2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2021/6489 E. , 2022/20417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir. Ayrıca, gerçek kişiler yönünden Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için, muhatabın adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve daha önce kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebligatın yapılmış olması zorunludur.
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan soruşturma aşamasında da şikayetçi olduğunu açıkça bildiren şikayetçilerin, duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmedikleri, sanık hakkında 03/06/2013 tarihli 2012/289-2013/432 esas sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın müşteki ...'ın soruşturmada bildirdiği adrese tebligatın çıkarıldığı, iade gelmesi üzerine daha önce usulüne uygun tebligatın yapılmadığı, aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında;
03/06/2013 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın müşteki ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle mahkemece yapılan hükmün kesinleştirilmesinin usulüne uygun olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği, denetim süresinin işlemeye başlamadığı, hükmün açıklanmasına ilişkin 28/01/2016 tarihli kararın hukuken geçerliliği bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, geceleyin müştekilerin ortak ikamet ettikleri evine rızası dışında girmesi ve sonrasında müşteki ...'ı öldüreceğini söylemesi şeklinde gerçekleşen eylemlerine uyan TCK'nın 116/4. ve 106/1-1.cümle maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçları için öngörülen cezaların üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, savunma tarihi olan 21/11/2012 tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 06/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yazı İşl. Müd.Y. KM./d