Esas No
E. 2019/33055
Karar No
K. 2019/14434
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

19. Ceza Dairesi         2019/33055 E.  ,  2019/14434 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SUÇ: 6100 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet (Disiplin Hapsi)

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanık hakkında verilen disiplin hapsi cezasına karşı temyiz yoluna başvuru yolu mümkün olmadığından dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesi gerektiği yönündeki düşünceye; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 398. maddesinde ihtiyati tedbir kararına muhalefetin cezası olarak düzenlenen disiplin hapsi kararına karşı açıkça bir kanun yolu öngörülmemişse de; Anayasa'nın "D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90/5. maddesi; "...Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmünü içermektedir. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, 14. Mart 1985 tarihli ek 7 numaralı Porotokol'ün Uygun Bulunması Hakkında Kanun, 24.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. AİHS'ye Ek 7 Numaralı Protokol'ün "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesi; "1. Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir.

2.Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." hükümlerini içermektedir.

Bu nedenlerle; ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçu nedeniyle hukuk mahkemesi tarafından herhangi bir yargılama usulüne tabi olmaksızın, ertelenemeyecek, seçenek tedbire dahi çevrilemeyecek şekilde verilen ve kişisel hürriyeti bağlayıcı mahiyeti bulunan disiplin hapis cezasına karşı kanun yolu öngörülmemesinin, Anayasa'nın 90. maddesi kapsamında imzalanan ve uygun görülen ek 7 numaralı protokol hükümlerine aykırı olduğu, keza CMK'nin 267/1. maddesi çerçevesinde; ihtiyati tedbir kararına uymamak suçu nedeniyle mahkemece verilecek disiplin hapsine mahkumiyet hükmüne ilişkin kararlara karşı itiraz yasa yoluna gidilebileceği hususunda 6100 sayılı HMK'de açık bir hüküm bulunmadığı gibi hüküm tarihi itibariyle başvurulabilecek tek kanun yolunun temyiz yolu, tek yüksek yargı merciinin ise Yargıtay olduğu anlaşılmakla iştirak edilmemiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 11.07.2018 tarihli, 2018/1 E. 2018/83 K. sayılı iptal kararında (özetle);

Disiplin hapsinin bir suç karşılığı uygulanan bir cezai yaptırım olmayıp kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan bir fiilin işlenmesinden dolayı verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverme veya erteleme hükümleri uygulanamayan, adli sicil kayıtlarına geçmeyen bir ceza olduğu, mahkemece verilecek ihtiyati tedbir kararınına muhalefet edilmesini önlemeye yönelik olarak getirilmiş bir müeyyide olduğu, 6100 sayılı HMK'nin 398. maddesinde ihtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi sebebiyle verilmesi talep edilen disiplin hapsi yönünden yürütülecek yargılamanın usul ve esasları ile disiplin hapsi kararlarına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin açık bir düzenlemenin kanun koyucu tarafından öngörülmediği,

İhtiyati tedbire muhalefet edenler hakkında verilecek disiplin hapsinin bir mahkeme tarafından verileceği ve kişi hürriyetini kısıtlayacağının kuşkusuz olduğu, dolayısıyla kişilerin hukuki güvenlikleri ile hak arama hürriyetlerini kısıtlayarak temel hak ve özgürlüklerini zedeleyeceği sonucuna ulaşıldığı gerekçeleriyle, 6100 sayılı Kanun'un 398. maddesinde öngörülen ve disiplin hapsini düzenleyen 1. fıkranın Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle maddenin iptaline, iptal kararı nedeniyle doğacak hukuki boşluğun, kamu yararını ihlal edebilecek nitelikte olması nedeniyle iptal kararının dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, 20.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükmü 20.11.2019 günü yürürlüğe girmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında temyize konu ceza dava dosyası ve somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Sanık hakkında şikayetçi finans kurumunun (dava açılmaksızın) yaptığı ihtiyati tedbir başvurusu sonucunda;

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 13.08.2009 tarihinde 2009/1858 D.İş. sayılı ihtiyati tedbir kararıyla "finansal kiralama sözleşmesine konu bir kısım iş makinelerinin davalıdan alınarak davacıya teslimine" dair bir karar verildiği, kararın icraya konulduğu ve İskenderun (talimat) icra müdürlüğünce davalının işyeri olan şantiyeye 16.10.2009 tarihinde gidildiği, şantiyede görülen iş makinelerinin kısa bir süre içinde ortadan kaybolduğu, şikayetçinin başvurusu üzerine İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, davalının (şüphelinin) ve çalışma arkadaşının 1086 sayılı HUMK'nin 113/A maddesi gereği cezalandırılması istemiyle 19.03.2010 tarihinde İskenderun Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.06.2011 tarihli, 2010/474 E., 2011/638 K. sayılı kararıyla, sanığın ve iş arkadaşının eylemlerine uyan 1086 sayılı Kanun'un 113/a maddesi gereği mahkumiyetlerine karar verildiği, bu arada 01.10.2011 tarihinde 6100 sayılı HMK'nin yürürlüğe girdiği, Mahkumiyet kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 16.09.2013 tarihli 2013/12713 E., 2013/18150 K. sayılı ilamıyla, 6100 sayılı HMK'nin yürürlüğe girmesi nedeniyle eylemin yaptırımının ve görevli mahkemenin değiştiği, bu nedenle kararın bozulmasına karar verildiği,

Bozma üzerine dosyanın gönderildiği İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.05.2014 tarihli, 2013/648 E., 2014/330 K. sayılı kararıyla 6100 sayılı HMK'nin 398. maddesine göre disiplin hapsi cezası verme hak ve yetkisinin ihtiyati tedbir kararını veren mahkeme olduğundan bahisle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için görevsizlik kararı verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Bu arada 3226 sayılı Kanun gereği malların teslimi için açılan asıl davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2009 tarihli, 2009/615 E., 2009/803 K. sayılı kararıyla kabul edildiği, disiplin hapsi cezasına da ihtiyati tedbir kararı hususunda asıl davaya bakan mahkemece karar verilmesi gerektiğinden, dosyanın ihtiyati tedbire konu asıl davaya bakan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve asıl dava dosyası üzerinden verilen 19.12.2014 tarihli, 2009/615 E., 2009/803K. sayılı ek kararla, sanığın ve iş arkadaşının HMK'nin 398. maddesi gereği 1 ay disiplin hapsi ile cezalandırılmalarına, HMK'de başvuru yolu öngörülmediğinden bahisle kesin olarak verildiği,

Sanığın kararı, savunması alınmadan ve haksız olarak verildiği gerekçesiyle temyiz ettiği, disiplin hapsi kararından ve sanığın temyizinden hemen sonra, şikayetçi vekili tarafından dosyaya sunulan 19.01.2015 havale tarihli dilekçede; ihtiyati tedbir kararına konu taşınır "malların şikayet eden şirkete teslim edilmiş olması" nedeniyle şikayetten feragat ettiklerinin belirtildiği,

Dosyanın Yargıtay'a intikalinden sonra, temyize konu karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nin "Tedbire muhalefetin cezası" başlıklı 398. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli, 2018/1 E. 2018/83 K. sayılı iptal kararıyla iptal edildiği ve 21.11.2019 tarihinde yürürlükten kalktığı anlaşılmakla; Haciz işlemi sırasında şantiyede çalışan inşaat teknikeri sanığın ve iş arkadaşının disiplin hapsi ile cezalandırılmaları yönünde verilen mahkumiyet kararına esas 6100 sayılı HMK'nin 398. maddesinin inceleme tarihinde yürürlükten kalkması nedeniyle, Mahkemece, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı da göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK'nin 2. ve 7. maddeleri gereği, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 CMUK’nin 325. maddesi uyarınca bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık Abdulkadir GÜLMÜŞ'e SİRAYETİNE, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.