4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2015/22370 E. , 2019/18419 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1.Katılan ... vekilinin sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde; Suçtan doğrudan zarar görmediği ve bu nedenle Kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisini bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca ...’nun tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2.Sanık hakkında katılan ...'na yönelik hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Eyleme, yükletilen suça ve ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik katılan ... vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
3.Sanık hakkında katılan ...'na yönelik tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; a-Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; sanığın, tartıştığı katılan ...'na söylediği “seni teröristlere teslim edeceğim" biçimindeki sözlerin TCK'nın 106/1-1. cümle kapsamında, objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması nedeniyle suçun oluşacağı gözetilerek, “sanıkla katılanların aynı sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek tehdit suçunun nesnel anlamda korkutuculuk ögesinin yani maddi ögesinin oluşmadığı ” şeklindeki, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi, b-Anlatımı hükme esas alınan tanık ...'nin duruşmada, sanık ile katılan ...'nun karşılıklı hakaret ettiklerini ileri sürmesi karşısında, katılan ...'nun sanığa hakaret ettiğine ilişkin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında katılan ...'na yönelik hakaret suçunu karşılıklı işlendiği kabul edilerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, c-Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin eksik ve yanlış gösterilmesi, ayrıca dava ile ilgisi bulunmadığı halde ...'in katılan olarak yazılması, ç-Tehdit suçunun oluştuğunun kabulü halinde ise;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1 maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.