10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/2376 E. , 2013/10195 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, aksine Kurum işleminin iptali ile 22.3.1985-1999 tarihleri arasında davacının meslek kuruluş kaydının geçerli olduğunun tespiti ile 6111 sayılı kanundan yararlandırılması istemine ilişkindir. Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu anlaşılmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken,. anılan maddelerde 19.4.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasanın 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı yasanın 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
Davacının Kuruma ibraz ettiği giriş bildirgesi ile, akü imalatı mesleği sebebiyle, 05.7.1979 tarihli vergi kaydına ve 10.4.1984 tarihli meslek kuruluş kaydına istinaden, 22.3.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 05.4.1979-01.01.1981 (akücü), 10.01.1994-28.02.1994 (akü tamiri), 05.10.1999-31.12.2002 (akü ve lastik tamiri), 07.12.2004-16.7.2007 (kasap, şarküteri) tarihleri arasında vergi kaydı, 10.4.1984-30.8.2011 döneminde Oto Onarımcılar Odası kaydı, 10.12.1979 tarihinden itibaren ise Elektrikçiler Odası kaydı ve oto elektrikçikiği sebebi ile 14.10.1999 tarihinden devam eder şekilde de sicil kaydı bulunan davacının, 07.4.2011 tarihli tahsis talebine dek Kurum tarafından aktif sigortalı kabul edilir iken, mahallinde düzenlenen 19.9.2011 tarihli tetkik tutanağında, Oto Onarımcılar Odası üye kayıt defterinde tahrifat bulunduğu, kalem oynatma ile kayıt tarihinin 10.4.1984 olarak değiştirildiği, önceki üyelerin 1992 yılında kaydedildikleri, üye kayıt tarihleri ve sicil numaralarının teselsül etmediği, üye kayıt tarihi dışında diğer bilgilerde tahrifata rastlanılmadığı, üyeliğin kabulüne dair bir yönetim kurulu kararının bulunamadığı, imzasız 2010 yılı hazirun cetvelinde giriş tarihinin 14.10.1999 olarak geçtiği sonucuna varıldığı;
Yine 12.12.2011 tarihinde Elektrikçiler Odası Başkanlığı mahallinde düzenlenen tetkik tutanağında, davacının 10.12.1979 olan üye kayıt tarihinin, defterin 30.4.1993 tarihli noter tasdikinden önce olamayacağı, Orijinal defterin, üyeliğin kabulüne dair bir yönetim kurulu kararının bulunamadığı, gerekçeleriyle oda kaydının geçerli olmadığı sonucuna varılması üzerine, vergi kayıtları esas alınarak davacının 06.10.1999-31.12.2002 ve 07.12.2004-16.7.2007 dönemlerinde zorunlu esnaf bağ-kur sigortalısı kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, odanın zamanında noter tasdiki yaptırmamasının sonucuna sigortalının katlanmasının beklenemeyeceği, sonra tasdik edilen deftere geçilirken tasdiksizlerin saklanmayacağının bilindiği sonucuna varılmış ise de; hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Sosyal güvenlik hakkı Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de iş bu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından kanıtlar resen ve özenle toplanması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, davacıya ilişkin kayıtlar hakkında somut bir tespit olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, haklarında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuşlar var ise haklarında, bu yönde açılmış bir ceza tahkikatı veya ceza dosyasının varlığı ve sonucu araştırılmalı;davacının Kurumu yanıltıcı beyanda bulunup bulunmadığı, üyeliğe giriş tarihinde diğer oda üyeleri hakkında odaya giriş kararının ve sanayi ve ticaret il müdürlüğüne üyeliğinin şart kılınıp kılınmadığı irdelenmeli ve davacının, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi çerçevesinde geçerli bir sigortalığın bulunup bulunmadığı, yani kendi nam ve hesabına çalışma olgusu ile vergiden muafiyet durumu usulünce araştırılıp, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Yapılacak değerlendirmede, davacıya ait olduğu ileri sürülen dosyada mevcut hazirun cetvellerinde yazılı üye kayıt tarihi ile üye kayıt defterindeki tarih arasındaki farkın sebebi ortaya konulmalı, cetvellerde geçen isimlerin ayrı şahıslara ait olup olmadığı ilgili Oda’dan ve gerekiyorsa nüfus kayıtlarından araştırılmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.