(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/744 E. , 2013/6951 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı şirket vekili Av. ... geldi. Hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Asıl dava, hor kullanmadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, 19.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı vekilinin hükme esas alınan tespit raporuna ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalı şirketin davacıya ait ..... taşınmazda 01.05.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu,davalının kira sözleşmesinin süresi dolmadan hasar ve zarar vererek kiralananı 08.05.2011 tarihinde tahliye ettiğini,davacı tarafından hasarın görülmesi üzerine kiralanan iş yerindeki hasar ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla ....
1.Sulh Mahkemesinin 2011/.. .D.iş sayılı tespit dosyasında hasar tespiti yapıldığını,tespit raporunda kiralanandaki hasar ve zarar miktarının 19.000.-TL olarak belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, hasar ve zarar bedeli olarak 19.000.-TL 'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde,davacı kiralayanın kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine davacı ile tahliye tarihi konusunda anlaştıklarını ve taşınmazı tahliye ettiklerini,tespit raporunu ve depo olarak kiralanan bu yerin tavanındaki hasarı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmüne göre kiracı kiralananı, kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak ve sözleşme sonunda aldığı hali ile iade etmek durumundadır. Kiralananın kötü (hor) kullanılması nedeniyle uğradığı zarar için kiralayan, giderim isteminde bulunabilir. Hasar miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, tek yanlı yapılan ve itiraza uğrayan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Öte yandan HUMK’nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tespitine ilişkin bilirkişi raporları aynı yasanın 374.maddesi hükmü uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılmakla birlikte, söz konusu raporlara karşı belirli sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Bu nedenle delil tespiti yolu ile alının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir.
Olayımızda; Taraflar arasında 1.5.2009 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği davalının taşınmazı 8.5.2011 tarihinde tahliye ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın tahliyesini müteakip davacı tarafından 11.5.2011 tarihinde tespit yaptırıldığı ve o tespit sonucu verilen bilirkişi raporuna dayanılarak bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tespite ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, söz konusu tespitin davalının yokluğunda yapıldığı,tespit raporunun davalıya tebliğ edilemediği görülmüştür.
Davalı vekili,yargılama sırasında söz konusu tespite ve bilirkişi raporlarına itirazını bildirmiş, tespitin gerçek durumu yansıtmadığını öne sürmüştür. Bu durumda, tek yanlı olarak yaptırılan tespit ve bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda mümkün ise mahallinde uzman bilirkişi ya da bilirkişilerce keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak,kiralanandaki hasar durumunun ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde tespiti,davalı tarafça tavanda oluşan hasar bedeline karşı çıkıldığına göre,tavanda meydana gelen hasarın neden ileri geldiği,davalı kiracıdan kaynaklanan sebeplerle mi yoksa 3.kişinin eyleminden mi kaynaklandığı hususları üzerinde durulması,ayrıca dış cephede yapılan demir doğrmanın binanın genel görünümüne uygun hale gelmesi için gereken aliminyum doğrama gideri belirlenirken yeni doğrama gideri ile eski demir doğrama bedellerinin ayrıntılı tespiti ile yeni takılacak aliminyum doğrama bedelinden normal kullanmadan meydana gelen yıpranma bedelinin düşülmesi gerektiği de gözönüne alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmuştur.
SONUÇ;Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.