19. Ceza Dairesi
19. Ceza Dairesi 2019/31314 E. , 2019/14673 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: I-Müşteki Gümrük İdaresi Vekilinin temyiz talebine yönelik incelemede;
Suç tarihi itibarıyla uygulanması gereken 4733 sayılı Kanuna göre katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresine mahkemece katılan sıfatı verilmesi, adı geçen kuruma kanun yoluna başvurma hak ve yetkisi kazandırmayacağından, davaya katılma ve temyiz hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Sanığın temyiz talebine yönelik incelemede; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu , kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle;
UYAP ortamında yapılan araştırmada, sanık hakkında 09/02/2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.09.2014 tarih ve 2014/177 Esas 2014/664 Karar sayılı mahkumiyet hükmüne ilişkin dosyanın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi karşısında;
Anılan dosya getirtilip incelenerek suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu,
2.Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
3.Suç tarihi itibarıyla suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin davaya katılan olarak kabul edilip hangi katılana verildiği belli olmayacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi,
4.Dava konusu gümrük kaçağı eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delâletiyle 5237 sayılı TCK'nin 54/4. maddesi uyarınca müsaresine karar verilmesi yerine yazılı şekilde imhası suretiyle tasfiyesine karar verilmesi,
Kabule göre;
Sanığa, 171,83 TL'den ibaret kurum zararını ödemesi halinde lehine olan CMK'nin 231/5. maddesi hükümlerinin uygulanması imkânı bulunduğunun adil yargılanma hakkının bir unsuru olan yargılama makamlarının "sanığa haklarını öğretme yükümlülüğü" kapsamında, usulüne uygun şekilde açıklanıp bildirilerek sonucuna göre anılan hükümlerin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığının hükümde tartışılması gerektiği halde, söz edilen ilkelere uyulmaksızın, sanığın kurum zararını gidermediği biçimindeki soyut gerekçe ile uygulama yapılarak adil yargılama ilkesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.