10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/6525 E. , 2022/12676 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulü ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı emrinde 11/02/1991-18/10/2010 tarihleri arasında çalıştığını, davacının çalışmalarının kuruma bildirilmediği, primlerinin davalı tarafından ödenmediğini, sigortalılık süresinin tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının 26/08/2009 tarihli müracaatı üzerine 01/09/2009 tarihinden itibaren 2022 sayılı Yasa gereği, emekli aylığı bağlandığı, davacının kurum kayıtlarına intikal etmiş her hangi bir sigortalı çalışma kaydının mevcut olmadığı, eylemli ve gerçek olarak çalışmanın kanıtlanması gerektiğini, kazanç durumu ve çalışma tarihlerinin net olarak ortaya konulması gerektiğini, her türlü hususun duraksamaya yer vermeyeck şekilde araştırılması gerektiğini, davacının davasını ispatlaması gerektiğini, davacının davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını beyan ile davanın reddi yolunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekilince verilen cevap dilekçesinde özet olarak; davalı işyerinin avukatlık bürosu olduğu, davacının işyerinin temizliği için kısa süreli olarak zaman zaman işyerine geldiği, işin süreklilik arz etmediğini, davacının sürekli bir işe ihtiyacı olması sebebi ile 02/10/2009 tarihinde taraflar arasında iş sözleşmesi yapılarak davacının sürekli olarak çalışmaya başladığı, avukatlık bürosunun kapanacağının davacıya iletildiği ve iş akdine son verildiği, davacının davalı işvereni ibra ettiği beyan ile davanın reddi yolunda karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI: Mahkemece, davadan vazgeçme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hareketle, yerel mahkeme kararı kaldırılarak, “Davadan vazgeçme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamı incelendiğinde, işbu hizmet tespiti davasında, davacı vekilinin 30.10.2020 tarihli dilekçesi ile HMK 123 ve 150. Maddeler kapsamında davasından vazgeçtiğini belirttiği, davalıların duruşma esnasında vazgeçmeye bir diyeceklerinin bulunmadığına dair beyanda bulundukları, mahkemece, davadan vazgeçme nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davanın geri alınması müessesesi, 6100 sayılı HMK'nın 123 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık rıza göstermesi durumunda, mahkemece "davanın açılmamış sayılmasına" karar verileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.
Nitekim, 22/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 123 üncü maddesine; "Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." ek cümlesi eklenerek, mahkemece verilecek kararın mahiyeti, yerleşmişYargıtay içtihatları doğrultusunda düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Yasanın 7.ve 8. maddelerinde çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönünde düzenleme yapılmış olmakla, buna göre sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir ve kişiler ile sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü de, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından 6100 sayılı Kanun hükümleri kapsamında feragat olanaksız olduğu gibi sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da feragat edilemez. Ancak, anılan Kanunun 123. maddesinde düzenlenen hak kullanılabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkı saklı tutularak, davalının açık rızası ile dava geri alınabilir veya 150. maddede öngörülen hak ve olanaktan yararlanılarak dava takip edilmeyip yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucu elde edilebilir. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davalıların HMK nın 123. maddesi kapsamında vazgeçmeye açık rızalarının bulunduğuna dair bir beyanlarının olmadığı belirgin olduğundan, söz konusu madde kapsamında beyan alınarak sonucuna göre hüküm verilmesi gerekmektedir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulü ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararı bozulmalıdır.