10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/17304 E. , 2013/9673 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaralanan sigortalının Kurumca karşılanan tedavi giderleri nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava dışı işveren ... Boya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne ait plastik boya üretimi yapılan işyerinde hizmet akdine dayanılarak çalıştırılmakta olan sigortalının, kamyonete yüklenmekte olan tiner tenekelerinin üzerindeyken dengesini yitirerek zemine düşmesiyle iş kazasının gerçekleştiği, işveren şirketin ortağı ve yasal temsilcisi konumundaki davalının sanık sıfatıyla yargılandığı ceza davasında, davalı kusurlu bulunarak cezalandırıldıktan sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirgin olup, teselsül hükümlerine dayanılmayan ve tedavi giderlerinin %75’inin istenildiği işbu rücu davasında, mahkemece yapılan yargılamada düzenlenen, kazanın gerçekleşmesinde dava dışı işveren şirketin %55, ceza davasında cezalandırıldığı gerekçesiyle davalının %5, sigortalının %40 oranında kusurunun bulunduğu yönündeki bilirkişi raporuna dayanılarak giderlerin %60’ı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.02.2012 gün ve ... Esas - 2012/70 Karar, 13.03.2012 gün ve 2011/2-376 Esas - 2012/90 Karar, 22.05.2012 gün ve 2011/8-498 Esas - 2012/211 Karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; sanık hakkında kurulan cezalandırma kararının hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve meydana getirdiği sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması durumunda, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesi gereğince düşürülmesi sonucunu doğurması nedeniyle, sanık İle Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi ./.. -2- veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması durumunda, hakkındaki cezalandırma kararı açıklanacak, yükümlülüklerin yerine getirilememesi durumunda da, kısmen infaza karar verilebileceği gibi koşulları bulunmakta ise hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi suretiyle yeni bir mahkûmiyet hükmü de kurulabilecektir. Anılan kurum bünyesinde iki kararı barındırmaktadır. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamadığından hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması durumunda düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan cezalandırma hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; iş güvenliği uzmanınca 506 sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77. maddeleri ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve diğer yasal mevzuat çerçevesinde yöntemince, hakkında kesinleşmiş cezalandırma kararı bulunmayan davalının ve diğer ilgililerin kusur durumlarını irdeleyen rapor düzenlenmeli, Kurumca istemde bulunulurken dava dışı işverenin kusurundan da sorumluluğu içeren teselsül hükümlerine dayanılmaması karşısında davalının yalnızca kişisel kusur oranından sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeli ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumu göz ardı edilerek, davalının cezalandırıldığı yönündeki maddi olguya aykırı saptamayla görüş belirten bilirkişi raporunun hükme dayanak kılınması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre, teselsül hükümlerine dayanılmamasına karşın davalının işverenle birlikte toplam kusur oranına göre rücu alacağının hüküm altına alınması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalıya geri verilmesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.