17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/369 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24/09/2018
NUMARASI: 2017/444 Esas, 2018/983 Karar
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; Tahtakale/Eminönü adresindeki ...'da yer alan ve dava dışı sigortalı ... Ltd. Şti'nin kiracısı olduğu işyerinin 25/02/2015-26/02/2016 tarihi arasında İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, 26/10/2015 tarihinde sigortalı işyerinin tavanından gelen sular nedeniyle işyerinde hasar oluştuğunu, ekspertiz incelemesi sonucu sigortalıya 14/12/2015 tarihinde 39.375,69 TL ödendiğini, hasara neden olan su baskının han içerisinde bulunan davalı idarenin malik olduğu 78 nolu bağımsız bölümden kaynaklandığını, davalı idarenin yapı maliki olarak hasardan sorumlu olduğunu belirterek 39.375,69 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; müvekkili idarenin tacir olmadığını ve haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıkta asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, kiralanan taşınmazda bakım ve onarım görevinin taşınmazı kullanan kişiye ait olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, sigortalı işyerinde hasara neden olan su taşkınının davalının kiracısının musluğu açık bırakmasından kaynaklandığı ve zarardan dava dışı kiracının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; eksper raporunda hasarın açık bırakılan musluktan veya patlaşan tesisattan kaynaklandığı belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu iki ihtimal değerlendirilmeksizin hasarın açık bırakılan musluktan kaynaklandığının ifade edildiğini, maktu yazılan rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, sigortalı işyerindeki su baskınının patlayan su tesisatından kaynaklandığını ve davalının yapı maliki olarak kusursuz sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin 6102 sayılı yasanın 1472 ve devam maddeleri gereğince rücuen tahsil istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, sigortalı işyerinde hasara neden olan su taşkınının davalının kiracısının musluğu açık bırakmasından kaynaklandığı ve davalı idarenin sorumlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı taraf hükmü istinaf etmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda
uyuşmazlık, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus" Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta sigortalı tacir olmakla birlikte, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü tacir değildir. Davalının yapı maliki olarak hasardan sorumlu olduğu iddia edildiğine ve davalı idare tacir olmadığına göre uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde sonuçlandırılması ve davanın görev nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması doğru olmamıştır. Görev kuralının niteliği gereğince taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından ve mahkemece yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulması gerektiğinden, istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin görevsiz mahkemede davanın görülerek sonuçlandırılmış olması nedeniyle kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf taleplerinin esasa ilişkin itirazlar incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.