2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2018/3560 E. , 2018/8444 K.
"İçtihat Metni"
Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143/1, 35/2, 151/1, 116/4, 119/1-c, 52/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 5 ay 15 gün hapis, 2.000,00 Türk lirası adlî para ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2014/458 esas, 2017/410 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/06/2018 gün ve 12634/2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/06/2018 gün ve 2018/54470 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre,
1.Sanığın üzerine atılı 31/05/2005 tarihinde işlenen suçlardan cezalandırılması talebiyle Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2005 tarihli iddianamesiyle kamu davasının açıldığı, sanığa yüklenen suçun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımı süresine bağlı olduğu, suç tarihinden itibaren karar tarihine kadar bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında dava zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2.Her ne kadar 5237 sayılı Kanun'un 142/4. maddesinde ''Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.'' şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş olsa da, somut olayda mala zarar verme suçunun işlendiği tarihte anılan hükmün yürürlükte bulunmadığı, mala zarar verme suçunun mağduru olan ...'ın yargılama aşamasında 01/10/2015 havale tarihli dilekçesiyle sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçmesi sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verilmesinin gerektiğinin gözetilmemesinde,
3.Lehe kanun değerlendirmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması halinde temel cezanın başlangıcının kararda denetime olanak sağlayacak şekilde gösterilmesinin gerekeceği gözetilerek, sanığın eyleminin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (mülga) 493/1, 62 ve 522 ilâ 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 35/2, 116/4, 119/1-c ve 62. maddelerinde yer alan suçları ve suç tarihi itibarıyla soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçunu oluşturduğu, ancak müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle mala zarar verme suçundan mahkûmiyete karar verilemeyeceği nazara alınarak, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesinde yer alan "(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.", 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde yer alan "(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 765 sayılı Kanun'un (mülga) 2/2. maddesinde yer alan " Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri biribirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, lehine olan 765 sayılı Kanun'un hükümlerinin sanık hakkında tatbik edilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.1 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
31.05.2005 tarihinde işlenen hırsızlık suçuna ilişkin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2005 tarihli iddianamesiyle sanık ...’ın, kendisini Murat Eroğlu olarak tanıtması nedeniyle bu şahıs hakkında kamu davası açıldığı, mahkemece 03.08.2005 tarihinde verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 15.07.2010 tarihli ilamı ile bozulması üzerine mahkemece 16.10.2012 tarihinde Murat Eroğlu’nun beraatine, gerçek sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesinin ardından 17.07.2014 tarihli iddianame ile sanık ... hakkında kamu davası açıldığı ve sanığın eylemine uyan 765 Sayılı Kanun’un 493/1. maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu aynı Kanun’un 102/3 ve 104/2. maddeleri gereğince 15 yıllık kesintili zamanaşımı süresinin, suç tarihinden itibaren karar tarihine kadar henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından (KUŞADASI) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2017 gün ve 2014/458 E., 2017/410 K. sayılı kararına yönelik 1 no’lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2.2 ve 3 no'lu kanun yararına bozma istemlerine gelince; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, sanığın, yanında açık kimliği tespit edilemeyen Cem Verenel isimli bir şahısla birlikte mağdura ait evin sağlam ve muhkem nitelikteki pimapen pencere ve panjurlarını kırıp hırsızlık amacıyla içeriye girdikten sonra bir şey alamadan kaçmaları şeklindeki eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı Kanun’un 493/1, 62, 522 maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan TCK’nın 142/1-b, 143, 35/2 ve 62, yine aynı Kanun’un 116/4, 119/1-c ve 62. maddeleri ile suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu, ancak müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle mala zarar verme suçundan mahkûmiyete karar verilemeyeceği, düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilerek, öngörülen hapis cezalarının alt ve üst sınırları bakımından anılan Kanun’un 7/2, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddeleri ışığında; 765 sayılı Kanun hükümlerinin sanık yararına olduğu, mahkemece her ne kadar lehe kanun değerlendirmesi yapılırken TCK’nın 493/1-son maddesinde öngörülen ceza miktarının 8 sene hapis olduğu belirtilmiş ise de, atılı suçun iki kişi tarafından işlendiği dikkate alındığında TCK’nın 493/son maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, ancak maddede öngörülen cezaların, alt ve üst sınırlar arasında gerekçesi gösterilerek belirlenmesi gerekeceği, başka bir anlatımla alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması halinde temel cezanın başlangıcının kararda denetime olanak sağlayacak şekilde gösterilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (KUŞADASI) 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 11.05.2017 gün ve 2014/458 E., 2017/410 K. sayılı hükmün belirtilen nedenle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 04.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.