16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2020/141 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/05/2019
NUMARASI: 2014/1900 2019/693
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı şirket ve diğer davacı hakkında İst. And. ... İcra ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının araç alım-satımı ile uğraştığını, icra takibinin dayanağı olarak gösterilen bononun da esasen “araç satışından kaynaklanacak alacak” teminatı olarak verildiğini, oysaki hiçbir zaman bir araç satışı yapılmadığı gibi nakit para da verilmediğini, bu takipler nedeniyle davacıların davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, ancak icra takibine rağmen araç satışı yapılmadığı ve araç teslim edilmediği gibi davacı şirketin esasen borçlu olmadığı bir borcu icra tehdidi altında ödemek zorunda bırakılmak istendiğini, davacı şirket bakımından, takip konusu bono üzerindeki ... Ltd. Şti. kaşesinin sahte olduğunu, imzanın da davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, diğer davacı bakımından takip konusu bono üzerindeki ... adının sonradan yazıldığını ve bu davacıya ait şahsını bağlayıcı bir ibare olmadığını, ... imzasının sadece asıl borçlu ... bakımından atılmış bir imza olduğunu ve kendi şahsı ile ilgisi bulunmadığını, daha sonradan alacaklının tefecilik yaptığının öğrenildiğini, bu borçtan kurtulmak için borcun kat kat fazlasını ödemesine rağmen icra dosyasının kapatılmasının sağlanamadığını, hatta var olmayan borcun teminatı olarak tapu devri yapılmasına rağmen bu tapuların da iade edilmediğini ve borçtan düşülmediğini, Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/582 E. sayılı dosyası ve başkaca ceza dosyalarının davalının bu eylemini ispatladıklarını ileri sürerek davacıların İst. And. ... İcra ... E. sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini %40’ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senedine davalı olarak açılan icra takibi davalı-borçlulara yapılan tebligata rağmen itiraz edilmeden kesinleştiğini, davacıların aradan uzun süre geçtikten sonra bu davayı açmalarının kötüniyetli ve icra takibini sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, davacıların tüm iddialarının ispata muhtaç olduğunu ve ispat yükünün davacılara ait olduğunu, davacıların tacir olduğunu, basiretli bir tacirin ödeme yaparken makbuz almamasının hayatın olağan akışına ters bir durum olduğunu, takip dayanağı senetlerdeki imzaların hepsinin diğer borçlu ... şirketi adına atıldığı iddiasını da kabul etmediklerini ileri sürerek dayanaksız ve kötüniyetli davanın reddine, icra inkar tazminatının davacılardan tahsilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/08/2019 tarihli, 2014/1900 E.-2019/693 K. Sayılı Kararıyla; "... davanın kısmen kabulüne "... Şirketi ile ...'in davalı ...Şti yönünden Kartal ...İcra Md'nün ... takip sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davacı ... yönünden davanın reddine, icra inkar ve kötüniyet tazminat istemlerinin reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... yönünden hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda takip konusu senetteki imzaların ...'in eli ürünü olup olmadığı hususunda söz konusu imzaların basit tersimli olması nedeniyle ileri bir tespite gidilemediği belirtildiği, 06/03/2017 tarihli grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda inceleme konusu 3 senetteki imzaların hiçbirinin ... eli ürünü olmadığı açıkça ve tereddütsüz biçimde ifade ettiğini, yine 07/08/2017 tarihli ek bilirkişi raporunda da bu husus teyit edildiğini, imzaların müvekkiline ait olmadığı yönünde güçlü bir karine oluştuğunu, ispat yükünün senedi elinde bulunduran alacaklı davalıya ait olduğunu, sunulan kararlarda da bu hususun vurgulandığı, - dava dilekçesi ve beyanların bahse konu senette müvekkillerine ait hiç bir imza bulunmadığı yönünde ıslah edildiğini, buna rağmen mahkemece bu ıslah beyanının dikkate alınmaksızın hüküm oluşturulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının ... bakımından ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; - Dava dilekçesinde yazılı beyanların davacı tarafı bağladığı, dava dilekçesindeki beyanlarını tarafların maddi hatalar dışında değiştiremeyeceği veya düzeltilemeyeceğini, dava dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünün 1. maddesinde "İcra takibinin dayanağı olarak gösterilen bono da esasen araç satışından kaynaklanacak alacak teminatı olarak verilmiştir." beyanının yazıldığını, bu beyanın davacıları bağladığını, belirtilen beyana göre takip dayanağı senetlerin davacılar tarafından müvekkile verildiğinin kabul edildiğini, ancak bononun altındaki temel ilişkiye itiraz edildiğinin anlaşıldığını, dava dilekçesinin devamında ... şirketinin kaşesinin sahte olduğu, ... imzasının da diğer borçlu ... şirketi bakımından atılmış bir imza olduğu açıklandığını, ... in ... şirketinin yetkilisi olmadığını ve imzasının sadece ... adına atıldığı beyanının gerçek dışı olduğunu, Borçlu ... şirketi için dava açılmamış ise de mahkeme kararında dava dışı ... Ltd.Şti. yönünden karar oluşturulduğunu, Davacının kendi beyanı ile bilirkişi raporlarının çeliştiğinin, davacı ...'in ... adına attığı imzayı kabul ettiğini, bu hususta ihtilaf olmadığının açık ve net olduğu, ancak bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, Hükme esas alınan grafolog bilirkişi raporu ve ATK raporunun sağlıklı ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığının açık olduğunu, Takip dayanağı senetler üzerinde 5 adet imzanın bulunduğu, ...'in bir adet imzasını kabul edip diğerlerini kabul etmediğini, imzaların aynı el ürünü olduğunun tespit edildiğini, ayrıca ... imzasını kabul ettiği ... şirketinin yetkilisi olmayıp vekaletname ile işlem yaptığı, bir bonoda borçtan sorumlu olmak için tek imza yeterli iken bir kişinin bonoya 5 adet imza atması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dosyadaki 06.03.2017 tarihli grafolog bilirkişi raporundaki "Karşılaştırma Belgeleri" kısmında listelenen belgeler incelendiğinde hepsinin fotokopi belge olduğu görülebileceği, Asıl belge olan "Seçmen Sandık Listesi" belgesinin tarihi de 07.06.2015 ve 01.11.2015 tarihleri olup takip dayanağı senet tarihinden hatta dava tarihinde dahi sonraki tarihlerin olduğu, fotokopi belgeler ve dayanak belge tarihlerinden sonra düzenlenmiş evrak üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinin kabul edilemeyeceği, Kaşenin, resmi mühür hükmünde olmayıp şirketlerin birden fazla kaşe de kullanabileceği davacı tarafın mahkemeye sunduğu plastik kapaklı kaşeyi esas alarak senetteki kaşe izi ile aynı olmadığına ve senetteki kaşenin sahte olduğuna karar vermenin hukuka aykırı olduğunu, Senetlerin düzenlenme anına ilişkin olaylar maddi vakıa olup bu hususla ilgili tanık dinlenilmesinin yerleşik Yargıtay kararlarına göre mümkün olduğunu, Bonolardaki imzaların sahte olduğu iddiasında olan davacıların takibe ilişkin ödeme yaptığını iddia etmeleri, yaklaşık 4 sene sonra dava açmaları ve bugüne kadar savcılığa suç duyurusunda bulunmamaları hayatın olağan akışına ters olduğu, ayrıca davacıların müvekkil hakkındaki tefecilik iddialarının da asılsız ve iftira olduğu, müvekkil hakkında açılan Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/957 E. sayılı dosyasından da beraat kararı verildiğini belirterek davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.