Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2017/780
Karar No
K. 2019/430
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2017/780
KARAR NO: 2019/430
DAVA: Hakem Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 28/08/2017
KARAR TARİHİ: 02/05/2019
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/05/2019

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı vekili özetle; müvekkillerinin davalı şirketlerin kurucusu olan ...'ın kızları oldu ...'ın ise öz kardeşleri olduğunu, muris ....'ın özel du sebebiyle yurtdışına çıkacak olması ve şirketleri idare etmekte zorlan gerekçesiyle bu şirketlerdeki hisselerini emaneten oğlu ...'a devretti bu devrin bila bedel yapıldığını, ....'ın Türkiye'ye dönmesi üzerine Mustafa tarafından iade edileceğini, ... üzerinde görülen hisselerin toplamının, %97'sinin müteveffa ....'a ait olduğunu, bu oranın hiçbir şekilde sermaye artırımından etkilenemeyeceğini, ... tarafından belgelerin sahte olduğu gerekçesiyle müvekkilleri aleyhine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruştuma üzerine müvekkilleri hakkında takipsizlik kararı verildiğini, belgelerin muris .... tarafından 2005 - 2007 yılları arasında müvekkili davacı ... ileride kendisine bir şey olacak olması veya haklarını koruyamayacak bir hale gelmesi halinde gerek kendisinin gerekse de diğer çocuklarının bir hak kaybına uğramamasını teminen verildiğini, zaman içerisinde ...'ın şirkete ait menkul ve gayrimenkulleri gerektiği gibi idare etmemesi, sahibi gözüktüğü hisselerin %97'sinin gerçekte babası ....'a ait olduğunu kabul etmeyerek şirketin asıl sahibi imiş gibi davranmaya başladığını, müvekkillerinin mirasçılık payları oranında adlarına tesciline ve şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesi amacıyla Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, davanın henüz derdest olduğunu, ...'ın 30.06.2014 tarihli şirket genel kurulu toplantısında kendisinde bulunan çoğunluğunu da kullanarak müvekkillerinin itirazlarına rağmen şirket ana sözleşmesi tadiline gittiğini, TTK m. 395 ve 396 hükümlerinde yer alan işlemleri yapabilmek amacıyla yetki aldığını ve gerek ....'ın gerekse de diğer kardeşlerini ileride telafisi imkansız zararlara sokacak bir art niyet gösterisinde bulunduğunu, iş bu genel krul kararlarının iptali maksadıyla Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanınYargıtay aşamasında olduğunu, 28.06.2017 tarihinde yapılan genel kurula müvekkillerinin pay sahibi ortaklar olacak çağrılı olduğu halde müvekkillerine vekaleten ....'un toplantıya katılmak üzere hazır bulunduğu halde toplantı başkanı tarafından sicil gazetesinde de yazılı olduğu üzere toplantıya katılamayacağı yönünde karar alınması ve müvekkillerinin genel kurul toplantısına katılması ve kararlara iştirak etmesinin engellenmesinin kanunun açık ve emredici hükümleri gereği genel kurul kararlarının geçersizlik halini oluşturduğunu ve genel kurulda alınan kararların ve genel kurulun iptali sebebinin doğurduğunu beyanla, her iki anonim şirket olağan genel kurul kararlarının butlan hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün olmadığı takdirde her iki şirket genel kurul kararlarının iptaline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: 28.06.2017 tarihli davalı şirketlerin olağan genel kurul toplantılarına katılmak üzere davacıların temsilcisi olduğu ileri sürülen Av. ... 'un şirket merkezine geldiğini, noterlikçe düzenlenen vekaletnamelerin TTK m. 445 gereği Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 21/1 maddesinde anılan ve ayrıca 08.06.2017 tarihli .... sayılı TTSG ...sayfasında ilan edilen toplantı davetinde örneği verilen vekaletnamenin unsurlarından olan pay adedini içermemesi, vekaletnamede yazılı hisse oranı ibaresinin yönetmelikte yazılı adedini göstermemesi nedeniyle toplantıya alınmadığını, davacıların yetkisiz olarak genel kurulda kendilerini temsil ettirmeleri neticesinde toplantılarda anılan kararlar hakkında dava açma haklarının ortadan kalktığını, TTK. m. 425 ve HMK. m.

114.dava şartlarının oluşmadığını, davalı şirketlerin 28.06.2017 tarihli usulüne uygun şekilde toplanan genel kurulda alınan kararların oy çokluğuyla karara bağlandığını, davacıların taleplerinin tamamen haksız olduğunu, davacıların dava dilekçesindeki ilanın durdurulması ve yürütmesinin geri bırakılması hakkında hiçbir kesin inandırıcı delil ibraz edemediğini, davacının huzurdaki davada elindeki sahte düzenlenmiş belgelerle, TTK'nun genel kurul kararlarının iptaline veya butlan sebebiyle geçersizliğinin tespitine dair hiçbir hak elde edemeyeceğinin aşikar olduğunu beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları bilhassa taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında bilirkişi heyetinden 07/01/2019 havale tarihli bilirkişi raporu alınmış, rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan hükme esas alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebinden ibarettir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketlerin 28/06/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantılarında alınan kararların davacının dava dilekçesinde sunmuş olduğu vakıaların doğru olup olmadığı, doğru iseler bu vakıalar nedeniyle alınan kararların yok hükmünde sayılıp sayılmayacağı, yok hükmünde sayılmayacak ise iptal şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere pay sahiplerinin, anonim şirketlerin genel kuruluna bizzat katılmaları bir zorunluluk değildir. Genel kurula katılabilecek kimselerin düzenlendiği TTK nd. 425'e göre pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. O halde pay sahibinin toplantıya temsilcisi aracılığıyla katılması mümkündür. Temsil yetkisinin nasıl verileceği hususunda ise TTK.

426.Md. hükmüne göre, senede bağlanmamış paylardan, nama yazılı pay senetlerinden ve ilmühaberlerden doğan pay sahipliği hakları, pay defterinde kayıtlı bulunan pay sahibi veya pay sahibince, yazılı olarak yetkilendirilmiş kişi tarafından kullanılır. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere pay sahibinin genel kurula temsilci aracılığıyla katılmak istemesi halinde temsil yetkisinin yazılı olarak verilmesi gerekmektedir. Anılan hüküm temsil belgesinin yazılı olmasını aramakta ancak başkaca bir özellik aramamaktadır.

Davalı şirket savunmasında Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 21/1 maddesinde anılan ve ayrıca 08.06.2017 tarihli ... sayılı T'SG 676. sayfasında ilan edilen toplantı davetinde örneği verilen vekâletnamenin unsurlarından olan pay adedini içermemesi, vekâletnamede yazılı hisse oranı ibaresinin yönetmelikte yazılı pay adedini göstermemesi nedeniyle toplantıya alınmadığını, davacıların yetkisiz olarak genel kurulda kendilerini temsil ettirmeleri neticesinde toplantılarda anılan kararlar hakkında dava açma haklarının ortadan kalktığını ileri sürmektedir. Yönetmelik ile kanun maddesinin önüne geçilemeyeceği gerçeği bir yana davalı şirket tarafından ileri sürülen yönetmelik hükmü halka açık şirketler için vekâletnamede bulunması gereken hususları kapsamakta olup, davalı şirket ise halka açık olmadığından davacıların vekâletnamelerinin bu koşulları taşıması istenemez. Bu durumda netice itibarıyla TTK md. 426 genel kurulda pay sahibinin temsili bakımından yazılı şekil aramışsa da bunun dışında geçerli bir temsil yetkisinin verilebilmesi için imza sirküleri ve noter tasdikini şart koşmadığından bir üst norm niteliğindeki bu kanun hükmüne aykırı düzenleme içeren Yönetmeliğe istinaden davacıların genel kurul toplantısına alınmamış olmaları kararın alınması sürecindeki bir kanuna aykırılık yani usuli bir aykırılık teşkil ettiği, söz konusu usuli eksiklik yani pay sahibinin toplantıya katılımının engellenmesinin müeyyidesi TTK md. 446 (1) b bendinde düzenlenmiş olup genel kurulda alınan kararların bu süreçteki bir eksiklik dolayısıyla TTK md. 445 (1)'e aykırılık teşkil etmesi ve bu nedenle iptali mümkündür (TTK md. 446/1-b.) Ancak bu tür aykırılıkların iptal edilebilirliğinde "etki kuralı"/"illiyet bağı" devreye girer ve usuli eksikliğin alınmasına etkili olup olmadığına bakılarak iptal talebi sonuca bağlanır.

Somut olayda, davacı şirketin genel kurula temsilci vasıtasıyla katılmasının engellendiği, uyuşmazlıkta tek bir pay sahibinin pay miktarı ne olursa olsun salt toplantıya haksız olarak alınmaması halinde bu aykırılığın genel kurul kararına etkili olup olmadığının aranmaksızın söz konusu genel kurul kararının iptali gerektiği, aksi halde büyük pay sahiplerinin, genel kurul kararının alınmasında etkili olmayan küçük pay sahiplerinin genel kurullara girmelerini engellemelerine izin verilmiş olacağı, bunun da pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki temel haklarının ihlaline yol açacağı, TTK. Madde 446/1-b bendi kapsamında usuli bir kanuna aykırılık teşkil eden durumun açık olduğu anlaşılmakla 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın kabulü ile 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline,

2.TTK nun 449.maddesi gereğince 28/06/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların geri bırakılmasına ve tedbiren durdurulmasına ve bu tedbir kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına,

3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 44,40 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 13,00 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,

4.Davacılar tarafından yapılan 2.602,60 TL posta masrafı ile toplam harç gideri 67,40 TL ki toplam 2.670,00 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine,

5.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacılara iadesine,

6.Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 2.725,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine,

7.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

Dair karar, davacılar vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342. Maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/05/2019 Başkan ... ¸(e-imzalıdır) Üye ... ¸(e-imzalıdır) Üye ... ¸(e-imzalıdır) Katip ... ¸(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.