Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/903
Karar No
K. 2019/530
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/903
KARAR NO: 2019/530
DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/11/2015
KARAR TARİHİ: 28/05/2019
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/06/2019

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı asil özetle; Davacı, .......ve Tic.A.Ş.ve ....... Tic.Ltd.Şti ile anlaşarak daire almak istediğini, yaptıkları sözleşmeye istinaden 16.000,00-TL peşin para verdiğini, kalan için 50 adet senet yaptıklarını, 8 adet senede karşılık 8.000,00-TL daha ödeme yaptıklarını, sözleşmede belirtildiği şekilde dairenin teslim edilmediğini, inşaata dahi başlanılmadığını, dolandırıldığını, senetlerin bir kısmını geri aldığını, kalan senetlerin başkalarına verildiğini, bu senetlere istinaden davalı ......Yapı Malzemeleri tarafından Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün ........ esas sayılı dosyası aleyhine takip başlatıldığını, herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenlerle davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın haksız ve yersiz açıldığını, müvekkilinin Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün ........ esas sayılı dosyasındaki icra takibine konu senetleri ciro yoluyla edinen yasal hamil olduğunu, davacı ile senet lehtarı arasındaki ilişkinin müvekkilini bağlamayacağını, müvekkiline karşı herhangi bir definin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İşbu dosya, Bakırköy...... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...... esas ......sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize intikal etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy ....... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin durdurulması, davacının borçlu olmadığının tespiti, davaya konu senetlerin iptali taleplerinden ibarettir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, Bakırköy ........ İcra Müdürlüğünün........ esas sayılı dosyası, davaya konu senet suretleri, ticaret sicil kayıtları incelenmiş ve içerikleri anlaşılmıştır. ve tüm dosya kapsamına binaen; Alacaklı ......Yapı Malz.tarafından borçlular ..., .......ve Tic. A.Ş ve ........ Tic. Ltd. Şti. aleyhine 14.790,67-TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus Bakırkö....... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğu, takibin devam ettiği, .......ve Tic. A.Ş ve .......Tic. Ltd. Şti'nin icra takibinde borçlu oldukları, davacı ... ....'nun şirketleri temsilen dava açamayacağı, bu sebeple şirketlerin davada değerlendirmeye alınmadığı, davalı alacaklının takibe konu senetleri ciro yolu ile edinen yasal hamil olduğu, davalı alacaklının davacı ile .......Yapı İnş.arasındaki ilişkiyi bilemeyeceği,

TTK.nun 690.maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599.maddesinde; "... keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü düzenlenmektedir. Hukukumuzda kıymetli evrak, hak sahibinin senetten tespiti şekline göre "nama", "emre" ve "hamile" yazılı kıymetli evrak olarak üçe ayırmak mümkündür.

Hak sahibi, diğer bir deyişle alacaklı, senede hamil olmak keyfiyetiyle birlikte, bir temlik (alacağm temliki) işlemine de bakılarak tespit ediliyorsa, böyle bir senet "nama yazılı senet" niteliğindedir. Yani, senette mündemiç hakkın sahibi olabilmek için, senedin mülkiyetini karşı tarafa geçiren işlemin yanında, aynca bir de temlik muamelesinin yapılması, nama yazılı senetlerde şarttır.

Nama yazılı kıymetli evrak, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK)'nun 566.maddesinde (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK)’nun m. 654), "Belli bir şahsın namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır" şeklinde tanımlanmıştır.

Nama yazılı senet için verilen tanımda iki husus üzerinde durulmuştur. Bir defa, "senedin belli bir şahsın namına (adına) yazılı olması" gerekir. Bu birinci şarttır (olumlu, pozitif şart). İkinci şart ise, "senedin emre kaydım ihtiva etmemesi" ve "kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır" (olumsuz, negatif şart).

Bazı kıymetli evrak vardır ki, Kanun bunları, aksine bir kayıt taşımadıkları takdirde, emre yazılı saymıştır. Bunlar, belli bir şahıs namına yazılı olsa ve emre kaydı ihtiva etmese bile, kanun hükmü gereği emre yazılı kıymetli evrak sayılır. Böyle senetleri, ancak emre yazılı olmadıklarını "açıkça" belirtmek suretiyle nama yazılı olarak düzenlemek mümkündür. Bu belirtme, senede "menfi emre kaydı" konarak yapılır. Buna karşılık, senede hamil olma durumunun hak sahipliği sıfatını tespit yönünden yeterli olduğu senetler ise, "hamile yazılı kıymetli evraktır". Hamile yazılı kıymetli evrakta, "senedin hamili olma", alacaklılık sıfatının tespitinde yeterli olmaktadır.

Hamile yazılı senetler, Türk Ticaret Kanunu'nun kıymetli evraka ilişkin kitabının üçüncü faslında hükme bağlanmıştır (6762 sayılı TTK. m. 570- 581; 6102 sayılı TTK’nun m. 658- 669). Hamile yazılı senetler için verilen genel tanım şöyledir: "Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise, o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile (hamiline) yazılı senet sayılır" (6762 sayılı TTK. m. 570/1; 6102 sayılı TTK’nun m. 658). Görüldüğü üzere tanım, iki ana unsura dayanmaktadır: Bunlardan birincisi, hamile yazılı senetlerin kıymetli evrak olduğu; ikinci unsur ise, hamile yazılı senetlere, hamile yazılı senet niteliği kazandıran "hamile kaydı"dır. Hamile kaydı hakkında belli bir şekil öngörülmemiştir.

Bazı senetlerin hamile yazılı düzenlenebileceği ise, Kanun'da açıkça belirtilmiştir: Hamile yazılı çek (6762 sayılı TTK. m. 697), ipotekli borç ve irat senedi (TMK. m. 914), tahviller (6762 sayılı TTK. m. 425/1), rehinli tahvilât (TMK. md. 971), intifa senetleri (6762 sayılı TTK. m. 573), hamile yazılı Öte yandan, senede hamil olma hali yanında, hak sahibinin tespiti bakımından bir "cironun yapılmış bulunması" keyfiyetinin de arandığı kıymetli evrak da vardır ki, bunlara "emre yazılı kıymetli evrak" denir.

Emre yazılı senetler, kambiyo senetlerinden sonra yer alan ve "Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler" başlığım taşıyan beşinci fasılda düzenlenmiştir. Kanun yapıcı, poliçe hakkmdaki hükümlerin, bütün emre yazılı senetlerde de uygulanabileceğini düşünmüş; bu hükümler, özel bir hükümle farklı esaslar benimsenmediği sürece, diğer emre yazılı senetler için de uygulanabilecek genel hükümler olarak kabul edilmiştir.

Emre yazılı senedin tanımı, 6762 sayılı TTK’nun 736.maddesinde yapılmıştır. Buna göre, "emre yazılı olan veya kanunen emre yazılı sayılan evrak, emre yazılı senetlerdendir" (6762 sayılı TTK. m. 736; 6102 sayılı TTK’nun m. 824/1). Tariften de anlaşılacağı üzere, emre yazılı senetler iki türlü olabilir: Ya, belli bir senet tipi kanun yapıcı tarafından "kanunen emre yazılı senetler" olarak kabul edilir; yahut da, esas itibariyle emre sayılmayan bazı senetlere "emre" kaydının konması suretiyle o senet emre yazılı senet haline getirilir (iradî olarak emre yazılı senetler). "Kanunen emre yazılı senet", belli bir tipe (gruba) dahil senetleri ifade eder. Bu tipe dahil senetlerin emre yazılı olduğu kabul edilir. Meselâ, kambiyo senetlerinin emre yazılı olması gibi. Poliçe, bono ve çek, "kambiyo senedi tipine dahil olduğu için" emre yazılı senettir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 1 l.Bası, Ankara 2005, s. 41- 51).

Diğer taraftan 6762 sayılı TTK’nun 690.maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nun 599.maddesinde "Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü öngörülmüştür.

Alacaklının takibine dayanak yaptığı senet kambiyo senedi (bono, poliçe ve çek) niteliğinde olmadığı halde, icra müdürü takip talebini kabul ederek borçluya kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna ilişkin ödeme emri gönderirse, beş gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin iptalini sağlayabilir (İİK. m. 168/3,170a,I).

Bu nedenle, icra müdürü, alacaklının takip konusu yaptığı belgenin kambiyo senedi olup olmadığım incelemekle yükümlüdür (ÜK. m. 168/1). İcra müdürü, alacaklının dayandığı senedin kambiyo senedi olmadığı kanısına varırsa, takip talebini reddetmelidir; reddetmezse, kambiyo senetlerine mahsus takip, şikayet (İÎK. m. 168/3, m. 170a,I) üzerine veya re’sen (ÎÎK. m. 170a,II) icra mahkemesi tarafından iptal edilir. Ayrıca, takip talebini alan icra müdürü, alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunup bulunmadığım da incelemek zorundadır (İİK. m. 170a,II) (Baki Kuru, İcra ve İflas El Kitabı, İstanbul 2004, s. 658, 686). Davaya konu senetlerin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı ve alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan 6762 sayılı TTK’nun 690.maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nun 599.maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde bu defiler ileri sürebilecektir.

Takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlu tarafından takip dayanağı senetteki imzaya itiraz edilmediği gibi borcun ödendiği de ispat edilmemiştir.

Bu durumda TTK.nun 599.maddesi hükmü gereği keşideci borçlunun, lehtara karşı ileri sürebileceği defileri (senedin tüketici senedi olarak verilmesi nedeni ile 4077 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiası) takip alacaklısına karşı ileri süremeyecektir.

Somut olayda, Alacaklı ......Yapı Malz.tarafından borçlular ..., .......ve Tic. A.Ş ve .......Yapı İnş.San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 14.790,67-TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğu, takibin devam ettiği, .......ve Tic. A.Ş ve .......Yapı İnş.San. Tic. Ltd. Şti'nin icra takibinde borçlu oldukları, davacı ......'nun şirketleri temsilen dava açamayacağı, bu sebeple şirketlerin davada değerlendirmeye alınmadığı, davalı alacaklının takibe konu senetleri ciro yolu ile edinen yasal hamil olduğu, davalı alacaklının davacı ile .......Yapı İnş.arasındaki ilişkiyi bilemeyeceği dikkate alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın reddine,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 44,40 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 297,15 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,

3.Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

5.Davalı tarafından yapılan 54,90 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

6.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 2.725,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

Dair gerekçeli kararın taraflara tebliğ edileceği tarihten itibaren başlatılmak suretiyle 15 günlük yasal süresi içerisinde mahkememize sunulacak temyiz dilekçesi ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar davacı asil ile davalı vekilinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 28/05/2019 Katip ... ¸(e-imzalıdır) Hakim ... ¸(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog