Sulh Ceza Mahkemesinin 16.01.2017 gün, 2017/333 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup,

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, İzmir 5.Sulh Ceza Mahkemesinin 16.01.2017 gün, 2017/333 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog