2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2016/16893 E. , 2018/5230 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1.1412 sayılı CMUK'nun 310.maddesinde öngörülen yasal bir aylık süreden sonra hükmü temyiz eden üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2.Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere,gerekçeye,hakimin kanaat ve taktirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3.Sanık ..., suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarına gelince;
Suça sürüklenen çocuklar hakkında ceza tayin edilirken, cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin, yaş küçüklüğü nedeniyle cezadan indirim yapılmasına ilişkin aynı Kanun'un 31/3 maddesinden sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek 5237 sayılı TCK'nın 61.maddesine aykırı davranılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; a- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda şikayetçinin hırsızlık suçu nedeniyle meydana gelen zararının sanık ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... tarafından tazmin edildiği, kayden sabıkasız olduğu anlaşılan sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında, 5271 sayılı CYY.nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek ve sanık ...'a rızası olup olmadığı sorularak, sonucuna göre sanığın ve suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun belirlenmesi ile Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, “sanığın ve suça sürüklenen çocukların kişiliği ve bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşmadığı” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, b-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesinde "çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu itibarla suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan tayin olunan kısa süreli hapis cezalarından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının, sanık ...'ın, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.