7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/4813 E. , 2021/7576 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; O yer Cumhuriyet Savcısının 05/04/2021 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiği gözetilerek katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyizine göre yapılan incelemede; I- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık ... hakkında 21/07/2012 tarihli olayda; diğer sanık ... adına gelen içerisinde 318 adet gözlük ve 311 adet plastik camlı gözlük çerçevesi bulunduğu tespit edilen kargo kolisini teslim almak üzere kargo şubesine gelmesi sebebiyle 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış olup, diğer sanık ... tarafından da doğrulanan sanık ...'ın yakalanma esnasında kolluk görevlilerine verdiği şifahi beyanı ve aşamalardaki savunmalarında; gönderinin arkadaşı diğer sanık ...'e geldiğini, onun ricasıyla kargoya giderek İdris adına kargo gelip gelmediğini sorduğunu, dava konusu eşya ile ilgisinin bulunmadığını belirtmesi ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın atılı suça iştirak ettiğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeksizin beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı olup, katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 11/06/2013 tarih ve 2013/6223 esas sayılı iddianame ile sanık ... hakkında 21/07/2012 günü ele geçen 318 adet gözlük ve 311 adet plastik camlı gözlük çerçevesi, 03/08/2012 günü ele geçen 790 adet cep telefonu lensi ve 30 adet cep telefonu ekranı ile 06/08/2012 günü ele geçen 567 adet kol saati nedeniyle 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, dosya arasında 03/08/2012 ve 06/08/2012 tarihli olaylara ilişkin hazırlık evrakının bulunmadığı, dosyanın Uyap sisteminde yapılan incelemesinde ise sistemde söz konusu hazırlık evraklarının bir kısmının taralı bulunduğu, mahkemece sanığın savunmasının yalnızca 21/07/2012 tarihli eyleme ilişkin olarak alındığı, yargılamanın da söz konusu olayla sınırlı yapılarak yalnızca 21/07/2012 tarihli olayla ilgili hüküm tesis edildiği cihetle; 03/08/2012 ve 06/08/2012 tarihli olaylara ilişkin hazırlık evrakının aslı ya da onaylı örneğinin dosya arasına alınması, gerektiğinde soruşturma evrakının ihyasının düşünülmesi, sanığın iddianame içeriğine uygun savunmasının alınması ile neticesine göre karar verilmesi yerine sadece 21.07.2012 tarihli eylemi yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1.21/07/2012 günü ele geçen 318 adet gözlük ve 311 adet plastik camlı gözlük çerçevesine ilişkin dosyada mevcut 22/08/2014 havale tarihli bilirkişi raporunun eşyaların menşei husunda görüş içermediği ve yetersiz olduğu gözetilerek; 21/07/2012, 03/08/2012 ve 06/08/2012 tarihli olaylara konu tüm eşyalar konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek, yerli ya da yabancı üretim olup olmadıkları, imitasyon olup olmadıkları tespit edilip menşeilerinin belirlenmesi, yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde ise ele geçen eşyalardan güneş gözlükleri ve kol saatlerine ilişkin mevcut faturalar ile ilgili olarak ithale kadar inilmek suretiyle zincirleme menşei araştırmasının tamamlanması, fatura düzenleyicisi firma yetkililerinin dinlenmesi, ilgili Gümrük İdaresinden gümrük giriş beyannameleri tüm ekleriyle birlikte getirtilip, dava konusu eşyalar ve tüm belgeler konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdi edilerek eşyaların cins, miktar, menşe ve sair özellikleri itibariyle ayniyet tespiti yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi,
2.Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesinde düzenlenen suçun üst sınırının iki yılın altında olduğu gözetilerek; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Yasanın 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nun 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Yasanın 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nun 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK'nun 7. ve CMK’nun 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4.Gün adli para cezası, paraya çevrilirken yasa maddesi gösterilmediği gibi, temel gün adli para cezası tayin edilip, artırım ve indirim nedenleri uygulandıktan sonra gün adli para cezasının paraya çevrilmesi gerektiği kuralının gözetilmemesi,
5.Sanık hakkında hapis cezası ve adli para cezası tayin olunması karşısında, ertelemeye ilişkin paragrafın sonuna "cezasının TCK’ nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine," yazılması suretiyle adli para cezasının da ertelendiği kanaati oluşturulması,
6.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK.nun 54/4. madde ve fıkrası yerine TCK.nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK.nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
7.Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinin 2. fıkrasında "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 26/05/1935 gün ve 111/7 sayılı "yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 02/05/1966 gün ve 4/3 sayılı "tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktada yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini” belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği, ancak mahkemece kısa kararda yargılama gideri kısmı boş bırakılarak yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan usul ve yasaya aykırı hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.