Esas No
E. 2012/8324
Karar No
K. 2013/6405
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2012/8324 E.  ,  2013/6405 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, yersiz ödenen tedavi gideri bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Davacı Kurum vekilinin temyiz talebi yönünden;

21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun, katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.690,00 TL. olarak değiştirmiştir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.

Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi; tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesi hükmü gereğidir.

İnceleme konusu davada, ret edilen ve temyiz denetimine tabi olan tutar 719,02 TL. olup, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırını aşmadığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması olanaksızdır.O halde davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine;

2.Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden;

01.01.1992 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı kabul edilen davalının, 21.02.2004 tarihinde şirket ortaklığının sona ermesi nedeni ile Kurumca anılan tarih itibariyle sigortalılığının sonlandırıldığı, prim ödemelerine dayalı olarak 22.12.2004-14.06.2007 tarihleri arasındaki dönemde isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edildiği, yersiz tahsil edilen sağlık sigortası primlerinin zorunlu sigortalılığın iptali sonrası 14.06.2007 tarihli dilekçeye istinaden davalıya iade edildiği ve isteğe bağlı sigortalılık döneminde sağlık yardımlarından yararlanma hakkının bulunmadığı gerekçesi ile 21.03.2005 tarihi sonrasındaki tedavi giderlerinin borç kaydedilerek tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun Ek 11. maddesi olup anılan Kanun kapsamına giren sigortalılar hakkında malûllük, yaşlılık ve ölüm durumlarında belli koşullarla sosyal sigorta yardımları sağlanması amacıyla kabul edilen 02.09.1971 gün ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunundaki boşluğu gidererek sigortalıları sağlık sigortası kapsamına almak, bir başka anlatımla sigortalı ve ilgilileri sağlık sigortası yardımlarından faydalandırmak için Yasa Koyucu tarafından ilk kez 05.11.1985 gün ve 3235 sayılı Kanun hükümleri ile düzenleme yapılmış, sigortalılara tanınan bu hak, süreç içerisinde değişikliklerle sürdürülmüştür. Buna göre 3235 sayılı Kanunun 1’inci maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen Ek 11’inci maddede; sağlık sigortası yardımlarından; anılan Kanuna tabi sigortalılar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, yaşlılık ve malûllük aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, ölüm aylığı almakta olanların yararlanacağı belirtilmiş; daha sonra söz konusu madde, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 37’nci maddesi ile değiştirilerek; bu Kanunun 24’üncü maddesine göre sigortalı olanlardan; sigortalılığı devam edenler ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, yaşlılık ve malûllük aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, ölüm aylığı alanların sağlık sigortası yardımlarından yararlanacakları hüküm altına alınmıştır. Sonrasında ise, 15.02.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5454 sayılı Kanunun 8’inci maddesi ile madde bir kez daha değişikliğe uğramıştır. Buna göre Ek 11’inci madde; “Bu Kanun ile 2926 sayılı Kanuna göre;

a)Zorunlu sigortalı olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,

b)Yaşlılık ve malûllük aylığı bağlananlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları,

c)Ölüm aylığı alanlar, sağlık sigortası yardımlarından yararlanırlar. Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerine göre sağlık yardımlarından yararlananlar hakkında bu Kanunun geçici 7’nci maddesi hükümleri uygulanır. İsteğe bağlı sigortalı olarak aylık alanlar veya bunların hak sahipleri, talepleri halinde sağlık sigortasından yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.

Tedavi giderlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın Ek 11. madde hükmüne göre, sadece anılan Kanunun 24. maddesi kapsamında sigortalı olanlarla bu sigortalıların yakınlarının sağlık yardımlarından yararlanacakları belirtilerek, isteğe bağlı sigortalıların sağlık yardımlarından yararlanmalarına olanak tanınmamıştır. Açıklanan bu yasal düzenlemeler çerçevesinde davalının ihtilaf konusu dönemde sağlık yardımlarından yararlanma hakkının bulunmadığı açık ise de, Kurumca, 01.01.1992 tarihinden itibaren kesintisiz olarak zorunlu sigortalı kabul edilerek, sağlık sigortası primi dahil olmak üzere davalıdan tüm sigorta kollarına tabi primlerin tahsilinden ve bu çerçevede, tedavi giderlerinden yararlandırıldıktan sonra, zorunlu sigortalılık şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile anılan dönemde isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilerek, tahsil edilen sağlık sigortası primlerinin uzun süre nemalandırılmasından sonra, davalıya iade edilerek, tedavi giderlerinin yersiz olduğundan bahisle davalı adına borç kaydedilmesinin Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, Kurumun iade ettiği sağlık primlerini davalıdan tahsilinin her zaman mümkün olduğu gözetilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 1479 sayılı Yasanın Ek 11. madde hükmüne göre, sadece anılan Kanunu 3235 sayılı Kanun hükümleri ile düzenleme yapılmış, sigortalılara tanınan bu hak, süreç içerisinde değişikliklerle sürdürülmüştür. Buna göre 3235 sayılı Kanunu 5454 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu 1479 sayılı Kanuna eklenen Ek 11’inci maddede; sağlık sigortası yardımlarından; anılan Kanuna tabi sigortalılar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, yaşlılık ve malûllük aylığı almakta olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının, ölüm aylığı almakta olanların yararlanacağı belirtilmiş; daha sonra söz konusu madde, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunu 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun, katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 1479 sayılı Kanun K6100 md.3 K1479 md.11
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog