10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/13141 E. , 2022/15622 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu Denizli İl Müdürlüğünün ... Birliği hakkında devam eden 1015842 iş yeri sicil numaralı dosya alacağından dolayı müvekkillerinin menkul ve gayrimenkul malları üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmamış olması sebebiyle usul yönünden reddi gerektiğini, Çivril Kaymakamlığı tarafından gönderilen cevabi yazılarda; davacıların Kuruma olan borçlarının tahakkuk ettiği dönemde birliğin yönetim kurulu üyesi olduklarını, 5510 sayılı Kanunun 88.maddesi uyarınca ödenmeyen birlik borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen şahsi mal varlıkları ile sorumlu olduklarını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI: A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece Mahkemesi tarafından, davanın kabulü ile; dava dışı işveren ... Birliği'nin Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün ... sıra numaralı dosyasında işlem gören iş yerinin davalı SGK'ya olan borçlarının tahsili amacıyla başlatılan icra takipleri kapsamında davacıların taşınır ve taşınmaz malları üzerine konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına, dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Kurum vekili kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, dair karar verilmiştir. TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1.6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Bu kapsamda, mahkemece davacının talebi açıklattırılmak suretiyle, hangi ödeme emirlerinden dolayı hangi taşınır ve taşınmazlar üzerine haciz konulduğu ayrı ayrı belirlenerek, buna ilişkin belgeler celp edilmek suretiyle ; değerlendirmede bulunulmalıdır.
2.506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırı olacaktır.
Eldeki davada, dava konusu somutlaştırıldıktan sonra, yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde; davacının... Birliği yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığından, görevli olduğu dönemler bakımından temsil ve ilzam yetkisinin olup olmadığı araştırılmalı, bu şekilde ödeme emirlerine konu dönemlerde davacının sorumlu olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak; İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.