2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2017/5211 E. , 2018/8708 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1.Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
a)Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezası 5237 sayılı TCK'nın 50/1-c maddesi gereğince, "bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme" seçenek yaptırımına çevrilirken, seçenek yaptırımın uygulanma süresinin açıkça belirtilmesi gerektiği gözetilmeden, infazda duraksamaya neden olacak şekilde sürenin “en az 2 yıl” olarak öngörülmesi,
b)5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesinde “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenleme yapılmıştır.Her ne kadar 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde, diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.Bu itibarla kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK'nın 50/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafında yer alan “ en az” ibaresinin ve “SSÇ tarafından denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılacak tebligata rağmen tedbir kararının gerekleri yerine getirilmez, bu çerçevede SSÇ tarafından eğitim kurumuna başlanılmaz veya başlanılıp devam edilmez ise TCK 50/6 madde uyarınca SSÇ hakkındaki hürriyeti bağlayıcı cezanın tamemen veya kısmen infazına karar verileceği hususunda SSÇ'nin uyarılmasına (uyarı yapıldı)”ilişkin bölümün hükümden çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2.Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1.Suça sürüklenen çocuk hakkında geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin TCK'nın 116/4 yerine aynı Yasa'nın 116/1 maddesi olarak yazılması,
2.İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğa verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı, işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı, suça sürüklenen çocuğun sabıkasız olması nedeniyle, suça sürüklenen çocuğun “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat” ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “Müştekinin zararı karşılanmamış olduğundan CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına" şeklindeki yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 09.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.