Esas No
E. 2022/3179
Karar No
K. 2022/7220
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2022/3179 E.  ,  2022/7220 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vasisi tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2015 gününde verilen dilekçe ile mirastan çıkarmanın iptali (vasiyetnamenin iptali) talebi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

1.DAVA 1.1. Davacı vasisi, 09.12.2014 tarihinde vefat eden mirasbırakan ...’ın, davalı ...’ın etkisi altında kalarak düzenlediği Isparta 3. Noterliği'nin 03862 yevmiye sayılı ve 15/05/2013 tarihli vasiyetnamesinin gerçekleri yansıtmadığını, gerek davacının saklı pay ... gerekse mirasçılıktan çıkarılma koşullarının oluşmaması nedenleriyle vasiyetnamenin iptalini istemiştir. 2.CEVAP 2.1. Davalılar ..., ..., ... ve ..., duruşmada vasiyetnameye bir diyeceklerinin olmadıklarını beyan etmiş; davalı ..., davacının murise karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunması nedeniyle muris tarafından mirastan ıskat edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

3.1. İlk derece mahkemesinin, davanın reddine dair verdiği kararın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince, bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

4.TEMYİZ

4.1. Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

4.2 Temyiz Nedenleri ve Temyize Karşı Cevap

4.2.1.

Davacı vekili, tenkis taleplerini içeren ıslah dilekçelerini sunmak üzere taraflarına süre verilmesini istediklerini ancak mahkemece süre verilmeksizin hüküm kurulduğunu, mirasbırakanın tedavi kayıtlarının temin edilmediğini, vasiyetnamenin düzenlendiği sırada mirasbırakanın temyiz kudretinin olmadığını, vasiyetnamede belirtilen ceza dosyasının gerçekleri yansıtmadığını, tamamen davalı ...’ın kurgusu üzerine açılmış bir dosya olduğunu, bu konuda tanıklarının da mevcut olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararında sadece bu dosyanın gerekçe gösterildiğini belirterek hatalı kararın bozulmasını istemiştir.

5.YARGITAY KARARI

5.1.Davacı, ehliyetsizlik, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması nedenleriyle vasiyetnamenin iptalini istemiş; mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin gerçekleşmediğini ve vasiyetnamenin saklı pay hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir. Bu nedenle dava, vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve irade sakatlığı nedenleriyle iptali, mirasçılıktan çıkarmanın iptali ve tenkis isteklerine ilişkindir.

5.2.Vasiyetnamenin iptali, mirasçılıktan çıkarmanın iptali ve tenkisi davaları, ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde çıkarı olan mirasçı tarafından, ölüme bağlı tasarruftan yararlanan kişilere karşı açılabilecektir. Bu nedenledir ki, iş bu davalarda mahkemenin öncelikle yapması gereken; taraf teşkilini sağlamaktır.

5.3.Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. (TMK. 511/2) Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.(TMK. 511/3) Bu yasal hüküm gereği, davada husumetin çıkarmadan ve vasiyetnameden yararlananlara yöneltilmesi zorunludur. O halde açıklanan hüküm gözönünde tutularak; davacının altsoylarının bulunup bulunmadığının araştırılması varsa husumetin onlara; mirasçılıktan çıkarılanlardan altsoyu bulunmayan kimse varsa, onun miras payının mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalacağı nazara alınarak mirasbırakanın olası yasal mirasçılarına da husumetin yöneltilmesi, göstermeleri halinde delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekmektedir.

5.4.Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 462. maddesinin 8. fıkrası gereğince, vasinin kısıtlı adına dava açabilmesi için vesayet makamından izin alması gereklidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun davada kanuni temsili düzenleyen 52. maddesinde "Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir" hükmüne;

54.maddesinde "Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde izin belgelerini, tüzel kişilerin organları ise temsil belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi takdirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişilerin organlarının, yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmalarına yahut davayla ilgili işlem yapmalarına izin verebilir. İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması hâlinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir. Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır." hükmüne yer verilmiştir.

5.5.Ayrıca, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-d maddesi "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunması; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması” hükmüne göre dava ehliyeti ve temsil dava şartı olup,

HMK’nın 115.maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmü uyarınca temsil yetkisinin ve taraf teşkilinin mahkemece resen gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

5.6.Somut olayda davacı ..., Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1388 Esas, 2013/1197 Karar sayılı ve 05.11.2013 tarihli kararı ile Türk Medeni Kanununun 407. maddesi gereğince kısıtlanmış; eşi ... ise vasisi olarak atanmıştır. UYAP sisteminden temin edilen Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1388 Esas, 2013/1197 Karar sayılı 30.11.2015 tarihli ek karar ile vasinin görev süresinin hükümlünün (kısıtlının) yaklaşan tahliye tarihi gözetilerek tahliye tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiş ise de tahliye tarihine ilişkin bir bilginin dosyada mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

5.7.Eldeki dava 29.06.2015 tarihinde, davacı kısıtlandıktan sonra, davacı (kısıtlı) ... adına vasisi tarafından açılmıştır. Ancak kısıtlı adına dava açılabilmesi için vesayet makamından alınmış husumete izin kararına dosyada rastlanmamıştır.

5.8. Yargılama sırasında kısıtlılığın bir şekilde sona ermesi halinde ise dava, (fiil) ehliyetini kazanan kısıtlı tarafından takip edilebileceğinden bu durumda husumete izin alınmasına artık gerek yoktur. Ne var ki, davacı ...'ın hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyetinden dolayı kısıtlandığı dosya kapsamından anlaşılmış ise de, kısıtlılık halinin devam edip etmediği anlaşılamamıştır. Türk Medeni Kanununun 471. maddesinde "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre hükümlülükten dolayı vesayet altına alınan davacı ...'ın halen hapis hâlinin devam edip etmediğinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nden ve Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan sorularak tespiti gerekmektedir. Davacının kısıtlılık hali sona ermiş ise, vasinin ve onun tayin ettiği vekilin görevi de sona erecektir.

5.9. O halde mahkemece, davacının kısıtlılık durumu araştırılarak kısıtlılığın devam ettiğinin anlaşılması halinde, TMK'nın 462/8. maddesi uyarınca eldeki dava için vesayet makamından "husumete izin" kararı alınması ve anılan usuli işlem tamamlandıktan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, bahsedilen husus gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

5.10. Ayrıca, mirasbırakan ... ...’ın mirasçılık belgesi temin edilmeden karar verilmiştir. Ancak UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydına göre mirasbırakanın, davanın tarafları dışında ... ve ... isimli mirasçılarının bulunduğu; mirasçılıktan çıkarılan davacı ...’ın ise ... ve ... ... isimli çocuklarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, mirasbırakan ...’ın mirasçılık belgesi temin edilerek davada taraf olmayan mirasçılarına ve davacının altsoyuna husumetin yöneltilmesi ile taraf teşkili sağlanması gerekmektedir.

5.11. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, iptali istenen vasiyetnameden ve mirasçılıktan çıkarmadan yararlanan kişilere husumet yöneltilmeden ve kısıtlı davacının husumete izin kararı temin edilmeden karar verilmiş olması nedenleriyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

28/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.