11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2016/10499 E. , 2018/4593 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
1.Sanığın, iftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Olay günü dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik şüphesi ile yakalandığında, polislere önce ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ibraz edip bu isimle tutanak düzenlenmesine sebep olduğu bu isimle canlı teşhis işlemine katıldığı bu sürücü belgesinin sahte olduğu anlaşıldıktan sonra ise polislere bu kez kendisini ... olarak tanıtıp sonraki soruşturma tutanaklarının bu kimlikle düzenlenmesine ve ... hakkında dava açılmasına yol açtığı anlaşılan sanığın eyleminin iki mağduruna yönelik olduğu ve iki kez TCK 268. madde delaletiyle 267/1. maddeleri ile cezalandırılması gerekirken, eylemleri zincirleme tek suç kabul edilerek TCK 267/1,43/1. maddeleri gereğince hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2.Sanığın, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
24.09.2009 tarihli ekspertiz raporunda suça konu belgenin aldatıcı niteliğinin bulunmadığının bildirildiği, 28.06.2010 tarihli duruşmada mahkemece yapılan gözlemde de belge üzerindeki fotoğraf ve soğuk damga mührünün sonradan yapıştırma olduğunun ilk görüşte anlaşıldığı belirtilmiş olmakla , suça konu belgenin aldatıcı niteliği bulunmadığı ve hukuki sonuç doğurmayacağı, 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesi kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı,
Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.