20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2020
NUMARASI : 2018/96 E. - 2020/331 K.
GEREKÇE
Asıl dava, marka ve tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, birleşen dava ise tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, birleşen davaya konu tasarımların hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Zira, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 11.10.2019 ve 06.01.2020 tarihli kök ve ek bilirkişi raporlarında, birleşen davada davacı tarafından sunulan deliller denetime elverişli olacak biçimde değerlendirilmemiş, yenilik ve ayırt edicilik hususunda genel değerlendirmeler yapıldıktan sonra dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı açıklanmıştır. Oysa, davacı tarafından sunulan delillerin, dava konusu tasarımların yeniliklerini kıracak nitelikte olup olmadıklarının belirlenmesinden sonra şayet bu deliller yenilik kıracak nitelikte iseler, dava konusu tasarımlarla bu görsellerin denetime elverişli olacak biçimde karşılaştırılmaları, ortak ve farklı yönlerinin tek tek sayılması ve buna göre dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadıklarının tespit edilmesi, ayrıca dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadıklarının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece anılan hususların tespiti için ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm tesisi yerine yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince asıl davada TBK'nın 50. maddesi uyarınca maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ise de bu yönden de ilk derece mahkemesi eksik incelemeye dayanmaktadır. Gerçekten de TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakimin talep edilebilecek tazminatı hakkaniyete uygun olarak belirlemesi için tüm araştırmalara rağmen zarar görenin zararının tam olarak tespit edilememesi gereklidir. Uğranılan zararın miktarı hususunda gerekli araştırma yapılmadan doğrudan doğruya TBK'nın 50. maddesine göre zararın tespiti mümkün değildir. Somut olayda da, davacı tarafça SMK'nın 151/2-c maddesi kapsamında uğranılan zararın tespiti talep edilmiş, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ise emsal lisans sözleşmesi sunulmadığından ve davalıya ait fatura ve ticari defterler de dosyada bulunmadığından, talep edilebilecek tazminatın hesaplanamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince, SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç tutarının hesaplanmasında, davalı tarafın dava konusu tasarımları bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin belirlenmesi gerektiğinden, davacı taraf emsal lisans sözleşmesi sunması için süre verilmesi, emsal lisans sözleşmesi sunulmaması halinde gerekirse usulüne uygun ihtarat çıkararak taraf ticari kayıtlarının getirtilmesi ve bu şekilde temin edilen kayıtlar incelenmek suretiyle emsal lisans bedelinin ne miktarda olabileceği hususunda bilirkişi raporu alınması, tüm bu incelemelere rağmen davacının zararının tespit edilememesi halinde ise TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde doğrudan doğruya TBK'nın 50. maddesine göre takdir edilen tazminatın hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan ve somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/10/2020 gün ve 2018/96 Esas - 2020/331 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3.Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4.Davacı-karşı davalı... .... A.ş vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan tarafa iadesine,
5.Davalı-karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 342,00 nispi istinaf karar ve ilam harcı ile 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 401,30 TL harcın istek halinde anılan tarafa iadesine,
6.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
8.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/04/2023 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...