3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/29184 E. , 2022/6346 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
İtiraz Eden:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi :05.07.2022
İtiraz Edilen Daire Kararı:Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15.02.2022 tarih ve 2021/3866 - 2022/735 sayılı kararı İlk Derece Mahkemesi:Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesi İtirazla İlgili Mahkeme Kararı:Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.09.2020 tarih ve 2020/542 - 2020/418 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm:TCK'nın 302/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1,
TCK'nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi Suç:Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.07.2022 tarih ve KD-2022/86278 sayılı yazısında; ''Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilmesi ve sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla 09.10.2019 tarihinde Suriye ülkesinin kuzeyinde başlatılan Barış Pınarı harekatı kapsamında Mabruke bölgesinde çatışmaların devam ettiği esnada, 19.10.2019 ve 20.10.2019 tarihli olay tutanakları ile "Türk Silahlı Kuvvetleri emrindeki Suriye Milli Ordusu (SMO) unsurları tarafından verilen bilgiye göre, Mabruke köyü bölgesinde yapılan operasyon esnasında çıkan çatışmada köyün etrafının sarılarak ablukaya alındığı, köy içerisinde bulunan ve kaçacak yerleri kalmadığını anlayan sanıkların da yer aldığı isimleri belirtilen 5'er erkek PKK/PYD terör örgütü mensubu şahsın SMO unsurlarınca yakalandıkları, şahıslara ait silah ve teçhizatların SMO tarafından el konularak harekat kapsamında kullanılmaya devam edildiği, yakalanan şahısların Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildikleri", sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD/YPG'ye katılarak ideolojik ve silahlı eğitim aldıklarını ve örgüt tarafından verilen talimatlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunduklarını ikrar etmekle beraber Barış Pınarı harekatı kapsamında operasyon yapan Türk Silahlı Kuvvetleri ve SMO unsurları ile çatışmaya girmediklerini beyan ettikleri, soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade veren diğer şüphelilerin de bu beyanları doğruladıkları, Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan raporlarda sanıklardan alınan svaplarda atış artıklarına rastlanılmadığının anlaşıldığı olayda; Mahkemece, sanıkların çatışma bölgesinde Suriye Milli Ordusu tarafından yakalandıktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edildikleri, sanıkların örgüt içerisinde aktif olarak görev aldıkları, sanıkların yakalanma şekli ve yakalandıkları yer göz önünde bulundurulduğunda eyleminin vahim nitelikte olduğu, sanıkların sabit olan eyleminden dolayı 5237 sayılı TCK'nın 302/1 fıkrasında düzenlenen Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir." şeklindeki gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmiş, hükmün sanıkların müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 11/09/2020 gün ve 2020/542 esas 2020/418 karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, kararın sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2020 gün ve 2020/90617 nolu Tebliğnamesi ile hükmün onanmasının talep edildiği, Yüksek Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15.02.2022 tarihli 2021/3866 esas ve 2022/735 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de,
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/4948- 2022/793 karar, 2021/5695- 2022/1386 karar, 2021/10342- 2022/10291 karar sayılı kararları ve aynı içerikteki pek çok kararında da olduğu üzere, sanıklardan Casim Said Al Kesmo ile birlikte 20.10.2019 tarihli tutanak ile yakalanan dosya sanığı ... hakkındaki 16.03.2022 tarihli 2021/5545 esas ve 2022/1385 sayılı kararında; "Mahkemenin sübuta ilişkin kabulüne ve eylemin vasıflandırılmasına esas teşkil eden olay tutanağı muhtevasına, dosya kapsamına ve aşamalarda değişmeyen, aksi de kanıtlanamayan ikrar içeren savunmaya göre, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD/YPG'nin bünyesinde yer alarak örgüt tarafından verilen talimatlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunan, kod adı kullanan, PKK/PYD silahlı terör örgütünün kontrolünde bulunan bölgede nöbet tutan, Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile PKK/PYD silahlı terör örgütü arasında çatışmaların yaşandığı bölgede yakalanan ancak doğrudan Türk Silahlı Kuvvetleri ya da Türk Silahlı Kuvvetlerince gerçekleştirilen operasyon esnasında Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile çatışmalara katıldığı kesin olarak saptanamayan sanığın, sübut bulan ve TCKnın 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütünü üye olmak suçundan cezalandırılması, safahatta tercüman marifetiyle alınan beyanlarında, suçunu ikrar ederek etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyleyip bir kısım örgüt mensupları ile örgütsel faaliyetler hakkında bilgi verdiğinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları açıkça anlatılması ve ayrıntılı savunmasının yeniden alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması ve verilen bilgilerin doğruluğunun ve faydalılığının yetkili mercilerden teyit edilmesi suretiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmasından sonra hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken, suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Mahkemece, sanıkların çatışma bölgesinde Suriye Milli Ordusu tarafından yakalandıktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edildikleri, sanıkların örgüt içerisinde aktif olarak görev aldıkları, sanıkların yakalanma şekli ve yakalandıkları yer göz önünde bulundurulduğunda eyleminin vahim nitelikte olduğu, sanıkların sabit olan eyleminden dolayı 5237 Sayılı TCK'nın 302/1 fıkrasında düzenlenen Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir." şeklindeki gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de, sanıkların savunmaları, soruşturma aşamasında ifadeleri alınan diğer şüphelilerin aynı mahiyetteki beyanları, sanıkların Barış Pınarı Harekatı kapsamında Mabruke bölgesinde çatışmalar devam ettiği esnada kaçamayacaklarını düşünerek silahlarını uzak noktaya atıp ellerini havaya kaldırıp teslim olduğuna dair 19.10.2019 ve 20.10.2019 tarihli tutanakların içeriği ve kriminal uzmanlık raporlarına göre, sanıkların herhangi silahlı çatışmaya girdiklerinin tespit edilememesi karşısında; eylemlerinin dosyada yer alan deliller nazara alındığında örgüte üyelik suçunu oluşturacağı gözetilmeden suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görüldüğünden Yüksek Dairenizin kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.'' şeklinde belirtilerek kararın düzeltilmesi için itirazda bulunduğu anlaşılmakla; İtiraz ve ekli dosya 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile değişik CMK 308/2, 3. madde ve fıkralarınca Dairemizce incelendiğinde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın kabulüne karar verilmiştir.
KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme talebinin KABULÜNE,
2.Dairemizin 15.02.2022 tarih ve 2021/3866 – 2022/735 karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA;
3.Dairemizin 15.02.2022 tarih ve 2021/3866 – 2022/735 Karar sayılı ilamının; "Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları dairenin 31.12.2018 tarih 2018/3775 esas, 2018/5600 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Türk Silahlı Kuvvetlerinin, meşru müdafaa hakkı kapsamında Suriye'nin kuzeyinde terör örgütlerine yönelik icra ettiği operasyonda onunla birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile örgütsel faaliyet kapsamında çatışmaya giren PKK/PYD silahlı terör örgütü mensuplarının eylemlerinin, TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağında kuşku bulunmamakla birlikte; Mahkemenin sübuta ilişkin kabulüne ve eylemin vasıflandırılmasına esas teşkil eden olay tutanağı muhtevasına, dosya kapsamına ve aşamalarda değişmeyen, aksi de kanıtlanamayan savunmaya göre, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın Suriye'deki uzantısı olan PYD/YPG'nin bünyesinde yer alarak örgüt tarafından verilen talimatlar doğrultusunda faaliyetlerde bulunan, kod adı kullanan, PKK/PYD silahlı terör örgütünün kontrolünde bulunan bölgede nöbet tutan, Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile PKK/PYD silahlı terör örgütü arasında çatışmaların yaşandığı bölgede yakalanan ancak doğrudan Türk Silahlı Kuvvetleri ya da Türk Silahlı Kuvvetlerince gerçekleştirilen operasyon esnasında Suriye Milli Ordusu (ÖSO) ile çatışmalara katıldığı kesin olarak saptanamayan sanıkların, sübut bulan ve TCK'nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütünü üye olmak suçundan cezalandırılması, safahatta tercüman marifetiyle alınan beyanlarında, suçlarını ikrar ederek bir kısım örgüt mensupları ile örgütsel faaliyetler hakkında bilgi verdiklerinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları açıkça anlatılması ve ayrıntılı savunmalarının yeniden alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması ve verilen bilgilerin doğruluğunun ve faydalılığının yetkili mercilerden teyit edilmesi suretiyle haklarında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasından sonra hukuki durumlarının taktir ve tayini gerekirken, suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükümlerin CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süreler, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin DEVAMINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." yazılması suretiyle ilamın bu şekilde DÜZELTİLMESİNE, 11.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.