Esas No
E. 2010/14061
Karar No
K. 2010/16900
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2010/14061 E.  ,  2010/16900 K.

"İçtihat Metni".......

Dava, 01.09.1977 tarihinden itibaren davalı şirkette geçen sigortalılık hizmet sürelerinin tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, 389. maddesinde “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmünün öngörülmesine rağmen, davacı dava dilekçesinde 01.09.1977 tarihinden itibaren davalı şirkette geçen sigortalılık hizmet sürelerinin tesbitini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 01.10.1977 tarihinde davalı şirket nezdinde sigortalı çalıştığının tesbitine karar verilmiş, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde ise 01.10.1977 tarihinden bahsedildiği halde hükümde, 01.09.1977 tarihinde bir gün çalıştığının tesbitine karar verilmiş olmakla usule aykırı hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

2.Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulu’nun 04.03.2009 tarih ve 2009/10-34 Esas 2009/104 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere; “Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 sayılı Kararı.). ./.. -2-

Davacı dava dilekçeinde işveren olarak davalı tarafta ...'ı göstermiş, karar başlığında da aynı davalı kişi davalı olarak belirtilmiş ve hükümde de bu davalı işyerinde çalıştığının tesbitine karar verildiği görülmüştür.Dava konusu edilen işe giriş bildirgesinde de 44001.22348.31.03 işyeri numarası ile ......işveren olarak belirtilmiş olmakla işverenin gerçek kişi olduğu anlaşıldığından, içeriği yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu Kararı karşısında; işveren sıfatı olmayan şirket hakkındaki davanın, pasif husumet ehliyeti bulunmadığından sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

3.506 sayılı Yasanın 4. Maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, kim olduğunun bilinmesinde ve davanın gerçek işverene karşı yöneltilmesinde yasal zorunluluk vardır.

Dava dosyası içine celp edilen ve Mahkemece de çalıştığına karar verilen işyeri numarasında işverenin ......olduğunun yazılmış olmasına göre, Mahkemece öncelikle, gerçek işverene husumet yöneltilmek suretiyle aleyhine dava açmak üzere davacıya mehil verilerek, açılacak davanın iş bu dava dosyası ile birleştirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.....

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku K506 md.4
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog