40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2019/3136
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2018
NUMARASI: 2015/812 Esas - 2018/687 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık; 818 sayılı BK'nın 45. ve 47 (6098 sayılı TBK'nın 53/3. ve 56/2). maddeleri kapsamında ölümlü trafik kazasından kaynaklanan bakiye destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; "Asıl ve ıslahla açılan davanın kabulüne, davacı ... için 10.566,68 TL, davacı ... için 4.360,21 TL, davacı ... için 3.828,32 TL olmak üzere toplam; 18.755,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden 05/02/2015 temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden 17/07/2010 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalı ... Sigorta Şirketi yönünden manevi tazminat talebinin reddine, 3-Davacılar ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam; 45.000,00 TL manevi tazminatın 17/07/2010 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Ltid. Şti. Ve ...'dan alınarak, davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın 17/07/2010 tarihinde gerçekleştiğini, işbu davanın ise Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra davanın açıldığını, davanın zamanaşımından dolayı reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda hiçbir kastı ve kusurunun bulunmadığını, davacılarının tüm zararlarının sigorta şirketi tarafından karşılandığını ve ibraname düzenlendiğini, bu nedenle açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacıların destekten yoksun kaldığı iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından; 17/07/2010 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ.'nin ZMS sigortacısı, davalı ... Ltd. Şti.'nin işleteni ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu yolcu otobüsünün tek taraflı kaza yapması neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteği (davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların anneleri) ...'nın vefat ettiği, davacıların destekten yoksun kaldıkları, dava öncesinde, karayolu zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen dava dışı sigorta şirketine yaptıkları başvuru üzerine, davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, ancak davacılar tarafınca, ödenen miktarların yetersiz görülerek, işbu davada bakiye destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talep edildiği ve Mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. KTK'nın 109/2 maddesinde, eylemin bir suç teşkil etmesi halinde tazminat talebinin ceza dava zamanaşımına tâbi olacağı öngörülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, davaya konu haksız fiil,
TCK'nın 85/1. maddesi kapsamına giren bir suç oluşturduğundan,
TCK'nın 66/1-d maddesi gereğince 15 yıllık zamanaşımına tâbidir. Davaya konu trafik kazası 17/07/2010 tarihinde gerçekleşmiş, işbu dava ise; 19/08/2015 tarihinde açılmıştır. Buna göre KTK'nın 109/2. maddesinde öngörülen ceza dava zamanaşımı süresi dolmadığından, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Mahkemece, karara dayanak yapılan 02/12/2016 tarihli kusur - zarar bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu; dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi sonucunda, davacıların, karayolu zorunlu taşımacılık mali sorumluluk sigortası poliçesinin teminat limitini aşan ve davalılardan talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarının; davacı ... için 10.566,68 TL, davacı ... için 4.360,21 TL ve davacı ... için 3.828,32 TL olduğu, temerrüt başlangıç tarihinin davalı Sigorta Şirketi yönünden 05/02/2015, diğer davalılar yönünden 17/02/2010 tarihi olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi raporunun yapılan incelemesinde; raporun,
HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, dosyadaki bilgi ve belgelere uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanısına varılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin, kusur ve destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasına yönelik iddia ve itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf iddia ve itirazlarına gelince; kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, müteveffanın yolcu olması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, 818 sayılı BK'nın 47 (6098 sayılı TBK'nın 56/2). maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun ve makul olduğu kanısına varıldığından, bu yöne ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak, Mahkemece, kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hükmedilen harç eksik ve hatalı olduğundan bu husus kamu düzenine aykırılık nedeniyle resen dikkate alınarak,
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm oluşturulması gerekmiştir.